(The Turkish Post) – Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, İmralı’da Abdullah Öcalan’a sağlanan konuta ilişkin açıklama yaptı. Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde konutun, Öcalan’ın süreçteki rolüne uygun bir çalışma ortamı oluşturmak amacıyla hazırlandığını belirten Uçum, bu imkânın serbest bırakma veya imtiyaz olarak değerlendirilmesine tepki gösterdi.
Uçum, “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki çerçevesini de ele aldığı yazısında, örgütün silah bırakmasına ilişkin tespitlerden başvuruların değerlendirilmesine kadar uzanan aşamaları sıraladı. Sürecin hızlandırılması gerektiğini savunan Uçum, yeni anayasa çalışmalarının ise ayrı bir müzakere süreci olduğunu vurguladı.
“Konut, Öcalan’ın rolüne uygun çalışma ortamı için”
İmralı’da cezaevi binasına bağlı bir ünite olarak yapılan konuta ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uçum, Öcalan’ın statüsü üzerinden yürütülen tartışmaların sürecin amacından uzaklaştırıldığını öne sürdü.
Uçum, bazı çevrelerin Öcalan’ın statüsü konusunu farklı noktalara taşıdığını savunarak, oluşturulan çalışma ortamının serbest bırakma ya da imtiyaz olarak yorumlanmasını “iyi niyetli olmayan bir bakış” olarak nitelendirdi.
İnfaz düzenlemesinin aşamalarını anlattı
Uçum, yazısında 7595 sayılı Kanun kapsamındaki erteleme uygulamasının koşullarına da yer verdi. Buna göre süreçte ilk aşama, örgütün fiilî varlığını sona erdirdiğine ve silah ile mühimmatın teslim edildiğine ilişkin tespitlerin teyidi için Millî Güvenlik Kurulu kararının alınması ve Resmî Gazete’de yayımlanması.
İkinci aşamada, ilan tarihinden itibaren altı ay içinde kapsamdaki kişilerin yetkili mercilere bizzat veya avukatları aracılığıyla yazılı başvuruda bulunması öngörülüyor.
Başvuruların ardından cumhuriyet savcılıkları, mahkemeler ve infaz hâkimlikleri; başvuran kişinin, ilişkili suçların ve ilgili durumun kanun kapsamına girip girmediğini inceleyecek.
Erteleme kararı verilebilmesi için kişinin ve ilişkili suçun kanun kapsamında bulunması, ayrıca istisna suçlar arasında yer almaması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekiyor. Verilen kararlara itiraz hakkı da bulunuyor.
Erteleme süresi boyunca terör suçu işlenmemesi hâlinde ise kişinin hukuki durumuna göre kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya cezanın infaz edilmiş sayılmasına karar verilebilecek.
“Altı aylık başvuru süresi isabetli olur”
Uçum, kanun kapsamına girebilecek kişilerin tamamının altı aylık süre içinde başvuruda bulunmasının, iki ve üç yıllık sürelerin ardından yapılacak değerlendirmeler açısından daha uygun olacağını savundu.
Bu yaklaşımın, sürecin hukuki aşamalarının daha sağlıklı yürütülmesine katkı sağlayacağını belirten Uçum, örgütün silah bırakmasına ilişkin tespitlerin ve sonrasındaki değerlendirmelerin önemine dikkat çekti.
“Terörsüz Türkiye” ile yeni anayasa süreci farklı
Uçum, “Terörsüz Türkiye” süreci ile yeni anayasa çalışmalarının birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti. “Terörsüz Türkiye”yi bir diyalog süreci, yeni anayasa çalışmalarını ise bir müzakere süreci olarak tanımladı.
Diyalog sürecinin muhatapları arasında Öcalan, ona bağlı yöneticiler ve kadrolar, bağlantılı oluşumlar ile yasal alandaki temsilcilerin bulunduğunu ifade eden Uçum, esas olanın Öcalan’ın devletle ve milletle bütünleşme perspektifine uygun iradenin ortaya konulması olduğunu savundu.
Uçum ayrıca, bazı örgüt yöneticilerinin kendi gündemlerini Öcalan’ın özgürlüğü veya statüsü tartışmaları üzerinden gizlediğini ileri sürerek, tespit sürecinin hızlandırılması çağrısında bulundu.




