(The Turkish Post) – Türkiye’de adli kontrol uygulamasının ulaştığı boyut dikkat çekti. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 1 Ekim 2026 itibarıyla adli kontrol hükümleri uygulanan kişi sayısı 140 bin 280’e ulaştı. Aynı tarihte denetim ve takibi yapılan çocuk yükümlülerin sayısı da 10 bin 821 olarak kayıtlara geçti.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında uygulanan adli kontrol, tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiri olarak düzenleniyor. Ancak uygulamanın kapsamı ve özellikle gazeteciler ile muhalif isimler hakkında verilen kararlar, adli kontrolün kullanım biçimine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
140 binden fazla kişi takipte
Adalet Bakanlığı verileri, adli kontrol tedbirinin yüz binlerce kişiyi kapsadığını ortaya koydu.
1 Ekim itibarıyla 140 bin 280 kişi adli kontrol altında bulunuyor. Bu kişiler hakkında uygulanan tedbirler, dosyanın niteliğine göre farklı yükümlülükler içerebiliyor.
CMK’nın 109. maddesinde adli kontrol, belirli koşullarda tutuklama yerine uygulanabilecek bir tedbir olarak düzenleniyor. Kanuna göre adli kontrol yükümlülüklerine kasten uyulmaması halinde tutuklama kararı verilmesi de mümkün.
Çocuk yükümlü sayısı 10 bin 821
Bakanlık verilerinde çocuklara ilişkin rakam da dikkat çekiyor.
1 Ekim 2026 itibarıyla denetim ve takibi yapılan çocuk yükümlü sayısı 10 bin 821 olarak kayıtlara geçti.
Gazeteciler de adli kontrol kapsamında
Adli kontrol uygulamasının özellikle gazeteciler ve iktidara muhalif isimler açısından kullanımı da tartışma konusu oldu.
BirGün’ün aktardığı verilere göre, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan isimler arasında gazeteciler Timur Soykan, İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Fatih Altaylı da bulunuyor.
Bu örnekler üzerinden hukukçular ve muhalif çevreler, adli kontrolün bazı dosyalarda yalnızca tutuklamaya alternatif bir tedbir olmaktan çıkıp ifade ve hareket özgürlüğü üzerinde ağır sonuçlar doğurabildiğini savunuyor.
Cezaevlerindeki doluluk da gündemde
Adli kontrol sayısındaki yüksek rakam, cezaevlerindeki kapasite tartışmalarının sürdüğü bir dönemde açıklanmış oldu.
1 Ekim 2026 itibarıyla cezaevlerindeki doluluk oranının yüzde 145’e yaklaştığı bildirildi.
Adli kontrol ile tutuklama hukuken aynı tedbirler olmasa da, her iki uygulamanın kapsamı Türkiye’deki ceza adaleti sistemi ve özgürlük-güvenlik dengesi tartışmalarının önemli başlıkları arasında yer alıyor.






















