(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
İklim değişikliğinin etkileri Türkiye’nin su kaynaklarında kendini her geçen yıl daha yakıcı biçimde hissettiriyor. Yağışların azalması, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin çok üzerinde seyretmesi ve tarımsal sulamanın kontrolsüz biçimde artması, baraj, göl ve nehirlerdeki su seviyelerini kritik noktaların altına indirdi.
Türkiye’nin birçok ilinde alarm zilleri çalarken, bazı barajlar neredeyse tamamen boşaldı. Bu tablo, yalnızca büyükşehirlerde yaşayan milyonlarca insanın içme suyunu değil, aynı zamanda tarımsal üretimi ve doğal yaşamı da doğrudan tehdit ediyor.
İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR’DE KRİTİK SEVİYELER
İstanbul’da baraj doluluk oranı yüzde 39,98’e gerilerken, geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 45,79’du. Ankara’da düşüş çok daha sert oldu; geçen yıl yüzde 38,28 olan oran bu yıl yüzde 18,38’e indi. İzmir’de ise tablo daha vahim: Gördes Barajı tamamen kurudu, Tahtalı Barajı’nda seviye yüzde 5,67’ye düştü.
ANADOLU’DA TABLO DAHA AĞIR
Konya Ovası’nda barajlar kritik seviyeye indi. Altınapa Barajı’ndaki su miktarı yalnızca 3 milyon metreküpe geriledi. Prof. Dr. Fetullah Arık, son 30-35 yılın en kurak yazının yaşandığını belirtirken, Akşehir ve Meke gibi göllerin kurumasının doğal yaşamı da yok ettiğini vurguladı.
Van’da Zernek, Sarımehmet, Koçköprü ve Morgedik barajlarında düşüş yaşanırken, balık üretim tesisleri olası toplu ölümler konusunda uyarıda bulundu. Sivas’taki Pusat Özen Barajı’nda ise su çekilince, yıllar önce sular altında kalan eski Pusat köyü yeniden gün yüzüne çıktı.
“Su şehri” olarak bilinen Bursa’da barajların doluluk oranı yüzde 9,4’e kadar indi. Trakya’da Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesine su sağlayan Naip Barajı yüzde 1’in altına düşerek adeta kurudu.
TÜRKİYE SU FAKİRİ BİR ÜLKE OLMA YOLUNDA MI?
Uzmanlar yıllardır Türkiye’nin iklim koşulları, nüfus artışı ve kontrolsüz su kullanımı nedeniyle “su stresi” yaşayan ülkeler arasında olduğunu dile getiriyor. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir tatlı su miktarı 1700 metreküpün altına inmiş durumda. Eğer mevcut trend devam ederse bu miktar 1000 metreküpün altına düşebilir ve Türkiye “su fakiri” ülkeler sınıfına girebilir. Bu senaryo yalnızca içme suyunun azalması anlamına gelmiyor; tarımda sulama sorunları, enerji üretiminde aksaklıklar ve sanayiye su sağlayamama gibi zincirleme krizlere kapı aralıyor.
ŞEHİRLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE HAZIR MI?
İklim değişikliğine bağlı kuraklık ve su kıtlığıyla mücadele konusunda şehirlerin hazırlık seviyesi tartışmalı. İstanbul ve Ankara gibi metropollerde altyapı yatırımları sürse de artan nüfus ve yoğun göç baskısı, mevcut önlemleri yetersiz hale getiriyor. İzmir’de Gördes Barajı’nın tamamen kuruması, alternatif su kaynaklarının geliştirilmediğinde kentlerin ne kadar savunmasız kalabileceğini gösterdi. Uzmanlar, yağmur suyu hasadı, gri suyun yeniden kullanımı, tarımda damla sulama gibi teknolojilerin yaygınlaştırılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Ancak bu adımlar atılmadıkça şehirlerin su krizine karşı dayanıklılığı düşük kalmaya devam edecek.
SU POLİTİKALARI REVİZE EDİLMELİ
Türkiye’nin birçok kentinde benzer manzaralar yaşanırken uzmanlar, mevcut politikaların bu tabloyu tersine çevirmeye yetmediği konusunda hemfikir. Barajların hızla boşalmasında kontrolsüz tarımsal sulamanın büyük rol oynadığı vurgulanıyor. Akademisyenler, Türkiye’nin yarı kurak iklim kuşağında bulunduğunu hatırlatarak, acilen su odaklı bir tarım politikası geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde yalnızca içme suyu değil, gıda güvenliği de ciddi biçimde riske girecek. Yerel yönetimler vatandaşlara tasarruf çağrısı yaparken, uzmanlar da merkezi hükümetin kalıcı ve bütüncül su politikaları geliştirmesinin artık kaçınılmaz olduğunun altını çiziyor.





















