(The Turkish Post) – SÜREYYA ŞAŞMAZ / STRAZBURG
Tüm Türkiye’nin gözü kulağı TBMM’de. Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın açıklamasının ardından, örgütün silahı bıraktığını açıklaması, hem Türkiye’de, hem de Avrupa’da büyük ses getirdi.
Burada, örgütün neden silah bıraktığını, bunun arkasında siyasi ya da diplomatik perde arkası planların olup olmadığını irdelemeyeceğim. Bana göre; terör örgütü PKK’nın 40 yılın ardından silah bırakması ve örgüt yöneticilerinin de Öcalan’ın siyasi demeçlerini sıkı sıkıya uygulaması çok değerli. Tabii ki, bu silah bırakmanın perde gerisinde Türk istihbarat teşkilatının ve güvenlik bürokrasisinin bir takım verdiği sözler ve güvenceler vardır. Bunun olmadığını izah etmek akılla izah edilemez.
Türkiye’nin geleceğine ipotek koymuş, temel ve kronik sorunu kökünden çözmek için bir takım adımlar da atılması gerekiyordu. Bu konuda zaten, Turkishpost yazarları, Mümtaz’er Türköne, Doğu Ergil ve Hüsnü Yusuf Turabiç gibi, gündeme damga vuran entelektüel kalemler defalarca yazılar kaleme aldı. Bu konuda dile getirmem gereken tek bir husus var. O da; İngiltere ve İspanya gibi Avrupa’nın iki önemli ülkesi, IRA ve ETA gibi ayrılıkçı iki terör grubunu pasifize etmek ve siyasete dahil etmek için benzer bir anlaşma yoluna gitmişti. Bu açıdan çözüm yoluna kapı aralayan başta MHP lideri Devlet Bahçeli olmak üzere, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve DEM Partisi yetkililerini kutlamak gerekiyor.
İNFAZ DÜZENLEMESİ TBMM’DE
Aslında amacım bu konuları gündeme getirmek değildi. Ancak bir girizgah olması için bunları görmezden gelemezdim. Beni asıl ilgilendiren, bu çözüm yolunun getireceği sonuçlar. Haliyle terör örgütü PKK’nın silah bırakma kararı sonrasında, gözler artık TBMM’ye çevrildi. Çünkü örgüt üyelerinin sosyal hayata dahil olmaları ve yaşamlarını daha minimal geçirmeleri için, siyasi iktidarın da bir takım adımlar atması gerekiyor. Bunun ilk başlangıç noktası da, tabii ki infaz düzenlemesinde bir takım adımların atılması. Edindiğim bilgilere göre; infaz çalışması artık TBMM’de. Bunun adına isterseniz “AF” deyin, isterseniz de “İNFAZ” çalışması. Ama asıl önemli olan cin şişeden çıktı artık. Muhtemelen Kurban Bayramı öncesine kadar, söz konusu düzenlemenin kanunlaşması planlanıyor. Ancak bazı aksiliklerin çıkması durumundaysa, temmuz döneminde bütün adımlar atılmış olacak.
Burada gördüğüm kadarıyla, sürecin itici gücü yine MHP olacak. MHP lideri Bahçeli, siyasi olarak görevini yapmaya devam ediyor. Ancak hukuki adımların takipçisi olarak da MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ı atadı. Yıldız, yaklaşık 6 aydır süren bütün hukuki çalışmaların içerisindeydi. Adaletli ve toplumu kucaklayan bir düzenlemenin olması için mücadele ettiğini söylemem gerekiyor. Yıldız, TBMM’ye sunulması beklenen ‘infaz düzenlemesi için “KHK mağdurlarını da kapsamalı. İnfaz eşitliği sağlayacak kanun yapılmalı” açıklamasında bulundu.
Bu konuda birkaç ay önce, bulunduğum ülkede bir yazı kaleme almıştım. “Af çalışması tamam, gözler İmralı’da” başlıklı yazımda, AK Partili ve MHP’li hukukçu dostlarımdan aldığım kulis bilgileri okuyucularla paylaşmıştım. Artık kulis bilgilerine bile ihtiyaç kalmadı. Ankara, yaklaşık altı aydır yürüttüğü hukuki görüşmeleri, nihayet ete kemiğe büründürdü. Söz konusu çalışma artık kanunlaşması için Meclis’in gündemine getirildi. Burada artık diğer siyasi partilerin de, görüş farkı gözetmeksizin ülke menfaatini düşünerek her kesimi kucaklayacak bu düzenlemenin kanunlaşması için çaba göstermeleri.
PERDE ARKASI
Gelelim hukuki düzenlemenin perde arkasına. AK Parti ve MHP’li hukukçulardan alınan bilgilere göre; şiddet ve silahlı bir eylemi olmayan bütün siyasi mahkûmlar, bu düzenlemeden faydalanacak. Bu düzenlemenin Meclis’ten geçmesinin ardından sadece PKK mensupları değil, FETÖ ve benzeri suçlardan yargılananlar da aftan yararlanacak. Ayrıca suçun tekrarı halinde de benzer yargılamalar yeniden açılabilecek. Bu sayede caydırıcılık esas alınıyor. Toplumda geniş infiallere neden olan ve AK Parti ile MHP seçmeninin tepki verdiği KHK sorunuyla ilgili de bir takım adımların atılması planlanıyor.
Bu kapsamda, öncelikle insan onurunu merkeze alan, hükümlülerin de anlayabileceği, karmaşık olmayan, cezanın ıslah edici fonksiyonlarını gözeten, infaz eşitliğini ve adaletini sağlayacak düzenlemelerin yasalaşması planlanıyor. Ayrıca toplumda cezasızlık algısına sebep olabilecek düzenlemelerden de uzak durulacak.
Yine hukukçulardan alınan bilgilere göre, hakkında KHK kapsamında işlem yapılan, ancak yargılama sonrasında beraat ya da takipsizlik kararı verilen kamu personellerinin de yeniden işlerine dönmeleri amaçlanıyor.






















