(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Almanya’nın önde gelen dört barış araştırma enstitüsünün hazırladığı 2026 Barış Raporu, uluslararası sistemin geleceğine ilişkin son yılların en çarpıcı uyarılarından birini içeriyor. Raporda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, uluslararası hukuku hiçe sayan ve güç kullanımını dış politikanın temel aracı haline getiren yeni nesil “savaş baronları” olarak tanımlanıyor. Araştırmacılara göre dünya artık yalnızca kurallara dayalı düzenin aşınmasına değil, bu düzenin fiilen çöküşüne tanıklık ediyor.
SAVAŞIN YENİDEN MEŞRULAŞTIĞI BİR DÖNEM
Soğuk Savaş sonrasında uluslararası toplumun temel hedefi, devletler arasındaki anlaşmazlıkların diplomasi ve uluslararası hukuk yoluyla çözülmesiydi. Ancak Alman araştırmacılar bugün tam tersinin yaşandığını savunuyor. Rapora göre savaş, yeniden siyasi hedeflere ulaşmanın normal ve kabul edilebilir bir aracı olarak görülmeye başladı. Özellikle son yıllarda Ukrayna, Gazze, İran ve çeşitli bölgesel krizlerde askeri gücün ön plana çıkması, bu eğilimin en görünür örnekleri arasında gösteriliyor. Araştırmacılar, uluslararası kurumların zayıflamasıyla birlikte devletlerin kendi çıkarlarını korumak için daha fazla güç politikalarına yöneldiğini ve bunun küresel istikrarsızlığı artırdığını belirtiyor.
PUTİN, TRUMP VE NETANYAHU NEDEN AYNI KATEGORİDE DEĞERLENDİRİLİYOR?
Raporda üç liderin aynı kefeye konulmadığı özellikle vurgulanıyor. Ancak araştırmacılara göre bu isimleri ortak bir başlık altında buluşturan unsur, şiddeti ve baskıyı siyasi araç olarak kullanmaları. Putin’in Ukrayna savaşıyla Avrupa güvenlik düzenini sarsması, Netanyahu hükümetinin Gazze politikaları nedeniyle uluslararası hukuk tartışmalarının odağına yerleşmesi ve Trump’ın çok taraflı kurumlara yönelik eleştirel yaklaşımı, araştırmacılar tarafından aynı eğilimin farklı yansımaları olarak değerlendiriliyor.
Bu değerlendirme, Almanya’da son dönemde güçlenen “uluslararası düzenin çözülmesi” tartışmalarının da bir parçası olarak görülüyor. Benzer kaygılar daha önce yayımlanan 2026 Münih Güvenlik Raporu’nda da dile getirilmiş, küresel sistemin giderek daha fazla güç siyasetine dayalı hale geldiği vurgulanmıştı.
TÜRKİYE NEDEN RAPORDA YER ALDI?
Barış Raporu’nun en dikkat çekici bölümlerinden biri de Türkiye’nin İsrail ve bazı Körfez ülkeleriyle birlikte “güç bölgesini genişletmeye çalışan aktörler” arasında anılması oldu. Araştırmacılar, bu ülkelerin artık yalnızca klasik ulus-devlet mantığıyla hareket etmediğini, nüfuz alanlarını genişletmeye çalışan bölgesel güçler olarak öne çıktığını savunuyor. Bu değerlendirme Türkiye açısından tartışmalı bir yorum niteliği taşıyor. Çünkü Ankara, son yıllarda savunma sanayiindeki gelişmeler, Libya, Suriye, Kafkasya ve Afrika’daki diplomatik ve askeri faaliyetleri nedeniyle zaten “bölgesel güç” olarak tanımlanıyor. Alman araştırmacılar ise bu etkinliğin uluslararası sistem üzerindeki etkilerine daha eleştirel bir perspektiften yaklaşıyor.
AVRUPA’NIN ASIL KAYGISI ABD’YE BAĞIMLILIK
Raporun satır aralarında Avrupa’nın güvenlik endişeleri de açık biçimde görülüyor. Araştırmacılar, Avrupa Birliği ve Almanya’nın savunma alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini savunuyor. Bu çağrı, özellikle Trump’ın yeniden Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Avrupa’da sıkça dile getirilen “stratejik özerklik” tartışmalarıyla örtüşüyor. Son yıllarda yayımlanan Alman güvenlik raporlarında da ABD’nin küresel düzende eskisi kadar öngörülebilir bir ortak olmadığı yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor.
YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ Mİ DOĞUYOR?
2026 Barış Raporu’nun en önemli mesajı, dünyanın yeni bir güç mücadelesi dönemine girdiği yönünde. Araştırmacılara göre uluslararası hukuk, çok taraflı diplomasi ve küresel iş birliği mekanizmaları ciddi bir baskı altında bulunuyor. Büyük güçlerin yanı sıra bölgesel aktörlerin de daha agresif politikalar izlemesi, mevcut düzenin geleceği konusunda soru işaretlerini artırıyor. Ancak rapor aynı zamanda siyasi tercihlerin değiştirilebilir olduğunun altını çiziyor. Araştırmacılara göre devletler daha farklı politikalar izleyebilir ve uluslararası sistem yeniden iş birliği temelinde şekillendirilebilir.
Bugün için ise Berlin’den verilen mesaj oldukça net. Dünya, savaşın yeniden normalleştiği ve güç siyasetinin kuralların önüne geçtiği tehlikeli bir döneme giriyor. Alman barış araştırmacıları, bu sürecin devam etmesi halinde uluslararası düzenin daha da kırılgan hale geleceği uyarısında bulunuyor.





















