(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Avrupa’da güvenlik tartışmaları yeniden alevleniyor. Rusya’nın Ukrayna ile müzakere sürecinde duraksama yaşandığını açıklaması, eş zamanlı olarak Polonya sınırında artan askeri hareketlilikle birleşince gözler NATO’nun olası reflekslerine çevrildi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un “iletişim kanalları kuruldu ama bir duraklama var” sözleri, Moskova’nın zamana oynadığı ve Batı’nın tepkilerini ölçmeye çalıştığı yorumlarına yol açtı. Özellikle Ukrayna cephesinde savaşın uzaması, Avrupa’nın enerji krizleri ve güvenlik kaygılarıyla birleştiğinde, Rusya’nın diplomasi ile sahadaki askeri baskıyı aynı anda kullanarak ittifakın sabrını zorladığı değerlendirmeleri öne çıkıyor.
MOSKOVA’DAN “DİPLOMASİ” MESAJI
Peskov, barış görüşmelerinin yıldırım hızıyla sonuç vermesinin beklenemeyeceğini vurgularken Avrupalıların sürece engel olduğunu ileri sürdü. Bu açıklamalar, Moskova’nın diplomatik bir kanalın hâlâ açık olduğunu göstermek istediğini ortaya koyuyor. Ancak aynı zamanda, Batılı aktörlerin sabır sınırlarını test eden bir stratejinin parçası olarak da okunuyor. Putin’in Zelenski’yi Moskova’ya davet etmesi ve Ukrayna liderinin “O teröristin başkentine gidemem” diyerek bunu reddetmesi, iki taraf arasındaki derin güvensizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Rusya bu tür davetlerle uluslararası kamuoyuna “çözüm arayan taraf” imajı verirken, Ukrayna ise bunun bir oyun olduğunu ve Kremlin’in zaman kazanmaktan başka bir niyeti olmadığını savunuyor.
POLONYA’NIN ENDİŞESİ
Müzakerelerdeki duraklamanın yanı sıra Rusya’nın Polonya sınırındaki askeri hareketliliğini artırması, Varşova’da ciddi bir alarm duygusu yaratmış durumda. Polonya hükümeti, NATO müttefiklerine güvenlik garantilerini hatırlatırken olası provokasyonlara karşı hazırlıklarını hızlandırıyor. Baltık ülkeleri de benzer bir kaygı taşıyor. Bu durum, Ukrayna cephesinde yıpratma stratejisi izleyen Moskova’nın aynı yöntemi NATO sınırlarına taşıyıp taşıyamayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Polonya kamuoyu, Rusya’nın askeri manevralarının yalnızca bir gözdağı değil, aynı zamanda NATO’nun doğu kanadındaki kararlılığını sınamaya yönelik olduğunu düşünüyor. Böyle bir senaryoda, NATO’nun reflekslerinin yeterince hızlı ve güçlü olup olmayacağı da tartışma konusu.
NATO İÇİN YENİ SINAV
NATO, Rusya’nın adımlarını “ittifakın dayanışmasını sınayan” hamleler olarak değerlendiriyor. Ukrayna’da tıkanan müzakerelerin ardından Moskova’nın diplomasi dilini sürdürürken sahada farklı mesajlar vermesi, ittifak için açık bir teyakkuz çağrısı anlamına geliyor. İttifakın doğu kanadındaki ülkeler sert önlemler ve askeri tahkimat çağrısı yaparken, Batı Avrupa ülkeleri ise gerilimin tırmandırılmaması gerektiğini savunuyor. Bu farklılık, NATO’nun birlik kapasitesine dair soru işaretlerini artırıyor. Asıl kritik nokta ise Rusya’nın gerçekten bir sınır ötesi tırmanış mı planladığı yoksa NATO’nun reflekslerini ölçerek yeni manevra alanları mı yaratmaya çalıştığı.
WASHİNGTON VE BERLİN’İN TEPKİLERİ
ABD yönetimi, Rusya’nın Polonya sınırındaki adımlarını yakından izlediğini ve NATO’nun “tek bir vücut gibi hareket edeceğini” açıkladı. Washington, olası bir saldırıya karşı NATO’nun 5. maddesini hatırlatırken, caydırıcılığın korunması gerektiğini vurguluyor. Almanya ise daha temkinli bir dil kullanıyor. Berlin, gerilimin tırmandırılmaması gerektiğini söylerken aynı zamanda Polonya ve Baltık ülkelerine güvenlik garantilerini yineledi. Ancak Alman kamuoyunda “Rusya ile diyaloğun koparılmaması” gerektiğini savunan güçlü bir görüş varlığını koruyor. Bu ikircikli tutum, Almanya’nın NATO içinde güvenlik odaklı kararlılık ile diplomatik yumuşama arayışı arasında sıkıştığını gösteriyor.
İTTİFAK İÇİNDEKİ ÇATLAKLAR
Rusya’nın hamleleri, NATO içinde birlik görüntüsünün ötesinde bazı kırılganlıkları da ortaya çıkarıyor. Doğu Avrupa ülkeleri Moskova’ya karşı daha sert önlemler alınmasını isterken, Batı Avrupa ülkeleri çatışmanın daha da büyümesinden endişe ediyor. Bu durum, Moskova’nın uzun süredir uyguladığı “böl ve yönet” stratejisine alan açabilir. Eğer NATO içindeki bu görüş ayrılıkları derinleşirse, Rusya yalnızca Ukrayna cephesinde değil, Avrupa güvenliğinin tamamında kendi lehine yeni manevra alanları elde edebilir.
Dolayısıyla Rusya’nın komşularını yoklarken aslında NATO’nun birlik kapasitesini de sınadığı net biçimde görülüyor.






















