(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya-Ukrayna savaşı cephe hattının çok ötesine taşınmış durumda. Son dönemde Ukrayna’nın Moskova ve çevresine yönelik düzenlediği uzun menzilli drone saldırıları, savaşın yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmadığını, Rusya’nın ekonomik ve lojistik altyapısını da doğrudan hedef alan yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Son saldırılarda Moskova yakınlarındaki Elektrostal ile Tambov bölgesindeki Kotovsk’ta bulunan Wildberries lojistik merkezleri ve bir petrol deposu vuruldu. Rus yetkililer can kayıplarını doğrularken, Ukrayna ise hedef alınan tesislerin insansız hava araçları üretimi için kritik lojistik destek sağladığını savundu.
Bu gelişmeler, Ukrayna’nın artık yalnızca cephede ilerleme sağlamaya değil, Rusya’nın savaş ekonomisini yıpratmaya odaklanan çok katmanlı bir strateji izlediğine işaret ediyor.
Moskova çevresindeki saldırıların en dikkat çekici yönü, Rusya’nın en büyük e-ticaret şirketlerinden Wildberries’in lojistik ağının hedef alınması oldu. Bu tesisler resmi olarak sivil ticari merkezler olsa da Ukrayna yönetimi, buraların yaptırım altındaki elektronik parçaların, drone bileşenlerinin ve navigasyon ekipmanlarının taşınmasında kullanıldığını öne sürüyor. Rusya ise saldırıları sivillere yönelik terör eylemi olarak nitelendiriyor.
Bu durum savaşın karakterindeki değişimi gözler önüne seriyor. Artık “askeri hedef” ile “ekonomik altyapı” arasındaki sınırlar giderek silikleşiyor. Enerji depoları, lojistik merkezleri, limanlar ve ulaştırma ağları doğrudan savaşın parçası haline geliyor. Taraflar, karşı tarafın ekonomik kapasitesini zayıflatmanın cephedeki askeri başarı kadar önemli olduğuna inanıyor.
Ukrayna’nın Moskova yönündeki yoğun drone saldırılarının bir diğer amacı ise Rus hava savunmasını sürekli baskı altında tutmak olabilir. Arka arkaya düzenlenen saldırılar sayesinde hava savunma sistemlerinin tepki süreleri, radar kapsama alanları ve zayıf noktalarının analiz edildiği değerlendiriliyor. Böylece gelecekte kullanılabilecek daha gelişmiş uzun menzilli silahlar için operasyonel bilgi toplanması hedeflenebilir. Ancak bu değerlendirmeler bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil ve savaş koşullarında tarafların açıklamalarını teyit etmek çoğu zaman mümkün olmuyor.
Karadeniz cephesinde de benzer bir strateji dikkat çekiyor. Ukrayna son aylarda Rusya’nın deniz taşımacılığına yönelik saldırılarını artırdı. Özellikle petrol, tahıl ve diğer ticari yükleri taşıyan gemilerin hedef alınması, Moskova’nın deniz ticaretini daha riskli hale getiriyor. Bu saldırılar Rusya’nın enerji ihracatı ve lojistik kapasitesi üzerinde baskı oluştururken, Karadeniz’in güvenli ticaret koridoru olma özelliğini de ciddi biçimde zedeliyor.
Rusya açısından ise bu tablo yalnızca ekonomik değil, psikolojik sonuçlar da doğuruyor. Savaşın ilk dönemlerinde Rusya’nın Ukrayna’nın deniz bağlantısını kesmesi beklenirken bugün Ukrayna’nın Rusya’nın lojistik hatlarına ve Karadeniz’deki hareket alanına baskı kurmaya çalıştığı görülüyor. Bu durum savaşın güç dengesinin tamamen değiştiği anlamına gelmese de çatışmanın giderek daha karmaşık hale geldiğini gösteriyor.
Öte yandan Rusya da Ukrayna şehirlerine, limanlarına ve enerji altyapısına yönelik geniş çaplı füze ve drone saldırılarını sürdürüyor. Kiev başta olmak üzere birçok şehir düzenli olarak yoğun bombardımana maruz kalıyor. Bu nedenle iki taraf da karşılıklı olarak ekonomik altyapıyı hedef alan saldırıları artırırken savaşın sivil maliyeti giderek büyüyor.
Yaşananlar modern savaşların nasıl değiştiğini de ortaya koyuyor. Artık yalnızca tanklar, cephe hatları ve askeri üsler değil; depolar, lojistik merkezleri, enerji tesisleri, limanlar ve ticaret ağları da savaşın asli hedefleri arasında yer alıyor. Ekonomik dayanıklılığı zayıflatmak, üretim zincirini aksatmak ve kamuoyunda güvenlik algısını sarsmak askeri başarı kadar önemli görülüyor.
Önümüzdeki dönemde Ukrayna’nın uzun menzilli drone kapasitesini daha da geliştirmesi halinde Moskova ve Rusya’nın iç bölgelerine yönelik saldırıların sürmesi beklenebilir. Buna karşılık Rusya’nın da hava savunmasını güçlendirmesi ve Ukrayna’nın kritik altyapısına yönelik misillemelerini artırması muhtemel görünüyor. Bu karşılıklı tırmanma, savaşın coğrafi sınırlarını daha da genişletirken sivil altyapının çatışmanın merkezine yerleştiği yeni bir dönemin habercisi niteliği taşıyor.























