(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Güney Kafkasya’da dengeler yeniden şekillenirken, Azerbaycan ile Rusya arasındaki ilişkilerdeki gerilim giderek daha görünür bir hal alıyor. Son dönemde yapılan açıklamalar ve diplomatik temaslar, iki ülke arasında yaşanan krizin geçici bir sürtüşmeden ziyade daha yapısal bir kırılmaya işaret edebileceği yorumlarına yol açıyor.
MÜNİH’TE SERT MESAJLAR
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Münih’te yaptığı açıklamalarda Rusya’ya yönelik dikkat çekici ifadeler kullandı. Aliyev, Ukrayna’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’nin 2025 yılı boyunca birden fazla kez hedef alındığını belirterek, bu saldırıların tesadüf olmadığı görüşünü dile getirdi. Bakü yönetimi, saldırıların ardından diplomatik koordinatların Rusya tarafıyla paylaşıldığını ancak buna rağmen yeni vakaların yaşandığını savunuyor.
Moskova ise iddiaları reddediyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Azerbaycan’a ait diplomatik misyonların kasıtlı olarak hedef alınmadığı ifade edildi. Rus tarafı, hasarın Ukrayna hava savunma sistemlerinden kaynaklanmış olabileceğini öne sürdü. Karşılıklı açıklamalar, iki başkent arasında güven krizinin derinleştiğine işaret ediyor.
UÇAK KRİZİ VE KIRILAN GÜVEN
İlişkilerdeki gerilimin arka planında Aralık 2024’te yaşanan AZAL yolcu uçağı olayı bulunuyor. Bakü, uçağın Rus hava savunma sistemlerinden kaynaklanan unsurlar nedeniyle düştüğünü savunmuş; Moskova ise süreç içinde daha temkinli ve gecikmeli bir özür açıklaması yapmıştı. Bu olayın, iki ülke arasındaki stratejik güveni zedelediği değerlendirmesi yapılıyor.
Uzmanlara göre söz konusu kriz, Azerbaycan’ın Rusya’ya karşı daha mesafeli bir pozisyon almasının önünü açtı.
KARABAĞ SONRASI YENİ DÖNEM
2020 savaşı ve 2023’te Karabağ’da Azerbaycan’ın tam kontrol sağlamasının ardından Rus barış gücünün bölgeden çekilmesi, Güney Kafkasya’daki dengeleri önemli ölçüde değiştirdi. Uzun yıllar boyunca Karabağ meselesi, Moskova’nın hem Bakü hem de Erivan üzerindeki nüfuz araçlarından biri olarak görülüyordu.
Bu başlığın kapanmasıyla birlikte Azerbaycan’ın güvenlik alanında Rusya’ya bağımlılığının azaldığı ve daha bağımsız bir dış politika izleme alanı kazandığı yorumları yapılıyor.
BAKÜ-KİEV HATTI GÜÇLENİYOR
Azerbaycan’ın Ukrayna ile ilişkilerinde de son dönemde dikkat çekici bir yoğunluk gözleniyor. Aliyev’in Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy ile temaslarını artırması, enerji işbirliği ve insani yardım adımları, Bakü’nün Moskova ile yaşadığı gerilimle paralel bir seyir izliyor.
Azerbaycan’ın Ukrayna’daki enerji yatırımları ve SOCAR’ın faaliyetleri sürerken, Bakü’nün savaş sürecinde Kiev’e verdiği destek Moskova’da dikkatle izleniyor.
ABD FAKTÖRÜ VE DENGE ARAYIŞI
Bölgedeki bir diğer dikkat çekici unsur ise ABD’nin artan diplomatik ağırlığı. Washington’un hem Azerbaycan hem Ermenistan ile temaslarını yoğunlaştırması, Güney Kafkasya’da yeni bir denge arayışının göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ermenistan Başbakanı Nikol Pashinyan ile Batı arasındaki ilişkilerin güçlenmesi ve Bakü’nün ABD ile stratejik temaslarını artırması, Rusya’nın geleneksel nüfuz alanında daralma yaşadığına işaret ediyor.
Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden barış sürecinin ilerlemesi ve sınır temaslarının başlaması da Moskova’nın bölgedeki rolünü sınırlayan gelişmeler arasında gösteriliyor.
SAVAŞ OLASILIĞI ZAYIF, GERİLİM YÜKSEK
Tüm bu gelişmelere rağmen, mevcut tablonun kısa vadede askeri bir çatışmaya dönüşmesi düşük ihtimal olarak görülüyor. Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle ikinci bir cephe açma kapasitesinin sınırlı olduğu; Azerbaycan’ın ise Rusya ile ticaret, enerji ve diaspora bağları nedeniyle doğrudan bir kopuşu göze almasının zor olduğu değerlendiriliyor.
Bunun yerine, gerilimin diplomatik restleşmeler, karşılıklı suçlamalar ve zaman zaman artan siyasi baskılar üzerinden sürmesi bekleniyor.
2026’YA DOĞRU
Uzmanlara göre Azerbaycan-Rusya ilişkileri, eski yakın işbirliği modeline geri dönmekte zorlanacak. Karabağ sonrası dönemde ortaya çıkan yeni jeopolitik denge, Bakü’nün çok yönlü dış politika arayışını güçlendiriyor.
Önümüzdeki aylarda diaspora gerilimleri, ekonomik baskılar ve diplomatik atışmaların artması ihtimali konuşuluyor. Güney Kafkasya’da taşların yerinden oynadığı bir dönemde, Bakü-Moskova hattındaki gelişmeler bölgesel dengeleri doğrudan etkilemeye devam edecek gibi görünüyor.
























