(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Fransa’nın Gironde bölgesinde çıkan dev orman yangınının Paris’in yaklaşık dört katı büyüklüğündeki alanı küle çevirmesi, İspanya’da Madrid çevresi ile Valencia’da on binlerce kişinin tahliye edilmesi, dünyanın farklı noktalarında aynı anda yaşanan yangın felaketlerinin ulaştığı boyutu bir kez daha ortaya koydu. Aynı dönemde Kanada’da yüzlerce yangın aktif şekilde devam ederken, ABD’nin batı eyaletleri, Yunanistan ve Cezayir de alevlerle mücadele ediyor. Farklı kıtalarda eş zamanlı yaşanan bu felaketler, orman yangınlarının artık belirli ülkelerin karşılaştığı mevsimsel afetler olmaktan çıkarak küresel bir iklim ve güvenlik sorununa dönüştüğünü gösteriyor.
Son yıllarda dikkat çeken nokta yalnızca yangınların sayısındaki artış değil. Yangınların çok daha geniş alanlara yayılması, daha uzun sürmesi ve kontrol altına alınmasının giderek zorlaşması, iklim sistemindeki değişimin sahaya yansıyan en somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Küresel sıcaklıkların yükselmesi, uzun süren kuraklık dönemleri ve düşük nem oranı, ormanları geçmişe kıyasla çok daha kolay tutuşabilir hale getiriyor. Kuvvetli rüzgarlar da alevlerin kısa sürede kilometrelerce ilerlemesine neden oluyor. Bu nedenle küçük bir kıvılcım bile saatler içinde binlerce hektarlık alanı yok eden büyük felaketlere dönüşebiliyor.
Eskiden büyük yangınlar çoğunlukla belirli bölgelerde görülürken bugün Avrupa, Kuzey Amerika ve Kuzey Afrika’nın aynı anda büyük yangınlarla mücadele etmesi dikkat çekiyor. Bu tablo, iklim değişikliğinin artık yalnızca sıcaklık rekorlarıyla değil, doğal afetlerin sıklığı ve şiddeti üzerindeki etkisiyle de kendisini hissettirdiğini ortaya koyuyor. Bilim insanları atmosferde biriken sera gazlarının sıcak hava dalgalarını daha uzun ve daha yoğun hale getirdiğini, bunun da yangın riskini önemli ölçüde artırdığını belirtiyor. Özellikle Akdeniz havzası, iklim değişikliğinin etkilerinin en belirgin hissedildiği bölgeler arasında gösteriliyor.
Yangınların etkisi yalnızca yanan ormanlarla sınırlı kalmıyor. Binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kalırken, tarım alanları, turizm merkezleri ve kritik altyapılar da ciddi zarar görüyor. Ormanların yok olmasıyla birlikte milyonlarca ton karbon yeniden atmosfere karışıyor. Bu durum küresel ısınmayı hızlandırırken, iklim değişikliğinin daha büyük yangınlara yol açtığı, büyük yangınların da iklim değişikliğini beslediği bir kısır döngü ortaya çıkıyor. Aynı zamanda binlerce hayvan yaşam alanını kaybediyor ve bazı ekosistemlerin kendini yeniden toparlaması onlarca yıl sürebiliyor.
Avrupa Birliği son yıllarda ortak yangın söndürme filosunu genişletiyor ve ülkeler arasında koordinasyonu artırmaya çalışıyor. Ancak uzmanlara göre yalnızca yangınlara müdahale kapasitesini artırmak yeterli olmayacak. Erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, ormanların düzenli bakımının yapılması, şehirlerin yangın riskine göre planlanması ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik politikaların hızlandırılması gerekiyor. Aksi halde her yaz mevsimi bir öncekinden daha büyük yangınlarla karşılaşılması kaçınılmaz hale gelebilir.
Fransa’dan İspanya’ya, Kanada’dan ABD’ye ve Cezayir’e kadar uzanan yangın zinciri, iklim krizinin artık geleceğe ilişkin bir uyarı olmaktan çıktığını gösteriyor. Bugün yaşananlar, dünyanın farklı bölgelerinde aynı anda hissedilen ortak bir krizle karşı karşıya olunduğunu ortaya koyuyor. Orman yangınları artık sadece çevre politikalarının değil, ekonomi, gıda güvenliği, halk sağlığı ve ulusal güvenlik politikalarının da merkezinde yer alan küresel bir mesele haline gelmiş durumda. Her geçen yıl daha geniş alanları etkileyen bu felaketler, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin ertelenmesinin maliyetinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik ve insani açıdan da giderek ağırlaştığını gösteriyor.























