(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Ermenistan ve Azerbaycan’ı kapsayan üç günlük ziyareti, Güney Kafkasya’daki güç dengelerinin hızla değiştiği bir döneme denk geldi. Önce Erivan’da Başbakan Nikol Paşinyan, ardından Bakü’de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yapılan temaslar, Washington’ın bölgeye artan ilgisinin sembolik değil, stratejik bir yönelim olduğunu gösterdi.
Ziyaret; enerji, savunma ve ulaştırma başlıklarında yeni anlaşmaların gündeme gelmesiyle birlikte, ABD’nin Güney Kafkasya’da daha kalıcı bir jeopolitik rol üstlenmeye hazırlandığı yorumlarına yol açtı.
RUSYA’NIN ZAYIFLAYAN NÜFUZU VE OLUŞAN GÜÇ BOŞLUĞU
2020 Karabağ Savaşı ve ardından 2022’de başlayan Ukrayna savaşı, Güney Kafkasya’daki denklemi köklü biçimde değiştirdi. Rusya’nın askeri ve diplomatik ağırlığı, özellikle Ukrayna’daki yoğunlaşma nedeniyle belirgin biçimde zayıfladı. 2023’te Azerbaycan’ın Karabağ’da tam kontrol sağlaması ise Moskova’nın “garantör” rolünü fiilen anlamsızlaştırdı.
Hem Bakü hem de Erivan, Rusya ile ilişkilerini yeniden tanımlama sürecine girdi. Ermenistan, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ndeki rolünü askıya alarak Batı ile temaslarını artırdı. Azerbaycan ise Moskova ile yaşanan krizler sonrasında daha çok çok yönlü dış politika arayışına yöneldi. Washington’ın devreye girmesi tam da bu boşlukta gerçekleşti.
ERMENİSTAN’DA NÜKLEER VE SAVUNMA AÇILIMI
Vance’in Erivan temaslarında en dikkat çekici başlıklardan biri nükleer enerji oldu. Sovyet döneminde inşa edilen Metsamor Nükleer Santrali, ülkenin elektrik ihtiyacının önemli bölümünü karşılıyor ancak teknik ömrünün sonuna yaklaşıyor. ABD ile küçük modüler reaktörler konusunda varıldığı açıklanan mutabakat, Ermenistan’ın enerji alanında Rusya’ya bağımlılığını azaltma stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Savunma alanında ise Ermenistan’ın ABD’den istihbarat amaçlı insansız hava araçları tedarik etmesi, iki ülke arasındaki askeri iş birliğinde yeni bir döneme işaret ediyor. Bu adım, Erivan’ın güvenlik mimarisini çeşitlendirme çabasının somut göstergesi olarak okunuyor.
ZENGEZUR KORİDORU VE “TRUMP YOLU” TARTIŞMASI
Washington’da daha önce yapılan üçlü temaslarda gündeme gelen ve kamuoyunda “Trump yolu” olarak anılan Zengezur hattı, bölgesel jeopolitiğin merkezine yerleşmiş durumda. ABD Başkanı Donald Trump’ın Azerbaycan ve Ermenistan liderleriyle verdiği görüntü, Washington’ın bu lojistik hatta stratejik önem atfettiğini gösterdi.
Zengezur koridoru; Türkiye-Azerbaycan bağlantısı, Orta Koridor güzergâhı ve İran sınırına yakınlığı nedeniyle sadece bölgesel değil, küresel güç rekabetinin de kesişim noktasında bulunuyor. ABD’nin bu hatta artan ilgisi, İran’ın kuzeyinde yeni bir denge kurulması anlamına gelebilir.
ORTA ASYA VE ÇİN FAKTÖRÜ
Güney Kafkasya artık yalnızca Rusya ile Batı arasındaki rekabetin değil, ABD-Çin stratejik mücadelesinin de dolaylı sahası haline geliyor. Orta Asya’ya erişimde kritik geçiş güzergâhı olan bölge, enerji kaynakları ve lojistik ağlar bakımından büyük güçlerin ilgisini çekiyor.
Çin’in “Orta Koridor” güzergâhına verdiği önem arttıkça, Washington da bu hatta daha görünür olma arayışına giriyor. Bu durum, Güney Kafkasya’yı küresel tedarik zincirleri ve enerji güvenliği denkleminde daha merkezi bir konuma taşıyor.
TÜRKİYE İÇİN FIRSAT MI RİSK Mİ?
Gelişmelerin Ankara açısından iki boyutu var. Bir yandan Türkiye, Azerbaycan ile stratejik ittifakı ve Ermenistan ile yürüttüğü normalleşme süreci sayesinde bölgesel barışın ana aktörlerinden biri olabilir. Öte yandan ABD’nin artan varlığı, Güney Kafkasya’yı Rusya-NATO ve hatta ABD-Çin rekabetinin daha sert yaşanabileceği bir alana dönüştürebilir.
Bu da Türkiye’nin manevra alanını genişletebileceği gibi, aynı zamanda yeni gerilim hatlarının ortasında kalma riskini de beraberinde getirebilir.
GÜNEY KAFKASYA YENİ BİR JEOPOLİTİK FAY HATTI MI?
Vance’in ziyareti, sembolik bir diplomatik turdan öte, Washington’ın Güney Kafkasya’ya dönük uzun vadeli stratejisinin işareti olarak okunuyor. Enerji, savunma ve ulaştırma başlıklarında atılan adımlar; Rusya’nın zayıflayan etkisi, İran’ın çevrelenme endişesi ve Çin’in Orta Koridor hamleleriyle birleştiğinde, bölgenin önümüzdeki yıllarda daha yoğun bir güç rekabetine sahne olabileceğini gösteriyor.
Güney Kafkasya artık yalnızca iki küçük devlet arasındaki barış görüşmelerinin zemini değil; büyük güçlerin hesaplarının kesiştiği, dengelerin hızla değiştiği bir jeopolitik kavşak. ABD’nin son hamlesi, bu yeni dönemin resmen başladığını ilan ediyor.
























