(The Turkish Post) – SAFA KAR
Maçın son bölümü… Skor tabelası; 2-2… 86. dakikaya girerken Osimhen’in harika topuk pası Kerem Demirsay’ın önüne düştü… Karşısında büyük kale ve Berke vardı. Golü izlemek için tribünler ayağa kalktı. Demirbay’ın vuruşunu Berke çeldi…
Topu defans oyuncuları uzaklaştıramadı… Hızlı davranan Sallai vurdu… Berke kalesinde büyüdü ve topu yine çeldi… Bitmedi, dönen topu Sarı Kırmızılı oyuncular aldı… Ceza sahasına gelen ortayı Berke kontrol etti.
Galatasaraylı oyuncular daha ne yapsındı? Berke’nin kurtarışları karşısında şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Maçın kaderi bu dakikada az çok belli oldu. Eyüpspor kalesini abluka alan Galatasaray sağlı sollu ataklarla rakibini bunalttı fakat topu kale çizgisinden içeri geçiremedi. Çünkü kalede devleşen Berke Özer vardı.
Fenerbahçe’nin eski kalecisi… Bunu niye söylüyorum, hafta içinde Eyüpspor’da oynayan Galatasaray’ın eski oyuncuları üzerine pek çok spekülasyon yapıldı. En başta takımın başında Arda Turan vardı. Eyüpspor çıktı, aslanlar gibi oynadı, kalesini Galatasaray ataklarına karşı amansızca savundu.
Mourinho bile konuştu. Eyüp’lü 3 oyuncunun sarı kart cezalı olmasından sonuçlar çıkardı. Ne oldu? Eyüpsporlu oyuncular mücadeleden geri mi durdu? Galatasaray’a kalelerini mi açtı? Hayır, formalarını son damlasına kadar terlettiler. İlk golde eski Galatasaraylı oyuncuların imzası vardı.
Nasıl mı? Caner Erkin kenardan içeri kesti, arka direk dibinde Emre Akbaba topu filelere gönderdi. Ne Caner, ne de Emre en ufak tereddüt yaşamadı. Profesyonelliğin gereğini yerine getirdi. Formasını giydikleri takımın kazanması için ellerinden geleni yaptı. Hiçbir oyuncu ve kenar yönetimi hakkında soru işareti oluşmadı. Hiç kimse ‘acaba…’ demedi.
Mourinho’un bir özür borcu olur mu? Galatasaray’ın ‘B takımı’ diye nitelenen Eyüpspor şampiyonluk adayı rakibini 2 puandan etti. Son bölümde galibiyeti kaçıran taraf oldu. Muslera yakın mesafeden gelen topu çıkarmasaydı Galatasaray’ın ilk mağlubiyetini alması işten bile değildi.
Galatasaray’da düşüş var. Bodrum maçı alarm verdi. ‘Gidiyorum’ diye bağıran puanın sinyalleri ciddiye alınmadı. Sanki Sarı Kırmızılı takım hâlâ Tottenham zaferinin sarhoşluğu içinde. Futbolda dün yok, bugün var. Hayır, Galatasaray kötü oynamadı. Defansta çok açıklar verdi.
Bodrum maçında olduğu gibi… Bodrum atamadı, Eyüp attı… Şampiyonluk adayı bir takım bu kadar kolay gol yememeli. Geriye düştükten sonra toparlamak ve maçı çevirmek zor. Benim son yıllarda izlediğim heyecan ve temposu en yüksek maçlardan biriydi. Galatasaray çok pozisyon üretti.
Dünya markası Osimhen ayağına gelen fırsatları hovardaca harcamasa Galatasaray farklı kazanırdı. Tamam Berke kalesinde büyüdü ama Osimhen gibi bir futbolcu fırsatları gole çevirebilirdi. Bir vuruşu direkten döndü. İkinci golün asistini yaptı. Neredeyse bütün pozisyonların içinde vardı. Çok çalıştı, her topu ayağını ve kafasını uzattı. ‘Son vuruşlarda’ beceriksizlik demek haksızlık olur, ‘şanssızdı’ diyelim.
Futbol şansı Eyüpspor’un, talih melekleri Berke’nin yanındaydı. Çekirge bir iki değil, beş altı kez zıpladı. Futbolda şans faktörü inkar edilemez. Şans da isteyene arzu eden gider, durup bekleyene değil. Berke melekleri çağırdı, onlar da davete icabet etti. Kalesinde 2 gol görmesine rağmen tek başına ‘maçın kahramanı’ olmayı başardı.
Ekrandan Galatasaray maçını izlerken bir gözüm de Liverpool’daydı. Gençliğimin takımı Liverpool, M. City ile oynuyordu. Ne alaka demeyin… Ben vaktiyle K. Dalglish’lerin, G. Souness’lerin ve Ian Rush’ların takımını izledim. Rush’ın derbi ve büyük maçlarda attığı harika goller hâlâ gözlerimin önünde. Rush gerçek bir golcüydü.
M. City ‘kötü gidişatına dur’ demek için Liverpool maçını fırsat olarak görüyordu. Guardiola’nın takımı ‘kayıplar serisi’ yakaladı. Geleni gideni yendiği o eski halinden eser kalmadı, Haaland bile sustu. Kayıplar sadece ligde değil, M. City için Avrupa’da da işler yolunda gitmiyor.
Liverpool maçın başında 1-0 öne geçti. M. Salah’ın asistini Gakpo affetmedi. Hem nostalji hem de Salah’tan dolayı Liverpool’un kazanmasını istiyordum. Bir ara Liverpool maçına geçtim. Ki tam o anda Eyüpspor’un beraberlik golü geldi. Tekrar döndüm içeri. Liverpool Salah’ın attığı golle M.City’i puansız gönderdi. Liderlik koltuğunda daha da rahatladı. City’e 11, Arsenal ve Chelsea’ye 9 puan fark attı.
Pazarın kasvetli havası futbolla dağıldı. Her ikin maçın heyecan dalgası bana ‘iyi ki futbol var…’ dedirtti.























