(The Turkish Post) – SAFA KAR
Maçın başında, dakikalar 12’yi gösteriyordu. Sivas’ın golcü oyuncusu havadan gelen topu kontrol ederken, genç Metehan sahneye çıktı ve eliyle topu kesti. Hakem ‘ceza sahası çizgisinin dışında’ dedi. VAR devreye girdi. Hakemi monitöre çağırdı. Penaltı için mi yoksa ‘son adam’dan dolayı kırmızı kart için mi? Sahada oyuncular, ekranları başında taraftarlar nefesini tuttu. Zaman uzadı, saniyeler geçmek bilmedi.
Tam ‘kırk katır mı yoksa kırt satır mı?’ açmazıydı. Galatasaray penaltıyla 1-0 geriye düşmek, yoksa 10 kişi kalmak mı riskiyle karşı karşıyaydı. Üçüncü bir seçenek yoktu. Galatasaray herhalde ‘penaltıyı’ tercih ederdi. Maçı çevirmek, 1-0 geriden gelerek kazanmak daha kolay. Rakip 11 bir de buna ‘soğuğu’ eklerseniz 12 kişiye karşı 80 dakika mücadele etmek ve sahadan zaferle çıkmak hiç de kolay değildi.
Hakem tekrar tekrar izledi ve kararını verdi, elini cebine götürerek kırmızı kartını çıkardı, genç Metehan’ı oyun dışı bıraktı. Metehan deneyimsizliğinin, gençliğinin kurbanı oldu. Hem kendisini hem de takımını yaktı. O an için söylüyorum. Maçın belki son dakikalarında böyle bir risk alınır ama başında asla, takım eksik bırakılmaz. Sivas gibi zor bir deplasmanda. Eğer 10 kişi kalan Galatasaray bozguna uğrasaydı, fatura Metehan’a kesilirdi.
Ucuz atlattı. Takım arkadaşları yokluğunu aratmadı. Barış Alper, Mertens hatta Osimhen gibi futbolcular Metehan için de oynadı. İsimlerini vermediğim diğer arkadaşları da öyle canlarını dişlerine takıp oynadı. ‘10 kişiyle nasıl mücadele edilir’in örneğini sergiledi. Pes etmedi, umutsuzluğa kapılmadı, rakibinin üstüne üstüne gitmekten geri durmadı. Sivas’ın tehlikeli ataklarına rağmen…
Yine acemice bir hata… Ceza sahası önünde Berkan Kutlu topu rakibine kaptırdı. Manaj vurdu, top direkten döndü, Rodrugies’in önüne düştü, ona da golü atmak kaldı. Kağıt üzerinde her şey Galatasaray’ın aleyhineydi. Hem eksik, hem de geri düşmüştü. Ve Sivas tehlikeli geliyordu. Defans ve ileri uçta mekik dokuyan Yunus ceza sahası önünde topla buluştu, rakibini geçti ve kalecinin üzerine doğru hafifçe vurdu. Sert bir şut veya füze falan değildi.
Kalecinin topu tutması beklenirken elinden kaydı gitti. Sivas adına şanssızlık Galatasaray içinse şans anıydı. Bu pozisyon ligin son bölümünde yaşansaydı, çok spekülasyona neden olurdu. Kaleci Nikolic eleştiri oklarının hedefi olmaktan kurtulamazdı. Hata, çok basit hata, futbola dahil. Fanatik taraftarlar altında bir şey arasa da gerçek bu. Hangi kaleci bilerek böyle bir hata yapar? Görünen o ki Nikoliç zeminin gadrine uğradı.
Sivas rakibini 10 kişi yakalamış bırakır mı? İlk yarının uzatma dakikalarında sol kanattan ortalanan top Manaj’ın ayağına iyi oturdu ve vuruşu direkte patladı. Gol Galatasaray’dan geldi, Osimhen ara pasta hızını konuşturdu, kaleciden topu kurtardı ve yerde kaldı. Hakem tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. Osimhen için topu kaleye göndermek zor olmadı, adeta tavana astı. Ve Galatasaray devre biterken öne geçmeyi başardı.
Maçın ilk yarısı olağanüstü heyecanlı ve hareketliydi. Direkten dönen top, kırmızı kart, penaltı… Ne ararsan vardı. Acaba ikinci devre neler olacaktı? Sivas sağlı sollu ve kalabalık ataklarla Galatasaray kalesine yüklendi. Sarı Kırmızılılar ise 10 kişi kalmış olmanın da etkisiyle akıllı oynadı. Biraz geriye yaslandı, oyuncular topu ayağında tutabilmek için didindi. Hedef skoru korumaktı.
Galatasaray orta sahada top dolaştırırken Sivas defansını gafil avladı, bir ara pasla Barış ceza sahasına girdi, çalımını attı ve plaseyle topu ağlara gönderdi. Bu gol Sivas’ın hevesini kırdı. Oyunun hakimiyeti 10 kişi kalmasına rağmen Galatasaray’a geçti. Sivas uzun toplarla pozisyon aradı, havadan gelen her top Galatasaray’da kaldı. Defans bir kez sektirdi ve maçın skoru ortaya çıktı; 2-3…
10 kişilik Galatasaray, eksiksiz rakibi ve soğuğa karşı olağanüstü mücadele verdi, Sivas’tan zaferle döndü. Rakibi Fenerbahçe’ye 6 puan fark attı. Hem puan, hem moral kazandı. Genç Metehan’ı da ipten aldı.























