(The Turkish Post) – SAFA KAR
Yaralı aslan lige 3 puanla döndü. Avrupa hezimetinden sonra Konya maçı hiç de kolay değildi. Hem Avrupa yorgunluğu hem de moral bozukluğu söz konusuydu.
Okan Buruk kadroda revizyona gitti. Frankfurt maçının “sakar ismi” Davinson’u yedeğe çekti. Osimhen’in durumu merak konusuydu. Yıldız oyuncu kadroda yer almadı. Buruk gol umudu olarak sahaya Icardi’yi sürdü.
Galatasaray, Fenerbahçe’nin 2 puan kaybettiği haftada aradaki puan farkını 6’ya çıkarma şansını iyi değerlendirdi.
Ligin başında arayı açmayı başardı. Şampiyonluk yarışında 6. haftada 6 puanlık fark, Galatasaray adına büyük avantaj, Fenerbahçe içinse dezavantaj. Ali Koç’un başkanlığı yitirmesinde takımının lige iyi başlayamamasının da rolü var.
Taraftar hafta içi olmasına rağmen tribünleri doldurdu. Bu hem moral hem de itici güç oldu. Avrupa bozgunundan sonra taraftarın tavrı farklı olabilirdi.
Galatasaray maça ağır başladı. Organize olmakta zorlandı. Topu Konya’ya da kaptırmadı. Ağır da olsa Konya kalesinde tehlikeler oluşturmaya çalıştı. Barış Alper yine sahneye çıktı.
Orta sahadan aldığı topla Konya kalesine doğru aktı, ceza sahasına girerken vurduğu top kaleciden döndü. Yunus Akgün şık bir çalımla iki oyuncuyu ekarte etti, sağ ayağıyla topu ağlara gönderdi.
Golde Barış Alper’in payı büyüktü. Fakat bu oyuncunun moral bozukluğu yüzüne yansıyordu. Yüzünden düşen bin parçaydı. Küskün bir hâli vardı. Belli ki transfer travmasını atlatabilmiş değildi. Ama artık duygularıyla da takıma dönmesinde yarar var. Küskün ve dargın görüntüsü giderilemezse ileride daha büyük sorunlara dönüşebilir.
Galatasaray ağır ve yavaş oynamasına rağmen ilk 45 dakika biterken farkı ikiye çıkardı. Yine Barış Alper kenardan topu getirdi. Yunus Akgün’e çıkardı. Yunus şık ve artistik bir hareketle topu Icardi’ye aktardı.
Bu oyuncuya da golü atmak kaldı. Icardi yine golünü attı. Fakat eski haline dönebilmiş değil. Uzun sakatlıktan çıktı, formunu bulamadı. Icardi karambol pozisyonların aranan oyuncusu… Bir son vuruş ustası. Ve futbol şansı da hep yanında. Kötü de oynasa gol atmasını biliyor.
Formunu bulamayan bir başka oyuncu da Sané’ydi. Bayern Münih ve Alman Milli Takımı’ndaki oyunundan çok uzak bir görüntü sergiledi. Frankfurt maçında beklenen patlamayı yapamadı. Ligde dağınık ve savruk… O bilinen adam eksilten, kaleye etkili şutlar gönderen Sané’den eser yoktu. Okan Buruk ısrarla oyunda tuttu. Belli ki formunu bulmasını istiyor.
Sané’nin yeteneğine ve futbol aklına söylenecek söz yok. Uyum ve form sorununu çözerse takımına daha fazla katkı vereceği muhakkak.
Galatasaray ikinci devreye rahat çıktı. Topu ayağında tutmak, maçın tempo ve kontrolünü elinde tutmak istedi. Kenar yönetiminin yaptığı oyuncu değişiklikleri takımın ayarını biraz bozdu.
Sürpriz golcü Torreira, taçtan gelen topla kaleye yöneldi ve uzak köşeye yaptığı düzgün vuruşla farkı 3’e çıkardı. Üç farklı üstünlük takımda gevşekliğe sebep oldu. Konya fırsatı iyi değerlendirdi. Sağlı sollu ataklar geliştirmeye başladı. Galatasaray defansının uzaklaştıramadığı topu Ümit Nayır kaleye gönderdi.
Bu gol Galatasaray’da küçük çaplı bir paniğe yol açtı. Konya gol için yüklendi. Uğurcan Çakır’ın kurtarışları takımı rahatlattı. Yoksa son dakikalar hem oyuncuların hem taraftarın yüreği ağzında geçebilirdi. Kalesinde devleşen Uğurcan da kendini buldu.
Avrupa’dan yaralı dönen Galatasaray hem yara sardı hem de Fenerbahçe ile arasındaki puan farkını 6’ya çıkardı.
Barış Alper ve Yunus Akgün parlayan iki yerli oyuncuydu. 3 puanı, 3 golle aldı. 6 maçta 18 gol atarken kalesinde sadece 2 gol gördü.
İstatistikler Galatasaray adına olağanüstü bir başarıya işaret ediyor. Lig tamam ama Galatasaray’dan beklenen Avrupa başarısı… Edirne’nin ötesinde adından söz ettirmesi… Kadrosunu da buna göre kurdu. Lig evet, ama yetmez…























