(The Turkish Post) – SAFA KAR
Futbol dolu bir gün yaşadım. Akşam saatlerinden gece yarısına kadar ekranın karşısındaydım.
Ligin 4 maçlık periyodu geride kaldı. Milli ara verildi. Yeni transferler ve hoca değişiklikleri bazı takımlara ‘ilaç gibi’ gelecek. Özellikle de Fenerbahçe’ye… Ali Koç yönetimi flaş transferleri sona sakladı. Kerem Aktürkoğlu’nu Benfica’dan koparmayı başardı. Kerem çok mutlu; çocukluk aşkım dediği Fenerbahçe formasını sırtına geçirdi.
Büyük umutlarla takımın başına geçen Mourinho, bozgun havasında evine döndü. Özel uçakla geldiği İstanbul’dan tarifeli seferle ayrıldı. Havaalanında tek başına görüntülendi. Gelişindeki şaşaadan eser yoktu.
Futbol gerçekten çok nankör bir oyun. Her şey skora ve başarıya endeksli… Mourinho hiç şüphesiz ‘başarısız’ oldu. Beklenti çok yüksekti. Fenerbahçe’yi şampiyon yapamadı. Avrupa’da yokları oynadı. Şampiyonlar Ligi’ne havlu attı.
Mourinho Fenerbahçe’ye ne kazandırdı? Avrupa medyasında bol haber dışında pek kazanç sağladığı söylenemez. Türk futboluna da herhangi bir katkı yapmadı. Saha dışı açıklamalarıyla manşetlere çıktı. Yeri geldi hakemleri eleştirdi, kulüp yönetimini bile tenkit etmekten geri durmadı. Türk futboluna dair sözleri hoş değildi. Fakat bunlara zemin hazırlayan da Ali Koç yönetimiydi. Mourinho büyük gürültülerle geldi, sessiz sedasız bozguna uğramış bir komutan gibi gitti.
Fenerbahçe, Ankara deplasmanına “fetret dönemlerinin hocası” Zeki Murat Göle ile çıktı. Rakip zayıftı, henüz puan alamamıştı. Göle, takım kurgusunda büyük değişiklikler yaptı. İrfan Can Kahveci’yi ilk 11’de oynattı. Yeni transferleri de sahaya sürdü. Hücumu düşünen, ofansif bir takım sahadaydı. İlk düdükle birlikte Gençlerbirliği kalesini adeta ablukaya aldı. Oyunu domine etti. Gol de çok gecikmedi. Nene’nin önüne düşen top Pereira’ya çarpıp ağlarla buluştu.
Maçı ekrandan dönüşümlü izledim. Liverpool – Arsenal maçı yarım saat önce başlamıştı. İki maçı izlerken futbol farkını açıkça görüyorsunuz. İngiliz futbolu ile Türk futbolu arasında uçurum var. Bir yanda hızlı, heyecanlı ve sürekli aksiyon halinde bir oyun… Diğer yanda ağır, duraksayan, basit bir oyun…
Fenerbahçe’nin ilk golü, maçı kolay alacağının da habercisiydi. Gençlerbirliği direnecek, tepki koyacak güçten yoksundu. Nitekim sahneye Nesry çıktı, attığı iki golle takımının ilk yarıyı 3-0 önde bitirmesini sağladı. 45 dakikaya sığan üç gol, Mourinho’nun Fenerbahçe’sinde görmeye alışık olmadığımız bir skordu.
Mourinho’nun ‘kontrollü oyunu’ gitmiş, oyuncuların ayaklarındaki prangalar sökülmüş, ruh yavaş yavaş görünmeye başlamıştı. İkinci yarıda kendini sıkmadı, skoru korumak istedi. Kalesinde bir gol gördü. Sonuçta Mourinho’suz Fenerbahçe deplasmanda kolay kazandı.
Milli aradan sonra yeni hoca ve transferlerle yeni bir başlangıç yapacak. Henüz kaybedilmiş bir şey yok. Yeni oyuncuların uyumu kolay aşılır, eski ruh tekrar dirilir ve oyuna yansırsa şampiyonluğu sonuna kadar kovalamaları mümkün.
Beşiktaş, Alanya deplasmanındaydı. Sergen Yalçın ikinci döneminin ilk maçını kazasız atlatmak istiyordu. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Birkaç gün içinde takımı hazırlamak kolay değil. İnce dokunuşların da havayı değiştirdiği muhakkak. Üzerindeki ölü toprağını silkelemeye çalışan Beşiktaş, ilk yarının sonlarında penaltıdan ilk golü yedi. En azından bir puan için yüklendi, riskler aldı. Eski futbolcusu Güven Yalçın sahneye çıktı ve Alanya’nın galibiyetini perçinleyen ikinci golünü attı.
Sergen Yalçın’dan ‘sihirli dokunuş’ bekleniyordu. Beşiktaş tanıdığı, bildiği bir takımdı. Transferlerde söz sahibi değildi. Savaşan bir takım için zamana ihtiyacı olduğu şüphesiz. Fırsat transferlerini de kollayacak. Milli ara Beşiktaş’ın da işine geldi. Hem Sergen Yalçın’ın takımı hazırlaması hem de eksikliklerin giderilmesi için bir fırsat olacak.
Aynı saatlerde Karadeniz derbisi oynandı. Maç yolunda Samsunspor taraftarları bazı tatsızlıklar yaşadı. Bir taraftar hayatını kaybetti. 3 maçını da kazanan Trabzon maça iyi başladı. Golü erken buldu. Bordo-mavililerin dev oyuncusu Onuachu’nun kafa vuruşuna kalecinin yapabileceği bir şey yoktu. Özellikle ikinci yarıdaki skoru koruma çabası Samsun’un oyun iştahını kabarttı. Uğurcan kalesinde devleşti. İki gollük pozisyonu biraz şansı, biraz da becerisiyle önledi. Son dakikalarda Samsun karambolden beraberlik golünü buldu. Derbide puanlar paylaşıldı.
Liverpool – Arsenal mi? Liverpool zorlu rakibini 1-0 yenmeyi başardı. Szoboszlai serbest vuruştan harika bir gol attı. Saha ve seyirci avantajını iyi kullandı. Oyun olarak Arsenal’den iyi değildi. Arsenal hocası M. Arteta “Biz Liverpool’a değil, Anfield’e yenildik” dedi. Stada ve seyirciye vurgu yaptı. Futbol şansı da Liverpool’un yanındaydı.
























