(The Turkish Post) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. MHP lideri Devlet Bahçeli, yaptığı açıklamada, “Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur” dedi. Bu sözlerle Bahçeli, partililere ve kamuoyuna net bir mesaj vermiş oldu. Bahçeli, oyalama taktiklerinin faydasız olduğunu ve zaman kaybından başka bir şeye yol açmayacağını ifade etti.
Bahçeli’nin açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekilde:
“20. yüzyılın başında orta doğunun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan duru bir iradeyle cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı dönemde de Türk ve Türkiye yüzyılında her türlü oyunu bozacak daha güçlü bir cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir.
Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, akıl yolu ile incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile CHP, siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir. Millet için en değerlisinin ne olduğunu idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala ömrünü tamamlamış bir söyleme, Sosyalist Enternasyonal’e teslim olmaktadır. Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş görüntü vermektedir. Son günlerde CHP zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının çürümenin had safhasını ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten üzüntü duymaktayız. Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemeçte sadece teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir. Asıl olan çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki MHP olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım budur.
Hepimizin çok iyi bildiği gibi MHP önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben derken slogan değil, fikir, hamasete dayalı propaganda değil sağ duyuyu ifade eder. Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir. Sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm için gayret eder. Açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki bu zorunluluğun yüklediği tarihi misyon sebebiyle MHP hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız tarih şuuruyla yoğrulmuş bir bakıştır. MHP’nin nazarında dünya güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır. Bu tabloda Türkiye’nin yeri tesadüflere değil, tarihi sorumlulukla jeopolitik hakikatlere ve milli iradeyle tahin edilmektedir. Bizim için esas olan milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim hangi kılıfa bürünürse bürünsün karşında MHP’yi bulacaktır. MHP, gelişmeleri yalnızca izleyen siyasi yapı değildir. Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran gerektiğinde ise milli duruşu en net şekilde ortaya koyan iradenin adıdır. Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz.
Küresel rekabetin kızıştığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğunu unutmamalıyız. Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik, tecrübeye dayalı akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir. Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye sahip olduğu istikrar, güvenli ve kurumsal kapasiteyle bölgede de diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır. Bu durum ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenli bir çekim merkezi haline getirmektedir.”





















