(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Trabzonspor medyasını ve yönetimini anlamakta güçlük çekiyorum. Dünyanın kabul ettiği bir gerçeği neden görmek istemez anlamak zor. Tabii ki bunun birkaç sebebi mevcut. Mevcut yönetimin başarısızlığı “Türkçülük” adı altında bir şovenizme çevirmesi. Hatta bunu da kulübün sosyal medya hesaplarından paylaşması başlı başına büyük bir garabet. Bir kulüp ve yönetimi sadece sportif başarıları ile gündeme gelir. Adından söz ettirir. Ancak Trabzonspor yönetimi belli ki sportif başarısızlığını, Amedspor ile gölgelemeye çalışıyor.
Kaldı ki Türkiye’nin 3 büyük takımı olan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, Diyarbakır takımını başarısından dolayı kutlamış. Taraftarları da tek kelime söz etmemiş. Ancak Bordo Mavili takım ve Trabzon medyası, hep birlikte “Türkçülük” şovu yapıyor. Buna tek kelime ile yazık denir. Hadi birkaç milliyetçi şovenist buna imza attı. Yönetim buna nasıl rıza gösterdi. Öte yandan Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan ve yardımcısı Zeyyat Kafkas’a söylemek gerekiyor. Sportif başarının olmadığı bir ortamda, milliyetçilik dalgaları bir netice vermez. Ayrıca Doğan ve Kafkas, her halde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli’nin de Amedspor’u başarısından dolayı kutladığından haberleri yok. Muhtemelen birkaç gün sonra Trabzonspor sosyal medya hesaplarını silerse şaşırmayın.
Ayrıca Doğan ve Kafkas’a sormak gerekiyor. Hadi Amedspor’un başarısını kutlamadınız, taraftarlarınıza da milliyetçilik doktrini aşıladınız. Ligin ilk haftasında Amedspor ile Bordo Mavili takım eşleştiğinde ne yapacaksınız. TFF’yi mi boykot edeceksiniz, yoksa maça mı çıkmayacaksınız? Biliyorum verilecek tek kelime cevabınız yok…
DOĞAN’IN CUMHURBAŞKANI’NIN KUTLAMASINDAN HABERİ YOK
Öte yandan Diyarbakır’ı temsil eden Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi, Türkiye futbolunda yalnızca sportif bir başarı değil, aynı zamanda toplumsal bir karşılık bulan önemli bir gelişme olarak kayda geçmeli. Aralarında Galatasaray ve Fenerbahçe’nin de bulunduğu birçok kulüp bu başarıyı tebrik ederken, Trabzonspor’un sessiz kalmayı tercih etmesi çok dikkat çekici. Nedenini hala anlamış değilim. Bu kadar bütüncül bir takımın, birkaç milliyetçi tarafından yönetilmesinin bir tezahürü olarak görüyorum ben.
Üstelik Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dahi Amedspor’u tebrik ettiği bir tabloda, Trabzonspor yönetiminin bu tavrı kamuoyunda “neden?” sorusunu beraberinde getiriyor. Kulübün bu tutumu, bazı çevreler tarafından “Türkçülük hassasiyeti” gibi gerekçelerle açıklanmaya çalışılsa da, futbolun birleştirici ruhuna zarar veren bir yaklaşım olarak eleştiriliyor. Trabzonspor, Türkiye’nin köklü ve büyük kulüplerinden biri. Bu büyüklük yalnızca sahadaki başarılarla değil, zor zamanlarda sergilenen duruş ve kapsayıcılıkla da ölçülür. Amedspor’un başarısını görmezden gelmek ya da buna mesafe koymak, kulübün tarihsel misyonuyla örtüşmeyen bir tablo ortaya çıkarıyor. Kısacası Bordo Mavili kültüre büyük zarar veriyor.
Bugün dünyada futbol, yalnızca bir oyun değil; aynı zamanda toplumsal barışın, birlikteliğin ve ortak sevinçlerin en güçlü araçlarından biri olarak ön plana çıkıyor. Bu nedenle kulüplerin attığı her adım, söylediği ya da söylemediği her söz geniş bir anlam taşıyor. Trabzonspor’un bu sessizliği de tam olarak bu yüzden eleştiriliyor. Yönetimlerin tercihleri elbette kendi iç dinamiklerine dayanır. Ancak kamuoyunun beklentisi, sporun birleştirici gücünü önceleyen, ayrıştırmayan bir dilin benimsenmesidir. Trabzonspor’un bu süreçte sergilediği tutum, yalnızca bir tebrik mesajının eksikliği değil; aynı zamanda futbolun evrensel değerleriyle kurulan mesafenin de göstergesi olarak okunuyor.
Gelinen noktada, bu tavrın yeniden değerlendirilmesi hem kulüp adına hem de Türk futbolunun ortak iklimi açısından önemli bir fırsat olabilir. Şayet Başkan Doğan ve yardımcısı Kafkas, takıma ve kültüre değer veriyorsa, sosyal medya hesabından bir kutlama mesajı paylaşmalı. Kaldı ki Bordo Mavili renge gönül vermiş Kürt, Arap, Zaza ya da Çerkez fark etmeksizin bütün futbol severlerde bu paylaşımdan son derece rahatsız. Başkan Trabzon’daki birkaç milliyetçi gazeteciyi bir kenara bırakıp, Ankara’ya kulak kabartsa iyi olur.
























