(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
PKK yöneticisi Murat Karayılan “Süreç donduruldu” dedi. Silahların bırakılması için de ‘yasal düzenlemeleri’ şart koştu. DEM de ‘tıkanma, oyalanma’ gibi kavramlarla sürecin yürümediğini ortaya koydu. Komisyon görevini tamamladı, raporunu yazdı. Bir ‘yol haritası’ çıkardı. Sıra başta infaz olmak üzere yasal düzenlemelerdeydi.
İktidar sözcüleri bir kaç kez tarih verdi. “Nisan’da çıkacak…” bunlardan biriydi. Ve fakat herhangi bir gelişme yaşanmadı. Sürecin tıkandığını da kabul etmedi. Erdoğan “Süreç devam ediyor…” dedi. Ve kararlılık mesajını tekrarladı. AK Parti’ye göre ‘donma, tıkanma’ söz konusu değildi.
Karayılan’ın çıkışının yaşandığı gün Bahçeli Beştepe’ye gitti, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi. Beklenmedik, sürpriz bir gelişmeydi. Görüşme 1 saate yakın sürdü. Ne konuştukları kamuoyuna açıklanmadı. Sürecin görüşmenin en önemli konusu olduğu şüphesizdi. Zirvenin üzerinden bir hafta geçti, somut bir gelişme yaşanmadı.
Ve Bahçeli her zaman olduğu gibi yine inisiyatif aldı. Uzun süredir ‘statü konusunu’ gündeme getirmekteydi. İmralı ve DEM’in de beklentisi vardı. Öcalan’a ‘başmüzakereci’ ünvanı verilmesi isteniyordu. Bahçeli, ortağı AK Parti’ye bu konunun netleşmesi yönünde mesajlar göndermesine rağmen herhangi bir adım atılmadı. Öcalan’ın statüsü bir sorun olarak duruyordu. İktidar ‘başmüzakereci’ sıfatına pek sıcak bakmadı.
Başından beri süreci ivme kazandıran isim Bahçeli’ydi. Meclis’te komisyon onun önerisiyle kuruldu. Adını da o koydu. Milletvekili heyetinin İmralı’ya giderek Öcalan’la görüşmesi yine Bahçeli’nin ısrarı sonucu gerçekleşti. AK Parti taraftar değildi. Hatta heyette yer alan AK Parti milletvekili Hüseyin Yayman kamuoyunu yanıltıcı bilgi verdi. Ada’da bulunduğu sırada ‘Hastanede’ olduğunu açıkladı.
Bahçeli grup toplantısında konuyu gündeme getirdi. Sağlam bir metinle kamuoyuna karşısına çıktı. Ve şunları söyledi: “Öcalan’ın statü meselesi bizim açımızdan önemlidir” dedi. Ve teklifini somutlaştırdı; “Öcalan’ın statü açığı varsa ele alınmalı… Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum…!”
Kısaca ‘barış koordinatörü’ diyebiliriz. Ki zaman içinde kavramın iki kelimeye indirgemesi sürpriz olmaz. Tabii ‘siyasallaşma’ tabiri de çok önemli… Çünkü PKK silahları bıraktıktan sonra siyaset sahnesine çıkacak… Örgüt mensuplarının önündeki engeller kalkacak ve örgüt politik sahaya taşınacak. Öcalan parti kurma hazırlığına başlamadı bile… Sürecin sonuçlarından biri bu… Siyasallaşma ‘barış’ kadar önemli…
Toplum ve kamuoyu buna hazır mı? MHP gemileri yaktı. Bir endişe ve kaygısı yok. Fakat AK Parti cenahı çok temkinli… Somut adımların gecikmesinde de ihtiyatlı tutumunun payı yüksek. Eğer topluma iyi anlatılamaz ve alt yapısı sağlıklı hazırlamazsa ağır bir siyasi bedelle karşılaşmak hiç de ihtimal dışı değil. Toplum ve seçmen nezdinde konu çok hassas. Bir sandık hezimetine neden olması işten bile değil.
Bahçeli’nin yarı öneri yarı rest çıkışına siyaset ve AK Parti nasıl cevap verecek? DEM heyecanlandı ve ‘altına imzamızı atıyoruz’ dedi. Bahçeli’nin önerisini kabullendi. ‘Barış Koordinatörü’ ünvanını sahiplendi. CHP duymazdan geldi. Sıcağı sıcağına tepki vermekten çekindi. AK Parti de beklemede… Acaba Beştepe’de bu konu bu boyutuyla gündeme geldi mi? Erdoğan’ın haberi var mıydı? Yoksa o da kamuoyu gibi Bahçeli konuştuktan sonra mı öğrendi? Bu sorular şu an cevapsız.
Ben sadece taraftarım, silahların susması, terörün sona ermesini canı gönülden destekliyorum. Fakat Öcalan’a içinde ‘barış’ geçen bir ünvan veya sıfat verilmesini kabullenmekte zorlanıyorum. Oluk gibi akan kan… Yitip giden canlar… Onbinlerce kurban… Ve şehitler… Hepsinin üzerine ‘sünger mi?’ çekilecek? Bari ‘barış’ denmese… Dünü ve geçmişi silip atmak bu kadar kolay mı? Öcalan için başka sıfatlar bulunabilir fakat ‘barış’ kavramı isabetli ve doğru olmaz, olamaz. Kamuoyu da bunu kabullenemez.
Bahçeli vitesi yükseltti… AK Parti komisyon önerisini kabul etti. İmralı’ya heyetin gönderilmesine gönülsüz de olsa ‘evet’ dedi. Bakalım ‘Barış Koordinatörü’ teklifine ne diyecek? Ve sürecin kaderi de AK Parti’nin takınacağı tavra bağlı… Donma ve tıkanmayı aşacak olan AK Parti’den başkası değil. Gözler Erdoğan ve AK Parti’de…
























