(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
MHP iktidarın içinde mi dışında mı? Devlet Bahçeli bu sorunun farkında ki “Biz iktidar ortağı değiliz, sadece cumhur ittifakının ortağıyız” dedi. Vatandaşın kafası karışık bu durumu siyasi olarak bir yere oturtabilmesi mümkün değil. İlk kez yaşanan tablo bu. Siyaset tarihinde örneği yok. Biraz dışarıdan desteğe benziyor.
Ahmet Hamdi Tanpınar Bursa’da Zaman şiirinde kendisini ve insanı anlatırken bugünleri mi yazmış acaba; “Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında / Yekpare bir anın / Parçalanamaz akışında…” AK Parti ile MHP’nin ortaklığı bunun gibi bir şey işte… MHP, iktidarın ne içinde, ne de büsbütün dışında… Ne iktidar, ne muhalefet safında. Bazen orada, bazen burada…
Bahçeli’nin görevden uzaklaştırılan Ahmet Özer’e ilgisini bilmeyen yok. Tahliye olur olmaz kapısını çaldığı isimlerden biriydi Bahçeli… Karar duruşmasından hemen önce özgürlüğüne kavuşan Özer’in daha beraat ya da daha hafif ceza alması bekleniyordu. Fakat beklenti boşa gitti. Mahkeme heyeti Özer’e örgüt üyeliği iddiasıyla 6 yılın üzerinde hapis cezası verdi.
Evet, Suriye’de işler karıştı. YPG ile Şam arasında sular durulmuş olsa da sorun tümüyle çözülmüş değil. İçeride barış sürece rafa kalkmadı. Ağır aksak yürüse de devam ediyor. DEM ve İmralı’nın Suriye rahatsızlığı sürece ne tür tesir edeceği şu an için belirsiz. Tepki ve itirazlar sözle sınırlı.
Ahmet Özer kararı tam bu süreçte verildi. Bu bir barometreydi. Sürece ivme kazandıracak adımlardan biri olabilirdi. Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi için çok beklendi. Fakat bir sonuç çıkmadı. Oysa hukuki olarak bir engel kalmamıştı. Kapıların açılması için Ankara’nın bir işareti yeterliydi. Fakat o sinyal gelmedi.
Ahmet Özer’e verilen hapis cezası sürece koyu bir gölge olarak düştü. En anlamlı tepki ‘iktidarın nesi olduğu’ tam çözülemeyen Bahçeli’den geldi. MHP lideri mesajını kelime oyunlarına girmeden, top dolaştırmadan çok net verdi. Özer’e sahip çıktı. Yargı ve kararın arkasında duranlara oldukça sert tepki gösterdi.
Şu ifadeler ona ait; “Ahmet Özer’e, ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ suçunun reva görülmesinden dolayı 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi evrensel hukuk ilkeleriyle çeliştiği gibi ‘Terörsüz Türkiye’ gaye ve gayretiyle de taban tabana zıtlık taşımaktadır. Bu kararın mahşeri vicdanda hiçbir karşılığı ve makul bir gerekçesi de yoktur. Mahut karar sorunludur, adil ve hakkaniyet esaslarıyla tezat ve çatışmalıdır…”.
Bahçeli ‘evrensel hukuk’ dedi. Ülke bu kavramı onun ağzından duymaya alışkın değildi. İktidar mahallesinden ‘evrensel hukuka’ gönderme yapılması ülke için oldukça ileri bir adım. Kararın karşısında ‘sorunlu, tezat ve çelişkili, makul gerekçeden yoksun’ gibi kelimelerle duran Bahçeli’nin tavrı önemli. Suriye konusunda Öcalan ve DEM’le ayrı düştü fakat Özer’ın kararına anlamlı tepki koydu. Temyiz aşamasında bir etkisi olur mu? Mümkün…
MHP lideri ittifak ortağı olarak evrensel hukuka dönüşün elzem olduğunun farkında… Yoksa Bahçeli sırf Özer’le ilişkisinden dolayı bu dili kullanmış olamaz. Bir ilke ve çıtayı yukarıya taşıma hatırlatması bu. Ve doğrudan mesaj da AK Parti’ye… Şu an yargı ülkenin en tartışmalı kurumu… Kamuoyu yoklamalarında güven çok alt düzeylerde. Bütün boyutlarıyla ‘adalet sancısı’ yaşıyor toplum.
Siyasi ve politik kavgaların zemini ve sahası olarak yargının kullanılması hem ülkeyi hem de adliye binalarını çok yordu. Taşınamaz bir yük haline geldi. Ben Bahçeli’nin Özer tepkisini daha çok bu açıdan önemsedim. Söz her ne kadar kamuoyuna söylemiş olsa da asıl muhatabının yani ‘gelinim sen dinle’ mesajı Erdoğan’a… Bahçeli muhalefet blokundan bir isim değil. Yani sesi ve mesajı AK Parti’nin zirvelerine kadar ulaşma potansiyeli taşıyan biri. Artık devir evrensel hukuk dönemi…






















