(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Barış süreci ‘Suriye’de düğümlendi’. YPG 10 Mart mutabakatına uymakta ayak sürüyor. Oysa bu uzlaşma kırmızı çizgi… Yakın vadede hafiflemesini beklemek de beyhude. YPG iye Kandil’le aralarında ciddi sorun olduğu kanaati yaygın. Kandil şahin, YPG güvercin rolünde… Son krizin mekanı Halep’ti. YPG’nin silahlı grupları şehirden çekilmek istemedi. Şam yönetimi ültimatom verdi. İki mahallede çatışmalar yaşandı.
YPG’yi çatışmaya sürükleyen odak Kandil’di. Örgütün Suriye koluna “Çatışın…” dediği haberlere yansıdı. Şam ağırlığını koydu, YPG Halep’ten söküldü atıldı. ABD’nin de politikası bu yöndeydi. Ankara’nın gelişmeleri yakından takip ettiğine kuşku yok. Bir yanda çözüm süreci diğer yanda Suriye’de oluşmakta olan Kürt bölgesi… Örgüte sert mesajlar gönderen isim ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan… En son söyledikleri gözden kaçmadı.
Fidan “Örgütü yıllardır yakından takip etmiş, mücadele etmiş ve yeri gelmiş konuşmuş biri olarak aldığımız dersler var. Maalesef SDG’nın, PKK’nın bir uzantısı olarak güçle, güç tehdidi olmadan diyalog yoluyla bir şey yapma şansı yok. Ya bir güç görecek ya da bir güç kullanma tehdidi görecek…” dedi. Çok açık ve net mesaj… Herkesin anlayacağı dil ve üslup… ‘PKK ve YPG ancak güçten anlar’. Nitekim bu çıkış Halep’te aynen sahaya yansıdı. Gücü gören YPG güçleri şehri terk etmek zorunda kaldı.
Fidan’ın mesajları ve üslubu münferit olabilir mi? Yani iktidar içinde farklı tonu ifade eden bir güç odağı mı Fidan? Tek başına Suriye politikasını belirleyebilir mi? Kuşkusuz kabinenin en önemli koltuklarından biri Dışişleri Bakanlığı… Fidan’ın Türkiye gibi her tarafta kolu olan bir ülkenin en faal ve görünen bakanı olması normal. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan rahatsız politika üretebilir mi?
Zaman zaman gerekli desteği görmese de Erdoğan’ın Fidan’ın arkasında durduğu açık… Yoksa herkesin anlayacağı ve duyacağı biçimde ‘ayar vermekten’ kaçınmazdı. Erdoğan, DEM’in tepki ve itirazlarını dikkate almadı, görmezden duymazdan geldi. Güçlü bir sahiplenmede bulunmaması kamuoyu ve DEM çevrelerini yanıltmasın… Erdoğan süreç konusunda çok ihtiyatlı… Bağlayıcı ve köşeli dil kullanmaktan kaçınıyor. Fidan’ın pozisyonunu da süreçten bağımsız düşünmemek lazım.
DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Fidan’ın hedef alan son çıkışı farklı bir sonuç doğurur mu? Bakırhan’ın şu sözleri dikkat çekiciydi; “Bugün Halep Ortadoğu’nun ortasında çalan bir yangın alarmı gibidir. Dışişleri Bakanı Fidan’ın ‘ya güç görecekler, ya güç tehdidi’ şeklindeki ifadeleri diplomasinin değil, çatışma siyasetinin dilidir. Soruyoruz; Siz diplomat mısınız yoksa asker misiniz? Siz diplomasi koridorlarından mı yoksa Şara’nın yönettiği operasyon odasından mı konuyorsunuz. Karar verin…”
Hakan Fidan ne diplomat ne asker… Bu iki unsuru da kapsayan siyasetçi… Dışişleri Bakanlığı siyasi bir koltuk. Siyasetin en fazla kendini gösterdiği bakanlıklardan biri. Ve bu dil de siyasete dahil… Politikanın doğruluğu, yanlışlığı ayrı bir tartışma… Fidan’ın PKK ve türeci YPG’nin Suriye politikasına tavır koymasından daha doğal ne olabilir? Ankara’nın tavrı çok net… 10 Mart mutabakatının tavizsiz uygulanması… YPG’nin yönünü Şam’a dönmesi… Telaviv gibi merkezlerden medet ummaması… Bu bilinmeyen bir yaklaşım değil ki… Ben DEM’in şaşkınlığını anlamakta zorlanıyorum. Fidan’ın yaptığı AK Pakti iktidarının politikasını seslendirmekten ibaret. Şahsi görüşü değil. Kendi irade ve inisiyatifi değil.
Bakırhan’ın dili eleştirdiği Fidan’dan çok mu farklı… Şu cümleye bakar mısınız; “Bu tutum sürece karşı darbe mekaniğinin Suriye’de aktif bir şekilde hayata geçmesidir”. Darbe mekaniği kavramı Abdullah Öcalan’a ait… Bu mekanizma Suriye’de hayata geçmiş… 10 Mart mutabakatının uygulanmasının istenmesi ve bu yönde politika belirlenmesi darbe mekaniğini nasıl harekete geçiriyor? Anlamak zor. Bakırhan bunu da izah etse… Yan çizen PKK unsurları değil mi? YPG’nin sürecin önündeki engellerden biri olduğu ortaya çıkmadı mı? Görünen tehlike ve riskti. Uyarı ve ikazlar işe yaramadı. Ve süreci YPG düğümledi.
YPG 10 Mart mutabakatı rotasına oturmadan barış sürecinin ivmesi kazanması ve yeni evreye girmesi çok zor. Sürecin kilidi de anahtarı da Suriye… Barışa giden yol Suriye’den geçiyor. Ve o yol da mayın döşeli… DEM ve YPG’nin bu gerçeği anlaması ve buna göre politika yürütmesi lazım. Yoksa ortada ne süreç kalır ne de barış ve çözüm umudu… DEM, Fidan’dan, Ankara YPG’den rahatsız… Çift taraflı hoşnutsuzluk söz konusu… Rahatsızlığı gidermenin yolu belli…






















