Cumartesi, Temmuz 25, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Fatma Zehra Fidan yazdı I Aradığımız hakikat mıdır?

Kendimizi nasıl algıladığımızla ötekiler tarafından nasıl algılandığımız kendilik inşamızın belki de en önemli bölmelerini oluşturuyor. Çoğunlukla algılanmak istediğimiz gibi olmayı seçtiğimiz sır değildir; “el alem ne der?” sorusunun cevabına karşı zafiyetimiz ortadadır.

19/03/2026 07:03
Okuma süresi: 5 dk. okuma
A A
Fatma Zehra Fidan yazdı I Aradığımız hakikat mıdır?
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

46 köşe yazısı

(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA FİDAN   

Zamanın birinde gencecik bir kadın vardı. Çocukluğunun ışıltılı dünyasına nereden üflendiğini bilmediği bir rüzgâr, onu hakikat arayışına çıkarmıştı. Hakikatin ne olduğunu bilmediği gibi ne olmadığını da bilmiyordu. Sadece hakikatin aranması gereken en önemli şey olduğunu sezmişti. Bu sezgi eskide kalan her şeyi silip süpürmüş, az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş, sonunda kendisini modern bir mağaranın hizmetlisi olarak bulmuştu.

O gün, mutfak işlerini yapmaya başlamadan, zamansız zamanların ulularından biriyle ilgili bir metin okumuştu. Bu ulu kişi Gazali hakkında, kendi zirvesine çıkmanın son durağında, kendisine dair bütün büyüklük alâmetlerini bir kenara fırlatıp çöplüklerde yattığı, şehir tuvaletlerini temizlediği yazıyordu metinde. Genç kadın hakikate ulaşma yolunda yapıp edilenler karşısında adeta büyülenmişti. Mutfaktaki işleri mi yapıyordu, yoksa işler onu mu yapıyordu, sır.

Hayal etmeye başladı: Örtülere bürünse, tanınmaz hâle gelse, belediye başkanından izin alıp hiç olmazsa haftanın bir günü şehrin en pis tuvaletlerinden birini temizlese o da hakikate ulaşabilir miydi acaba? Bu olasılık yüreğini çatlatacak gibi oluyor, sarhoşluğu katlanıyordu.

O sıralarda evlerinde -yine Gazali’den Allah’ın aziz bir misafiri olduğunu öğrendiği- eşinin yüz yaşındaki büyük annesini ağırlıyorlardı. Gepgenç hakikat yolcusu kadın, ahı gitmiş vahı kalmış bu yaşlı kadının bütün meczupluklarını ele güne çok garip gelen bir sevinçle karşılıyordu, çünkü Allah’ın aziz bir misafirine ev sahipliği yapma mertebesine göz dikmişti. Anlayacağınız kadının gözü yükseklerdeydi, öyle her mertebe onu kesmiyordu.

Kadın, şehir tuvaletlerinde hizmetçi olma fikriyle sarhoş sarhoş mutfaktaki işini bitirip herkesin eğleştiği salona döndü. Salonda ağır bir koku, büyükannede garip bir hâl vardı. An içinde gerçek dünyaya dönüp konuyu araştırdığında yaşlı kadının pazen donunu doldurduğunu, bundan duyduğu utançla kıvrım kıvrım kıvrandığını anladı. Kadının zihninde ve kalbinde aynı anda bir şimşek çaktı, yukarıdaki ve her yerdeki ona cevap vermiş, “Bok temizlemek istiyordun, haydi temizle!” deyivermişti.

Kadın gözyaşları içinde gerekeni yaptı. Yaşlı kadını küçücük bir çocuk gibi okşuyor, yüzünden gözünden öpüyor, şehir tuvaletlerini evine getirene ne diyeceğini bilemiyordu.

Konunun şiddetinden çıktıktan sonra içsel analiz devam etti: Sen yeter ki talep et, talebine cevap verilir. Aslolan cevap verilmeye değer bir soru sormaktır. Hayalindekini yapsaydın içindeki şişinmeye engel olamayacak, hakikat yolculuğu uğruna hangi ince yollardan geçtiğine dair hikayelerin içinde boğulacaktın belki. İstediğin boka bulanmaksa, bok önüne böyle gelir, getirilir.

…

Hakikatler mi hikayelerden çıkar, hikayeler aslında hakikatin kendisi midir, tartışılır. Bu hikâye beni çok etkilemiştir. O genç kadının, Gazali’nin ululuğuna dair herhangi bir şüphe duymadan söylediklerini alıp kabul etmesi aslında düşündürücüdür. Mesela Gazali veya benzer hikayelerin aktörleri, aslında olmadıkları bir hâli -mış gibi yaparak mı hakikate ulaşmışlardır. Dilenci olmadığını bilen, dilenci olma hâlini gerçek anlamda hiç deneyimlemeyen birinin yırtık pırtık kıyafetlerle bir köşede dilenmesi onu umduğu hakaret noktasına indirger mi? Başka bir deyişle, bu rol insanı dilenme gibi bir hakarete mecbur bırakan çaresizliği iliklerine kadar hissettirir, ulaştığı acz noktasının kuvvetiyle yükseltebilir mi?

Mesela Gazali, o on birinci yüzyılın koskoca filozofu ve İslâm alimi, çöplüklerde yatarken veya yollarda meczup meczup gezerken gerçekten ne hissetmiştir? Konuyu algıya, daha doğrusu algının fenomenolojisine getirirsek işin içinden çıkamayız ama oraya dokunmadan meramımızı anlatma imkânı pek yok.

Kendimizi nasıl algıladığımızla ötekiler tarafından nasıl algılandığımız kendilik inşamızın belki de en önemli bölmelerini oluşturuyor. Çoğunlukla algılanmak istediğimiz gibi olmayı seçtiğimiz sır değildir; “el alem ne der?” sorusunun cevabına karşı zafiyetimiz ortadadır. Başkaları tarafından “süfli, aşağılık, zelil, dilenci, zararlı” olarak algılanma talebi, hak ve halkın değerlendirme çizgisindeki karşıtlık üzerine kurulmuştur. ‘Halkın gözünde süfli olan hakkın gözünde âli olur’ hükmü bu yönelimde temel ilke olmalıdır.

Peki aslolan başkasının beni nasıl algıladığı mı, yoksa benim kendimi nasıl algıladığım mıdır? Ben istediğim kadar dilenci rolü yapayım, malım mülküm varsa dilenci gibi hissetmem imkânsızdır. Malı mülkü omuzlarımızdan attığımızı farz edelim, mala mülke ulaşma potansiyeli ve gücü damarlarımda akan kanda devinip duruyorsa kim beni dilenci gibi hissettirebilir?

Koskoca Gazali çöplüklerde kıvrılmış yatarken, kendisini süfli bir dilenci gibi azarlayan kişilerin hakaretlerinden ne denli alınır ve aşağılanmış hissetmiş olabilir? Hissedebilir mi gerçekten? Sadece soruyorum. Uluların veya ulu bilinenlerin de göklerde yetişip gelmediğini, bizden ve bizim gibi toza çamura bulananlardan olduğunu -haydi biliyorum demeyeyim- düşünüyorum.

Aslında konuyu sağlam bir temele dayandırmak niyetindeyim. Yoksa kimseciklere bu denli sert toslamaya cesaret edemeyebilirim.

Son dönemlerde “terörist, tehlikeli ve zararlı, anarşist, devlet ve vatan düşmanı” olarak kodlanan KHK’lılar kitlesine kimsecikler öyle hissettiremedi, çünkü öyle değiller. O kadar öyle değiller ki, bu vasfa yakınlaşma yoluna bile gidemediler.

Şahsen ben bu yaftalardan hiç alınmadım, bunlar beni pek incitemedi. Belki de bu sebeple ‘terörist olmaya gönüllüyüm, hakkımda ne düşünüyorsanız onu olmaya gönüllüyüm’ diyebildim. Bu suçlamalar beni biraz da arsızlaştırdı galiba, ‘utanç bizi terk etti’ diye diye kendim de onu kovmuş olmalıyım ki, kendimi kahpe ilan edip ‘vurun kahpeye!’ bile dedim. Dedim de ‘kızım sen kendine ne dedin?’ diye kılım bile kıpırdamadı.

Konu hakikatin peşine düşmüş hayalperest genç bir kadının hikayesinden algının fenomenolojisine, oradan yine KHK distopyasına geliverdi. Aslında bu dönem, dileyenleri ruhun derece-i hayatına çıkaracak özelliklere sahip. Hani hakikat yolcularının kitaplardan okuyup ezberledikleri, sohbet toplantılarında edebi cümleler ve dokunaklı ses tonlarıyla işaret ettikleri zirvelerden bahsediyorum. Hep iddia ettikleri gibi ‘aslında biz kimiz ki, acz ve fakr içindeki zavallılarız’ cümlesini bedenlenebilecekleri bir dönemdir bu.

Öyle çöplüklerde yatıp derviş rolü oynamaya gerek yok. Onca servet sağman içinde omuzuna ciğer asıp satmaya gerek olmadığı gibi. Hem ‘Ben aslında onca kitapları devirdim, kitaplar mı beni yazdı, ben mi kitapları yazdım bilmiyorum, bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir’ deyip hem de bilgiçlik taslayarak sütü devirmeye de gerek yok.  Seni kürsünden aldılar, okuma yazma bile bilmeyen müşterilerden azar işiten bir görevli konumuna koydular, bundan âlâ hakikat eğitimi, bundan âlâ dergâh mı olur yahu?

Gerçekten ulu birileri varsa, o birileri bunu dediyse doğru demiş, en azından benim ulaştığım nokta bu: Söze değil hâle bakılır. Bir kişinin ne dediğine değil ne yaptığına bakınız.

Hakikati aramaya çıktım deyip de önüne koyulanlar sebebiyle ağlayıp zırlıyorsan, öncelikle söylemini değiştir kızım. Eylem ve oluş, söylemin peşinden gelir çünkü.

Kendimi hangi hâl ve durumda konumlandırırsam konumlandırayım, alışmışım, sormadan duramıyorum: Hakikat nedir sahi?

Etiketler: AradığımızFatma Zehra Fidanhakikatmıdır?slider-manset
Paylaş2Tweet1PaylaşGönderTara
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

Önerilen Haberler

Kadir İnanır’ın sağlık durumuyla ilgili yeni açıklama
Magazin

Kadir İnanır’ın 3 ayrı vasiyeti ne zaman açıklanacak?

Hayatını kaybeden Fatih Ürek’in vasiyeti ortaya çıktı
Magazin

Yakınları Fatih Ürek’in okul vasiyetini ‘para yok’ diye yaptırmayacak

İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek
Gündem

İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek

Uzmanlardan çekirgeler için “istilacı değil” açıklaması
Gündem

Uzmanlardan çekirgeler için “istilacı değil” açıklaması

Popüler Haberler

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Kadir İnanır’ın sağlık durumuyla ilgili yeni açıklama

Kadir İnanır’ın 3 ayrı vasiyeti ne zaman açıklanacak?

Hayatını kaybeden Fatih Ürek’in vasiyeti ortaya çıktı

Yakınları Fatih Ürek’in okul vasiyetini ‘para yok’ diye yaptırmayacak

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Önce Hacıbayram, sonra Anıtkabir…!

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Önce Hacıbayram, sonra Anıtkabir…!

İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek

İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek

Uzmanlardan çekirgeler için “istilacı değil” açıklaması

Uzmanlardan çekirgeler için “istilacı değil” açıklaması

Acun Ilıcalı acı kaybını sosyal medyadan duyurdu

Acun Ilıcalı acı kaybını sosyal medyadan duyurdu

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Acun Ilıcalı acı kaybını sosyal medyadan duyurdu

Acun Ilıcalı acı kaybını sosyal medyadan duyurdu

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Kadir İnanır’ın 3 ayrı vasiyeti ne zaman açıklanacak?
  • Yakınları Fatih Ürek’in okul vasiyetini ‘para yok’ diye yaptırmayacak
  • Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Önce Hacıbayram, sonra Anıtkabir…!
  • İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.