(The Turkish Post) – ESAT AYTAN
İnsan olmak, yalnızca bir tanımdan hareketle, belli cümlelere sığdırılamayacak kadar karmaşık, çok yönlü ve derin bir kavramdır. Biyolojik bir varlık olmanın ötesindedir. Duyguları, düşünceleri, anlamlı bilinçliliği, ahlaki değerleri ve toplumsal ilişkileri içeren zengin bir deneyimler bütünü olan, yaratılmış mükemmel bir varlıktır.
İnsan, sürekli bir öğrenme ve gelişim sürecinin içinde yer alır. Hayatının her anını, kendisini daha iyi tanımak, potansiyelini ortaya çıkarmak ve bilgi dağarcığını genişletmek için bir fırsata dönüştürür. Kendini eğitmek ve keşfetmek, sadece okul sıralarında biten bir süreç değil, hayat boyu devam eden, sürekli bir dinamiklikle kendini fark ettiren, sonu gelmeyen bir maceradır. Bu yolculukta atılan her adım, insanı daha bütünsel, daha bilinçli ve daha tatmin edici bir yaşama doğru götürür.
Kendini Eğitmek: Bilginin Peşinde Sürekli Bir Koşu
Kendini eğitmek, formal eğitimin ötesine geçen, bireyin kendi inisiyatifiyle bilgi ve becerilerini geliştirmesidir. Bu, sadece kitap okumak ya da ders almakla sınırlı değildir; aynı zamanda deneyimlerden ders çıkarmak, farklı bakış açılarını anlamaya çalışmak ve dünyayı sorgulamak anlamına gelir. Dar kalıplardan ayrışarak, kendisini her an yenileyen, kendi farkındalığını yaşayan ve toplumsal ilişkilerinde farkındalık oluşturan bir süreçtir.
Neden Kendimizi Eğitmeliyiz?
Kişisel Gelişim: Yeni bilgiler edinmek, zihnimizi keskinleştirir, eleştirel düşünme yeteneğimizi artırır ve problem çözme becerilerimizi geliştirir. Bu, kişisel sınırlarımızı aşmamızı ve daha yetkin bireyler olmamızı sağlar. İnsanın maddi boyutlarda ki varlığını, manevi boyutlardan alacağı destekle sürekli güçlendirmeli ve gelişimini bedensel – ruhsal olarak sürdürmelidir.
Adaptasyon: Dünya hızla değişiyor ve bu değişime ayak uydurmak için sürekli öğrenmek, insan için bir zorunluluk haline dönüşmüş durumdadır. Yeni teknolojilere, yeni fikirlere ve yeni iş yapış biçimlerine uyum sağlamak, kendini sürekli eğiten bireyler için daha kolay bir hal aldığı bilinmektedir.
Fırsatlar: Bilgi ve beceriler, yeni kapılar açar. Kendini sürekli geliştiren bireyler hem profesyonel hem de kişisel yaşamlarında daha fazla fırsatla karşılaşırlar. Fırsat kollayan insan olmanın ötesinde, fırsatların kapısına dayandığı, fırsatların kolladığı nitelikli bir insan olmanın sürekli bir dinamizmi içerisinde, kendini yenilemeli ve kendini keşfetmekle ilgili bilgi güncellemeleri içerisinde bir hal takınmalıdır.
Zihinsel Zindelik: Öğrenmek, beynimizi aktif tutar ve bilişsel gerilemeyi geciktirebilir. Yeni şeyler öğrenmek, zihinsel olarak genç kalmamızı sağlar.
Toplumsal Katkı: Bilgili ve bilinçli bireyler, çevrelerine ve topluma daha fazla katkıda bulunurlar.
Kendimizi Nasıl Eğitebiliriz?
Okumak: Kitaplar, makaleler, dergiler… Her türlü kabul görmüş yazılı materyal, nitelikli görseller, işitsel materyaller vb., yeni dünyaların kapılarını aralar. Farklı konularda okumak, görsellere odaklanmak, işitsel materyallerden beslenmek, bakış açımızı genişletir.
Çevrimiçi Kaynaklar: MOOC’lar (kitlesel açık çevrimiçi kurslar), YouTube, podcastler, eğitim platformları gibi sayısız çevrimiçi kaynak, istediğimiz konuda bilgi edinmemizi sağlar.
Mentorluk ve Ağ Kurma: Alanında uzman kişilerden öğrenmek, onların deneyimlerinden faydalanmak çok değerlidir. Benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla bir araya gelmek de öğrenme sürecini zenginleştirir.
Yeni Beceriler Edinmek: Bir dil öğrenmek, bir enstrüman çalmak, kodlama öğrenmek gibi yeni beceriler edinmek, insanı hem zihinsel olarak geliştirir hem de yeni ilgi alanları keşfettirir.
Deneyimlemek: Seyahat etmek, farklı kültürleri tanımak, gönüllü çalışmalara katılmak gibi deneyimler, en değerli öğrenme biçimlerinden biridir.
























