(The Turkish Post) – EMİR ÇELİK
Bir zamanlar kahvaltı sofrasının vazgeçilmezi olan peynir, bugün gelinen noktada hem fiyatıyla hem de güvenilirliğiyle ayrı bir endişe kaynağına dönüştü. Ekonomik kriz, vatandaşın market rafındaki peynire uzanan elini giderek kısaltırken, bu boşluğu dolduran karanlık bir sektör de yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor.
Sakarya’nın Pamukova ilçesinde düzenlenen bir operasyonda, çarpıcı bir tablo ortaya çıktı. Sakarya İl Jandarma Komutanlığı ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği denetimde, işletmede peynir üretiminde hiç süt kullanılmadığı, piyasadan toplanan tarihi geçmiş ya da geçmek üzere olan kaşar peynirlerinin yeniden eritilip işlenerek satışa hazırlandığı tespit edildi. Piyasa değeri yaklaşık 1 milyon 500 bin lira olan 5 ton bozuk kaşar peynirine el konuldu. İşletmenin faaliyetini gizlemek için camlarını içeriden kararttığı, mal giriş-çıkışını yalnızca geceleri yaptığı da ortaya çıktı. İşletme sahibine 210 bin 622 TL idari para cezası kesildi.
Benzer bir vaka başka bir ilde de yaşandı. Alo Gıda 174 hattına yapılan bir ihbar üzerine harekete geçen ekipler, son tüketim tarihi geçmiş, bir bölümü bozulmuş yaklaşık 20 ton peynir tespit etti. Saklama koşullarına uygun olmayan ve yeniden işlenip piyasaya sürüleceği değerlendirilen peynirler imha edildi, işletmeye yasal işlem uygulandı.
“EŞİM HER GÜN YİYORDU, ŞİMDİ YOĞUN BAKIMDA”
Sakarya’daki operasyonun ardından bölge halkının tepkisi de gecikmedi. Bir kadın yaşadığı süreci şöyle anlattı: “Bu firmayı hiç bilmiyorduk, duymamıştık. Gıda güvenliği nedeniyle sağlığımız tehlikede. Eşim her gün bir kilo peynir yiyordu, şimdi yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor.” Vatandaşlar, gıdada hile yapılarak hem ceplerinden hem sağlıklarından çalındığını belirterek denetimlerin artırılmasını, cezaların ağırlaştırılmasını ve bakanlık tarafından net standartlar getirilmesini talep etti.
BENZER ŞİKAYETLER ÇOK
Sorun sadece küçük, kayıt dışı işletmelerle sınırlı değil. Şikayet platformlarına yansıyan çok sayıda başvuruda, tanınmış zincir marketlerden alınan kaşar ve beyaz peynirlerin son kullanma tarihinin geçmiş olduğu, bazı ürünlerin kötü koktuğu ya da bozulmuş göründüğü anlatılıyor. Bir tüketici, tanınmış bir süt markasının ürününü satın aldıktan sonra son tüketim tarihinin bir ay önce dolmuş olduğunu fark ettiğini belirtiyor.
Dikkat çeken bir diğer nokta, bu vakaların büyük bölümünün proaktif bir denetimle değil, vatandaş ihbarıyla ortaya çıkması. Yetkili merciler, sorunu ancak bir şikayet ya da ihbar hattına gelen bildirim sonrası tespit edip harekete geçebiliyor; bu da sistematik ve düzenli bir denetim mekanizmasının yeterince işlemediği eleştirisini güçlendiriyor.
Ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde, ucuz fiyat arayışının bazı üreticileri bu tür yasa dışı yollara sevk ettiği görülüyor. Ancak asıl sorun, bu vakaların sistemli bir denetimle değil, tesadüfen ya da ihbarla ortaya çıkması. Vatandaşın elindeki tek güvence, ürünün üzerindeki tarihe güvenmek; ama o tarihin bile ne kadar güvenilir olduğu, bugün itibarıyla ciddi bir soru işareti olarak duruyor.






















