(The Turkish Post) – Siyaset sosyologu ve yazar Doğu Ergil, X hesabındaki paylaşımında yolsuzluk hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Yolsuzluğun sadece yönetenlerin değil, yönetilenlerin de meselesi olduğunu kaydeden Ergil, “Ne yazık ki birçok toplumda yolsuzluk sistematikleşir, çalmak ve çaldırmak sıradanlaşır, en acısı da buna alışılır” ifadelerini kullandı.
Doğu Ergil’in yazısı şöyle:
“YOLSUZLUK HIRSIZLIKTIR: TEBA KÜLTÜRÜDÜR
Yolsuzluk bir ülkede sadece yönetenlerin meselesi değildir. Aynı zamanda yönetilenlerin vicdanında, sessizliğinde, hatta zamanla gösterdiği rızada da büyür. Ne yazık ki birçok toplumda yolsuzluk sistematikleşir, çalmak ve çaldırmak sıradanlaşır, en acısı da buna alışılır. Peki, yolsuzluğa ve soyguna sessiz kalan bir halk için ne söylenebilir?
Ahlaki Çürümenin Toplumsallaşması
Toplum eğer yolsuzluğu “zaten herkes yapıyor”, “bizimkiler yapsın da başkası yapmasın” ya da “bize de bir şey düşer belki” gibi söylemlerle normalleştiriyorsa, sorun artık sadece siyasi değil, ahlakidir. Bu tür bir yaklaşım, adalet ve hak duygusunun toplumsal vicdanda zayıfladığını gösterir. Sessiz kalmak burada pasif değil aktif bir suç ortaklığı halini alır.
Çıkarcılık ve Bağımlılık İlişkisi
Bazen halk, sessizliğini bilinçli biçimde korur. Çünkü iktidarla arasında bir çıkar ilişkisi kurulmuştur. Sosyal yardımlar, kadrolar, ihaleler, partizan atamalar halkın önemli bir kesimini sisteme bağımlı hale getirir. Bu, modern bir “sadaka ekonomisi”dir. Sessizlik bu noktada etik değil, stratejiktir.
Yolsuzluğa sessiz kalmak yalnız bugünü değil, geleceği de zehirler. Toplumun gençleri, başarıya giden yolun dürüstlükten değil, hileden ve yaltaklanmadan geçtiğini görürse; idealizm ölür, umut tükenir. Çürüme bir kez meşrulaştığında, onu temizleyecek güç halkın içinden doğamaz.
Geleceğin Çalınması
Yolsuzluk bir ülkenin yalnızca ekonomisini değil, ahlakını ve toplumsal dokusunu da çürütür. Sessiz kalan halk, uzun vadede kendi geleceğini çaldırır. Çünkü adalet bir kez terk edildiğinde, er ya da geç herkesin kapısını çalar. Bu yüzden sessizlik değil, hesap sormak, sormaya devam etmek bir yurttaşlık görevidir.”























