(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verileri, Türkiye’nin çalışma hayatındaki adaletsizliğini ve sistematik sömürüyü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Haftalık ortalama 45,7 saat mesai süresiyle Kolombiya’dan sonra en fazla çalışan ülke olan Türkiye’de, fazla mesai olağanlaşmış durumda. Dahası, haftalık 60 saatin üzerinde çalışanların oranı yüzde 15,1’e ulaşırken, bu oran OECD ortalamasının (yüzde 4,4) üç katından fazla.
YASA VAR, DENETİM YOK
4857 Sayılı İş Kanunu’na göre haftalık yasal çalışma süresi 45 saat. Ancak bu sınır, birçok sektörde kâğıt üzerinde kalıyor. Denetimsizlik, kayıt dışı çalışma ve “zorunlu gönüllülük” adı altında dayatılan fazla mesai, Türkiye’de emekçilerin sırtına yüklenen ağır bir kambura dönüşmüş durumda. Maden işçileri, basın mensupları, devlet memurları gibi meslek grupları için farklı mesai sınırları belirlenmiş olsa da uygulamada bu kuralların çoğu ihlal ediliyor.
ÇOK ÇALIŞ, AZ KAZAN: TÜRKİYE MODELİ
OECD ülkeleri arasında en uzun süre çalışan halklardan biri olan Türkler, aynı zamanda en düşük alım gücüne sahip kitlelerden. Alın terinin karşılığını alamayan milyonlarca çalışan hem maddi hem de ruhsal olarak tükeniyor. Bu kadar yoğun çalışmanın ne bireysel üretkenliği artırıyor ne de ülke ekonomisine uzun vadede fayda sağlıyor. Aksine, bu sistem, bireyin sağlığını hiçe sayan ve aile yaşamını çökerten bir düzeni sürdürüyor.
TEPEDEKİ MUTLU AZINLIK: CEO’LAR VE MİLYARDERLER
Türkiye’de emekçiler bu koşullarda yaşam mücadelesi verirken, dünyada CEO maaşları rekor kırıyor. Oxfam’ın 2024 raporuna göre ortalama küresel CEO maaşı 4,3 milyon dolara yükseldi. Yani bir CEO’nun geliri, bir çalışanın maaşının 56 katı. Aynı dönemde işçilerin reel ücret artışı sadece %0,9’da kaldı. Bu tablo “servetin sistematik olarak zenginlere aktarılması” olarak nitelendiriliyor. Milyarderler saatte 23.500 dolar kazanırken, dünyanın dört bir yanında milyonlarca işçi açlık sınırında yaşıyor.
ÇALIŞMA KÜLTÜRÜNDE REFORM ŞART
Veriler açık: Avrupa ülkeleri daha kısa saatlerle çalışıyor, ancak hem yaşam kalitesi hem de verimlilikte üst sıralarda. Hollanda, Almanya, Norveç gibi ülkelerde haftalık çalışma süreleri 30 ila 35 saat arasında değişiyor. Buna rağmen kişi başına üretkenlik Türkiye’nin çok üzerinde. Bu fark, sadece saat değil; sistemi yöneten iradenin, emeğe verdiği değerle ilgili.
SESSİZ ÇOĞUNLUK YORGUN
Türkiye’deki tablo, emeğin değersizleştirildiği, insan sağlığının hiçe sayıldığı bir yapıyı gösteriyor. Uzun saatler boyunca düşük ücretlerle çalışan milyonlar, geleceksizlik ve yoksulluk arasında sıkışmış durumda. Bu düzenin sürdürülebilir olmadığı ortada. Ancak değişim için yalnızca rakamlara değil, toplumsal bir farkındalık ve siyasi iradeye de ihtiyaç var.





















