(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de basın özgürlüğü adeta can çekişiyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından ülke genelinde düzenlenen protestoları takip eden 7 gazeteci tutuklandı.
Gazeteciler, yalnızca görevlerini yerine getirdikleri için “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla gözaltına alınarak Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildi.
Tutuklanan gazeteciler uluslararası ajanslara çalıştığından olsa gerek, bu sabah geri adım atıldı ve yapılan itirazla gazeteciler hakkında tahliye kararı verildi.
Bu durum, Türkiye’de basın özgürlüğünün fiilen askıya alındığının açık bir göstergesi. Gazetecilerin haber takibi yapmasının suç haline getirilmesi, ülkedeki ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir darbe.
Ayrıca uluslararası basın kuruluşları ve gazeteci örgütleri Türkiye’deki bu vahim gelişmelere sert tepki gösterdi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), gazetecilerin yalnızca protestoları takip ettikleri için tutuklanmasının basın özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu belirterek, Türkiye’yi medya üzerindeki baskılara son vermeye çağırdı.
TÜRKİYE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE DİPLERDE
RSF’nin 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 180 ülke arasında 165. sırada yer alıyor. Bu sıralama, Türkiye’nin dünya çapında gazetecilik faaliyetlerini en fazla baskı altına alan ülkeler arasında bulunduğunu gözler önüne seriyor. Ülkede medya kuruluşları üzerindeki denetim, sansür ve gazetecilere yönelik yargı tacizi sistematik hale gelmiş durumda. Son 10 yılda en az 131 gazeteci tutuklandı ve pek çoğu tehdit, saldırı ve hukuki baskılarla susturulmaya çalışıldı.
Özellikle 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’de basın özgürlüğü ciddi şekilde geriledi. Uluslararası insan hakları kuruluşları, Türkiye’deki ifade özgürlüğü ihlallerini sert bir dille eleştiriyor. Freedom House’un raporuna göre, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni en çok ihlal eden ülke konumunda. Ayrıca, İnsan Hakları Derneği’nin açıklamasına göre, son kırk yılda yüz binlerce insana düşünceleri nedeniyle dava açıldı ve on binlercesine cezalar verildi. Bu süreçte, medya kuruluşlarının büyük bir kısmı hükümet kontrolüne girdi ve bağımsız haberciliğin önü büyük ölçüde kapatıldı.
HALKIN HABER ALMA HAKKI YOK SAYILIYOR
Gazetecilere yönelik sistematik baskıların kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye erişimini imkânsız hale getirdiğini vurguluyor. Hükümetin medya üzerindeki kontrolü, yalnızca gazetecileri değil, tüm toplumu susturmayı amaçlıyor. Yandaş medya kuruluşları iktidarın sözcüsü haline gelirken, bağımsız gazeteciler ağır baskılarla karşı karşıya kalıyor. Türkiye’de artık yalnızca hükümetin izin verdiği haberlerin yayımlanabildiği bir ortam oluştu.
Son olaylarla birlikte, Türkiye’de basın özgürlüğünün geleceği konusunda derin kaygılar artarken, uluslararası medya kuruluşları ve insan hakları örgütleri Türkiye hükümetine gazetecilere yönelik baskıları acilen sonlandırma çağrısı yapıyor. Ancak bugüne kadar bu çağrılar Ankara tarafından görmezden gelinmiş durumda.
Türkiye’de basın özgürlüğü yok olurken, geriye yalnızca hükümetin kontrolündeki propaganda mekanizması kalıyor.






















