(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye bir kez daha yaz aylarını orman yangınlarıyla karşılıyor. “Her yıl yaşanan felaketten ders alındı mı?” sorusu ise yine cevapsız. 2025 yaz sezonuna girilirken Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’de sadece bir günde 67 yangın çıktığını belirtti.
Sakarya, Bilecik, Manisa’da çıkan orman yangınlarına müdahale ediliyor. İzmir-Menderes bölgesinde 18 uçak ile 10 helikopter, Sakarya‑Bilecik hattında ise 11 helikopter ve 4 uçak hassas müdahalelerde görev aldı. Ancak yangın bölgelerinden gelen görüntüler ve vatandaşların çaresiz feryatları, müdahalenin ne kadar yetersiz ve geç kaldığını gösteriyor.
HAVADAN MÜDAHALE YETERSİZ, KARA GÜCÜ YORGUN
İzmir-Menderes’teki yangında şiddetli rüzgar nedeniyle hava araçları çoğu zaman çalışamadı. Oysa yıllardır “erken müdahale” vaadiyle övünülen sistemlerin ne kadar hazırlıksız olduğu açıkça ortada. Bakanlık, “10 dakikada müdahale” hedefini sürekli tekrar etse de yanan ormanlar bu vaadin gerçekçi olmadığını gösteriyor.
UÇAKLAR NEREDE?
Türk Hava Kurumu’na ait CL‑215 amfibik uçaklardan 8 adet satışa çıkarıldı; yalnızca 3’ü faal. Türkiye, orman yangınlarını söndürmek için hâlâ yurt dışından kiralık uçak ve helikopter beklemek zorunda kalıyor. Sayıştay, Orman Genel Müdürlüğü’nün havadan müdahale araçları için kurulan fonu 6 yıldır takip etmediğini belirlemiş; 824 milyon TL’lik fonun akıbeti hâlâ açıklığa kavuşturulmamış. Vatandaşlar, gökyüzünde uçak ararken sadece duman görüyor.
YANAN ORMANLARA OTEL GÖLGESİ
Yangın sonrası en can yakıcı konu ise yanan orman arazilerinin akıbeti. Yasalar açık: Yanan ormanlar yeniden ağaçlandırılmak zorunda. Ancak pratikte ne oluyor? Daha önceki örneklerde olduğu gibi, “ÇED gerekli değildir” kararları jet hızıyla veriliyor, araziler kısa sürede turistik projelere açılıyor.
Bu şekilde, kamuoyunda “yanan ormanlar ranta kurban ediliyor” algısı her yıl daha da güçleniyor. Marmaris, Bodrum, Antalya… Hepsinde benzer senaryolar yaşandı. Kamuoyuna yapılan açıklamalar “Ormanlar kesinlikle imara açılmayacak” demekten ibaret, gerisi ise koca bir muamma.
ŞEFFAFLIK VE DENETİM YİNE EKSİK
Fonlar nerede? Hangi bölgelere ne kadar para ayrıldı? Hangi şirket hangi orman alanını nasıl aldı? Çevre örgütlerinin ve yerel halkın cevap beklediği bu sorular, yetkililerce sürekli erteleniyor. Sivil toplumun, yerel çevre örgütlerinin ve bağımsız denetim mekanizmalarının acilen devreye girmesi gerekiyor. Türkiye, ormanlarını sadece yangınlarla değil, aynı zamanda “planlı yok ediş” düzeniyle kaybetmeye devam ediyor.
VATANDAŞLARDAN BİLİNÇ ÇAĞRISI
Yerel yöneticiler, bu yaz orman bölgelerinde yangına karşı olağanüstü dikkat çağrısında bulunuyor. Aydın Büyükşehir Başkanı, itfaiye filosunun güçlendirileceğini ve yeni araçlarla desteğin artacağını açıkladı. Ancak fon yönetiminin şeffaflığı, meteorolojik zorluklar ve insan kaynaklı ihmal hâlâ başlıca riskler arasında.
YEŞİL VATAN GÖZ GÖRE GÖRE YANIYOR
Türkiye’nin “Yeşil Vatan” dediği ormanlar her yıl göz göre göre yok oluyor. Devletin elindeki kaynaklar nerede, müdahale ekipmanı neden hâlâ eksik, şeffaflık neden sağlanmıyor?
Halk, dumanlar yükselirken yalnızca şu soruyu soruyor: “Biz bu yangınlara neden her yıl hazırlıksız yakalanıyoruz?”





















