(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Bursa’nın önemli inşaat şirketlerinden Atış Yapı’nın konkordato ilan etmesi, Türkiye ekonomisinin kalbi olarak nitelendirilen Bursa’da yaşanan ekonomik çöküşün somut bir göstergesi oldu. Tekstil başta olmak üzere inşaat, otomotiv, ticaret, turizm ve ulaştırma sektörleri derin finansal sıkıntılarla boğuşuyor. Bursa’da konkordato haberleri adeta salgın halini almış durumda ve bu tablo sadece bölgesel değil, ulusal ekonomide de alarm zillerinin çaldığını ortaya koyuyor.
YÜZEYSEL ÇÖZÜMLER VE FİNANSAL KRİZİN GERÇEKLERİ
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın düzenlediği konkordato seminerleri, yaşanan sorunları gizlemekten öteye geçemedi. Yetkililer ve sektör temsilcileri, üretim ve finansman kaynaklı krizlere somut çözümler üretmek yerine yüzeysel önerilerle işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Oysa gerçek sorun; piyasa güveninin erozyona uğraması ve reel sektörün ciddi finansman sıkıntıları.
Ticaret, turizm ve ulaştırma sektörlerinde yaşanan satış baskısı, Bursa’daki ekonomik sıkıntıların geniş bir yelpazede hissedildiğini gösteriyor. Savunma sanayi ise küresel gelişmelerin etkisiyle yükselişte olsa da bu sektörün sağladığı hareketlilik, genel ekonomik durgunluğu dengelemekten çok uzak.
2025’TE KONKORDATO BAŞVURULARINDA REKOR ARTIŞ
2025 yılında Türkiye genelinde konkordato ilanlarında ciddi bir artış gözlemleniyor. Bursa başta olmak üzere tekstil, inşaat, otomotiv, demir-çelik ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren birçok büyük firma mali sıkıntılar nedeniyle mahkemeye başvurdu. Özellikle Tekstil Sektöründe Eze Triko, Mi Triko Tekstil. İnşaat Sektöründe Dost Grup ve Karataş Grup. Turizm ve Otelcilik Sektöründe Nova Plaza Hotels, Türkiye’nin önemli döküm üreticilerinden Güven Pres Döküm ve iştiraki GPD Pres Döküm. 1998 yılından bu yana faaliyet gösteren Ekol Soğuk Çekme Demir Çelik gibi köklü şirketlerin konkordato ilan etmesi, ekonomik zorlukların sektörler arası yaygınlaştığını gösteriyor. Bu durum, üretimden ticarete, turizmden ulaştırmaya kadar geniş bir yelpazede yaşanan finansal krizlerin derinleştiğine işaret ediyor. Türkiye ekonomisi için kritik önemde olan bu sektörlerdeki sorunlar çözülmediği sürece, konkordato dalgasının önümüzdeki dönemde de devam etmesi kaçınılmaz görünüyor.
MERKEZ BANKASI FAİZ POLİTİKASI VE REEL SEKTÖRÜN ÇIKMAZI
Merkez Bankası’nın fiili faizi %46’ya indirmesi ise piyasaların beklentilerine cevap vermekten uzak. Reel sektörün finansman zorlukları artarken, faiz indirimi beklentisi jeopolitik riskler nedeniyle belirsizliğini koruyor. Ankara’dan gelen kulis bilgilerine göre, para politikası kurulu üzerinde reel sektörün zorlukları nedeniyle faiz indirimi baskısı bulunuyor. Ancak, İsrail-İran savaşı nedeniyle Merkez Bankası’nın tedbirli davranması muhtemel.
JEOPOLİTİK RİSKLER VE EKONOMİDE KIRILGANLIK
İsrail-İran savaşının yarattığı jeopolitik gerilim ve ABD’nin İran’a karşı olası müdahalesi piyasaları tedirgin etmeye devam ediyor. New York Borsası’nın oynaklık endeksi (VIX), kritik seviyelerin üzerinde seyrediyor. Asya borsalarında ve vadeli piyasalarda gözler, ABD’nin İsrail-İran savaşına müdahil olup olmayacağına odaklanmış durumda. Bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin dış şoklara karşı kırılganlığını daha da belirgin hale getiriyor. Türkiye’de döviz talebi artarken, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri hızla eriyor. Yaz döneminde turizm gelirleriyle bir toparlanma bekleniyor olsa da piyasalar, savaşın seyriyle şekillenecek.
GÜNÜ KURTARMAK YETMİYOR, KALICI ÇÖZÜMLER ŞART
Bursa’daki konkordato dalgası, Türkiye ekonomisinin kronikleşen sorunlarının açık bir yansıması. İktidar ve ilgili kurumların soruna bütüncül ve sürdürülebilir çözümler üretmek yerine günü kurtarmaya yönelik hamlelerle geçiştirmesi, ekonomik krizlerin derinleşmesine zemin hazırlamaya devam edecek.




















