(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Günümüzün gençleri, teknolojinin hızla geliştiği, toplumsal baskıların arttığı bir çağda büyüyor. Ancak bu gelişmelere rağmen, ergenlik dönemindeki bireylerin ruhsal ve sosyal ihtiyaçları görmezden gelinmeye devam ediyor. Okulda, evde ve dijital ortamda yaşanan şiddet karşısında gençler yalnız, çaresiz ve çoğu zaman susturulmuş bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyor.
RUHSAL SORUNLAR ARTIŞTA
Ergenlik döneminde depresyon, kaygı bozuklukları ve davranışsal sorunlar ciddi şekilde artmış durumda. Psikiyatri kliniklerine yapılan başvurular her geçen yıl artarken, gençlerin yaşadığı duygusal çöküntüler çoğu zaman “ergenlik kaprisi” olarak küçümseniyor. Ne aileler ne de eğitim sistemi bu çığlığı gerçekten duyuyor. Oysa bu süreç intihara kadar gidebilen ağır bir ruhsal yük olabilir.
AKRAN ZORBALIĞI: SESSİZ KRİZ
Okullarda zorbalık artık istisna değil, norm haline geldi. Öğrenciler arkadaşları tarafından alay ediliyor, dışlanıyor ve bazen fiziksel şiddete maruz kalıyor. Ancak okul yönetimleri bu konuda ya pasif kalıyor ya da durumu basit bir disiplin sorunu olarak geçiştiriyor. Rehberlik servislerinin yetersizliği, öğretmenlerin bilinçsiz yaklaşımı ve ailelerin duyarsızlığı, bu şiddet sarmalını besliyor.
DİJİTAL KARANLIK: SİBER ZORBALIK
Sosyal medya, gençler için artık sadece bir eğlence platformu değil; aynı zamanda bir linç ve baskı mecrası haline geldi. Siber zorbalık yüzünden özgüvenini yitiren, içine kapanan ve hatta hayatına son vermeyi düşünen gençlerin sayısı her geçen gün artıyor. Ancak bu konuda yürütülen koruyucu çalışmalar son derece yetersiz. Denetimsiz internet ortamı, çocukları her türlü şiddete açık hale getiriyor.
AİLELERİN ROLÜ: İLGİSİZLİK MASKESİ ALTINDA OTORİTE
Aileler, çoğu zaman kendi kaygılarına ve beklentilerine odaklanmış durumda. Akademik başarı baskısı, kıyaslamalar, anlayışsızlık ve iletişim eksikliği, çocukların iç dünyasında telafisi zor yaralar açıyor. Ebeveynler, çocuklarıyla bağ kurmak yerine kontrol etmeyi tercih ediyor. Bu yaklaşım ise onları daha da uzaklaştırıyor, yabancılaştırıyor. Bu tutum yerine empatik, anlayışlı ve destekleyici bir tutum sergilenmeli.
EĞİTİM SİSTEMİNİN İHMALİ
Okul idareleri ise sorunları görmezden gelme konusunda neredeyse yarış içinde. Pozitif disiplin anlayışı hâlâ pek çok okulda uygulanmıyor. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri ya yok denecek kadar az ya da işlevsiz durumda. Eğitim sistemi pozitif disiplin yöntemleri benimseyerek, öğrencilerin duygusal ve sosyal gelişimlerini desteklemeli, akran zorbalığına karşı önleyici programlar uygulamalı ve ailelerle iş birliği içinde olmalı.
SESSİZ ÇIĞLIKLAR, CEVAPSIZ KALAN SORULAR
Ergenlik, sadece fiziksel değil; aynı zamanda duygusal ve sosyal olarak da en kırılgan dönemlerden biri. Ancak ne aileler ne de okullar bu kırılganlığı ciddiye alıyor. Gençler, “büyüyünce geçer” denilerek yalnız bırakılıyor.
Oysa gerçek şu ki, geçmiyor. Göz ardı edilen her sorun, gelecekte daha derin yaralara dönüşüyor.





















