(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Afrika kıtası bir kez daha Ebola tehdidiyle karşı karşıya. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde başlayan ve Uganda’ya sıçrayan yeni salgın, sağlık otoritelerini alarma geçirirken uzmanlar bu kez tabloyu daha da tehlikeli hale getiren kritik bir ayrıntıya dikkat çekiyor. Salgına neden olan “Bundibugyo” türü Ebola virüsü için onaylanmış bir aşı ya da etkili bir tedavi bulunmuyor.
Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (Africa CDC) verilerine göre yüzlerce şüpheli vaka tespit edilirken 100’den fazla kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) “uluslararası halk sağlığı acil durumu” ilan etmesi ise akıllara ister istemez 2014-2016 Batı Afrika Ebola felaketini getiriyor. Ancak uzmanlara göre bugünkü kriz, yalnızca ölümcül bir virüsün yeniden ortaya çıkmasından ibaret değil. Asıl tehlike salgının çatışma bölgesinde yayılması, geç fark edilmesi ve sağlık sistemlerinin virüsün önünde kalması riski.
BUNDİBUGYO TÜRÜ NEDEN BU KADAR KRİTİK?
Ebola denildiğinde çoğu insanın aklına daha önce büyük salgınlara neden olan Zaire türü geliyor. Çünkü bugün kullanılan bazı aşılar ve deneysel ilaçlar bu türe karşı geliştirilmiş durumda. Fakat Kongo’daki mevcut salgının arkasında çok daha az bilinen Bundibugyo türü bulunuyor. Bu tür bugüne kadar yalnızca iki büyük salgında görüldü. Bilim dünyasının elindeki veri sınırlı olduğu için hem teşhis süreçleri zorlaşıyor hem de müdahale seçenekleri daralıyor. Üstelik uzmanlara göre mevcut laboratuvar testleri salgının ilk aşamalarında yanlış negatif sonuçlar verebiliyor. Bu da virüsün haftalar boyunca sessizce yayılmasına neden oluyor. Nitekim ilk vakaların ortaya çıkmasının ardından salgının Ebola kaynaklı olduğunun anlaşılması haftalar sürdü. Sağlık uzmanları tam da bu nedenle endişeli çünkü Ebola’da zaman kaybı, zincirleme bulaş anlamına geliyor.
İÇ SAVAŞ VE GÖÇ HAREKETLERİ SALGINI BÜYÜTEBİLİR
Salgının merkez üssü olan doğu Kongo uzun süredir silahlı çatışmaların yaşandığı bir bölge. Yüz binlerce insanın yer değiştirdiği, sağlık altyapısının zayıf olduğu ve güvenlik risklerinin devam ettiği bir coğrafyada Ebola ile mücadele etmek son derece zor. Özellikle maden bölgelerinde çalışan hareketli nüfus, virüsün şehirler ve sınırlar arasında taşınma ihtimalini artırıyor. Uganda’da doğrulanan vakalar da salgının artık yalnızca Kongo’nun iç meselesi olmadığını gösteriyor. Uzmanlar için en büyük korku senaryosu, enfekte kişilerin fark edilmeden yoğun ticaret ve ulaşım hatları üzerinden başka ülkelere geçmesi. Çünkü Ebola her ne kadar Covid-19 kadar kolay bulaşmasa da, belirtiler başladıktan sonra temas yoluyla son derece ölümcül hale geliyor.
DÜNYA NEDEN TEMKİNLİ DAVRANIYOR?
WHO’nun “küresel acil durum” ilanı, bazı çevrelerde yeni bir pandemi korkusu yarattı. Ancak uzmanlar bu durumun Covid-19 benzeri bir küresel yayılım anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Ebola’nın bulaşma biçimi, koronavirüsten farklı. Virüs genellikle enfekte kişinin kanı, kusmuğu veya diğer vücut sıvılarıyla yakın temas sonucu yayılıyor. Bu nedenle hava yoluyla hızla yayılan pandemilere kıyasla kontrol altına alınması teorik olarak daha kolay. Ancak teoride kolay görünen bu mücadele, sahada çok daha karmaşık hale geliyor. Özellikle sağlık sisteminin zayıf olduğu bölgelerde temaslı takibi yapmak, hastaları izole etmek ve güvenli defin süreçlerini yürütmek büyük lojistik sorunlar yaratıyor.
2014 TRAVMASI HÂLÂ HAFIZALARDA
Bugünkü gelişmelerin dünya kamuoyunda bu kadar dikkat çekmesinin bir nedeni de 2014-2016 Batı Afrika salgınının bıraktığı travma. O dönemde Ebola, Gine’den Sierra Leone ve Liberya’ya yayılmış; 28 binden fazla insan enfekte olmuştu. Uluslararası toplumun geç müdahalesi salgının büyümesine neden olmuş, sağlık çalışanları kitlesel biçimde hayatını kaybetmişti. Bugün WHO ve Africa CDC’nin daha hızlı hareket etmeye çalışmasının temel nedeni de bu geçmiş deneyim.
ÖNÜMÜZDEKİ HAFTALAR BELİRLEYİCİ OLACAK
Uzmanlara göre salgının kaderini belirleyecek unsur, önümüzdeki birkaç hafta içinde yürütülecek temaslı takibi ve izolasyon çalışmaları olacak. Eğer vakalar erken tespit edilir ve yayılım zinciri kırılabilirse salgın kontrol altına alınabilir. Ancak çatışmaların devam ettiği, insanların sürekli hareket halinde olduğu ve sağlık altyapısının sınırlı kaldığı bir bölgede bunun başarılması kolay görünmüyor.
Kongo’daki Ebola alarmı, yalnızca Afrika’nın değil küresel sağlık sisteminin de bir sınavı haline gelmiş durumda. Çünkü dünya, Covid-19 sonrası dönemde yeni bir sağlık krizine ne kadar hazırlıklı olduğunu ilk kez bu kadar ciddi biçimde test ediyor.























