(The Turkish Post) – SAFA KAR
Avrupa’da ayakta kalan tek Türk takımıydı. Çok formdaydı, hem oyunu hem de skoru üst düzeydeydi. Ligte Fenerbahçe rüzgarı esiyordu. Lider Galatasaray’la arasındaki puan farkına 4’e indirmiş, moral üstünlüğü ele geçirmişti. Avrupa’da final oynamanın ‘rüyalarını görmeye’ başlamıştı. İskoç rakibi, kendisinden iyi değildi. Kendi liginde dökülüyordu.
Yıllar önceki eşleşmede de Rangers karşısında turu geçmeyi başarmıştı.
Maç başlarken her şey Fenerbahçe’nin lehineydi. Maçın mutlak favorisiydi. Ateşli taraftar tribünleri doldurmuş, adeta takımın ‘12. oyuncusu’ gibiydi. Oyuncu kalitesi ve kalibresi Fenerbahçe’den yanaydı. Bir de kenarda ‘teknik taktik ustadı’ Mourinho gibi bir ‘futbol sihirbazı’ oturuyordu. Böylesine nice maçlar gördü.
Fakat hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyor, kağıt üzerinde favori olabilirsiniz ancak sahada stratejik ve akıllı oynamaz, terinizi son damlasına kadar akıtmazsanız yenilgi kaçınılmaz olur. Futbol şansı da bir yere kadar… Üstelik şans Fenerbahçe’nin yanındaydı, yoksa skor çok daha farklı olabilirdi. Fenerbahçe maça oldukça tutuk ve savruk başladı. Rakibi Rangers ise sakin ve akıllı… Fırsat kolladı.
Daha maçın başında defanstaki zincirleme hatayı Rangers’lı Dessers affetmedi, Çağlar’ın son hamlesi topu içeriden çıkarmaya yetmedi. Top kale çizgisini milimle geçti. Eğer kale çizgisi teknolojisi olmasa hakem golü vermeyecekti. Hakemin kolundaki saate ‘gol uyarısı’ gelince hakem orta sahayı gösterdi. Saatteki gol yazısı ekrana bile yansıdı.
İlk gol, rüyanın kabusa döneceğinin habercisiydi.
Fenerbahçe o coşkulu oyununu sahaya yansıtamadı. Bunda Rangers defansının diri ve uyanık olmasının da payı vardı. Her atak defans derinliğinde ve kaleci Butland’ın ellerinde eridi gitti. Butland’ın parmaklarının ucuyla müdahale ettiği, biri ilk yarı diğeri ikinci devrede çifte kurtarışı maçın da kaderi oldu. Buna rağmen Fenerbaçe harika golle beraberliği sağladı. Kornerden gelen topa Djiku enfes vurdu.
Beraberlik golü de Fenerbahçe’yi kendine getiremedi.
Yine dağınık ve savruk futbol… İlk yarının sonlarında Rangers ikinci golü buldu. Yine defansın dikkatsizliği ve rakip oyuncuların uyanıklığı golü getirdi. Bundan sonra üstünlük Rangers’e geçti. Maçın temposunu istediği gibi yönlendirdi. Fenerbahçe’nin uzun ve yüksek toplarına geçit vermedi.
Rangers topu kapınca da çok hızlı çıktı. Fenerbahçeli oyuncular geri dönmeke zorlandı. İki gol ‘ofsayt’ gerekçesiyle iptal edildi. İlki kılpayıydı. Çıplak gözle belirlemek zordu, yine teknoloji devreye girdi. Yoksa hakem golü vermişti. VAR’ın incelemesi uzun sürdü. ‘İptal kararı’ tribünler ‘sevinçle’ karşılandı. Kuşkusuz bir umuttu.
Fenerbahçe Rangers defansını zorlasa da aradığı golü bulamadı.
Mourinho’nun kurtarıcı olarak sahaya sürdüğü Talisca’nın biri dışında vuruşları ‘karavanaydı’. Rangers kale önünde kaptığı topu çok iyi değerlendirdi. Fenerbahçeli oyuncular Cerny’nin hızına yetişemedi, kalecinin sağından topu kaleye göndermekte zorlanmadı. Gözler yine hakeme baktı acaba ofsayt olabilir mi diye… Hayır, gol geçerliydi.
Maçın son bölümünde Fenerbahçe farkı azaltmak için çabalasa da sönük ve cılız atakları sonuç vermedi. Ve sahadan 3-1 gibi ağır bir skorla ayrıldı. Tur şansını zora soktu.
İmkansız değil elbette. Fakat kendi sahasında yenemediği Rangers’i deplasmanda 3 farkla geçmek da hiç kolay değil. Havlu atmak veya pes etmek de gerekmiyor. Zoru başarmak da mümkün.
Fenerbahçe niye yenildi? Acaba kalede İrfan Can yerine Livakoviç oynasaydı farklı olur muydu? Livakoviç’in hem tecrübesi hem de reflekslerinin İrfan Can daha iyi olduğu muhakkak. Takımın da birinci kalecisi… Diğer sorun, yaşı ilerlemiş futbolcular… Dzeko, Tadiç, Talisca’nin performansları ligi kaldırsa da Avrupa’da futbol ‘hızlı ve hareketli’ oynanıyor. Oyun dinamizm ve enerji ister. Fenerbahçe’nin zayıf, Rangers’in güçlü tarafı buydu.
Fenerbahçe’de bir ‘motivasyon eksikliği’ de gözlendi.
Ligteki başarılı sonuçların ardından oyuncular erken havaya girdi. Rangers bir Anderlecht değildi. Futbolun beşiği İngiliz ekolünün takımıydı. Kendi oyununu rakibe kabul ettirmek kadar, rakibinin oyun planını bozmak da skor için gerekli. Mourinho’nun rakibine göre takımı hazırlamadığı ortaya çıktı. Rangers’in ise Fenerbahçe’ye ne kadar iyi çalıştığı daha maçın başında belli oldu. Sonuçta Fenerbahçe kendi saha ve seyircisi önünde oyun ve skor olarak rakibine boyun eğdi.
Final hayalleri, Avrupa’da kupa rüyası, kabusa dönüştü… Fenerbahçe kabustan uyanabilir mi? Umut yok değil. Rövanşı haftaya… Temennim Fenerbahçe’nin İskoçya’dan ‘zafer ve turla’ dönmesi… Haydi inşallah…
























