(The Turkish Post) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının ilk duruşması 59. günde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin karşısındaki 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam ediyor.
Tutuklu isimler salona alkışlarla geldi. Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, seyircilere seslenerek, “Bugün çok güzel bir gün olacak” dedi. Sanık kürsüsüne gelen Murat Ongun, savunmasına başladı. Ongun, “Arkamda Avrupa’nın en büyük kentinin belediye başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı, Türkiye’nin birinci partisinin Cumhurbaşkanı adayı oturuyor” diye sözlerine başladı.
“CHP’ye delil olan AK Parti’ye olmayabilir” diyen Ongun, HTS-BAZ kayıtlarıyla suçlama yapılmasına dikkat çekti. Ongun, “Bize burada haklı olarak delil diye HTS baz soruyorsunuz, siz de, savcı bey. Haklısınız, savcılarımız delil listesine koymuş. Ama benim aklıma da Gaziantep Şehitkamil Belediyesi soruşturması geliyor. Geçen eylülde savcı oradaki soruşturmayı kapattı belediye başkanıyla ilgili. HTS baz delil mi olur yahu dedi. Ama gördük ki o savcı bey de bir süre şaşırmış. Şehitkamil Belediye Başkanı Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken delil olabilir diye koyduğu HTS bazları Sayın Başkan AK Parti’ye transfer olunca hangi delil haline çevirmiş? Olabilir, o da şaşırmıştır” dedi.
“Bu İBB değil, İmamoğlu davasıdır”
Ongun devamında, “Bu dava İBB davası değil İmamoğlu davasıdır. Bu dava A’dan Z’ye siyasidir” dedi.
Ongun, şunları ifade etti:
“Sayın Başkan bu iddianamenin son altı sayfadaki altı savcımız ortaklaşa yazdıysa, diyebileceğim tek şey herhalde birbirleriyle hiç iletişim kurmamışlar. Çünkü tek gariplik Necati Özkan’da da değil. Yiğit Oğuz Duman’ı da iddianame özel vasfı haiz üyelerin listesine almış, velhasıl adamcağızı orada unutmuşlar. Hakkında hiçbir suçlama olmayan biri bu iddianameye nasıl oldu da özel üye statüsüyle atandı anlamakta zorlanıyorum. Bu tuhaflığı siz de fark ettiniz ki 10 Mart günü burada iddianame özetini okuturken tüm özel vasfı haiz üyelerin ismini okuttunuz, Yiğit’in ismini okutmadınız. Halbuki kabul ettiğiniz iddianamede adı yazıyor. O yüzden diyorum ki ‘yüzyılın soruşturmasında’ son okuyucu kimse işini hiç iyi yapmamış. Kolay değil bunca kurguyu düzene koymak.”
“Bu iddianameyi son 6 sayfadaki 6 savcı ortaklaşa yazdıysa diyebileceğim tek şey herhalde birbirleriyle hiç iletişim kurmamışlar” diyen Murat Ongun, iddianamedeki çarpıklara dikkat çekti.
Ongun devamında, “Bu dava İBB davası değil İmamoğlu davasıdır. Bu dava A’dan Z’ye siyasidir” dedi.
Ongun, şunları ifade etti:
“Sayın Başkan bu iddianamenin son altı sayfadaki altı savcımız ortaklaşa yazdıysa, diyebileceğim tek şey herhalde birbirleriyle hiç iletişim kurmamışlar. Çünkü tek gariplik Necati Özkan’da da değil. Yiğit Oğuz Duman’ı da iddianame özel vasfı haiz üyelerin listesine almış, velhasıl adamcağızı orada unutmuşlar. Hakkında hiçbir suçlama olmayan biri bu iddianameye nasıl oldu da özel üye statüsüyle atandı anlamakta zorlanıyorum. Bu tuhaflığı siz de fark ettiniz ki 10 Mart günü burada iddianame özetini okuturken tüm özel vasfı haiz üyelerin ismini okuttunuz, Yiğit’in ismini okutmadınız. Halbuki kabul ettiğiniz iddianamede adı yazıyor. O yüzden diyorum ki ‘yüzyılın soruşturmasında’ son okuyucu kimse işini hiç iyi yapmamış. Kolay değil bunca kurguyu düzene koymak.”
19 Mart operasyonu öncesinde yaşananlara dikkat çeken Murat Ongun, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi sürecini hatırlattı.
Avukatın 1 milyon dolarlık teklifi
Murat Ongun, tutuklu olduğu hapishaneye Beliz Özkan adında bir avukatın geldiğini, kendisini Cüneyt Yakut’un gönderdiğini söyledi.
Ongun, Özkan’ın “Biliyorsunuz, size anlatmış başsavcılıkta yakın tanıdıkları var. Kendisi de benzer şekilde tahliye edilmişti. Ortak arkadaşımız diyor ki 1 milyon dolar verirse, eşinin tutuklanmamasını sağlarım” dediğini anlattı.
Ongun, şunları söyledi:
“Avukat gayet açık sözlüydü, işi halledecek ismi bile veriyordu ama ben dile getiremeyeceğim. Cezaevinde avukat kabininde benden 1 milyon dolar talep edilince şok oldum. Avukat sözünü bitirdi ama ben dona kaldım. Benden yanıt gelmeyince Avukat Beliz Hanım, pazarlık yapıyorum zannetti sanırım ve şöyle dedi: ‘Kendisi bende 300 bin, 400 bin dolar var, 600 bin-700 bin dolar verse bile hallederiz’ dedi. Avukata ‘Benim eşim suçsuz ayrıca böyle bir param da yok’ diyerek görüşmeyi bitirdim. Avukat Beliz Özkan hakkında 7 Ocak 2026 tarihinde 2975 numaralı dilekçe ile İstanbul Barosu’na şikâyette bulundum.”





















