(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Artık Türkiye gündemini takip etmeye bile gerek olmadığı kanaatine vardım. İnsan kendi eliyle bu güzelim ülkeye bu kadar zarar verebilir mi Allah aşkına?
Dünya’nın farklı ülkelerinde yaşayan insanlar, bilim, sanat ve inovasyon konuşurken, Türkiye’de yaşayanlar ise kavga ile şiddetten söz ediyor. Sanki kendisini ve çocuklarını kurtaracak şey, şiddetmiş gibi. Hatta bazı kişilerin bu şiddet sarmalından hoşnut olduğunu bile görebiliyorum. Bu nasıl azman bir yaklaşım olduğunu anlamakta zorlanıyorum açıkçası.

Neden bahsettiğimi anlamışsınızdır.
Hafta içerisinde TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin grup önerisi üzerine söz alan DEM Partili Ali Bozan, iktidarın bazı uygulamalarını eleştirdi. Adı üzerinde milletin meclisinde bir siyasetçi, iktidar aleyhine konuşuyor. Taş ve kurşun atmıyor. Tam aksine siyasi bir söylemde bulunuyor. Haliyle siyasette bazen ağır söylemler olabilir. Bu da onun doğasında olan bir durum. Siyasetin normal seyrinde işlediği bir ülkede olsa, güler geçersiniz. Ya da söz alıp, iddialara cevap vermek adına kürsüde hatibe cevap verirsiniz. Bu olay da fazla uzamadan biter.
Ancak Türkiye’de ne mi oldu? AK Parti milletvekilleri Bozan’ın üstüne yürüdü. AK Parti Bilecik milletvekili Halil Eldemir, ceketinden tutarak Bozan’ı yere fırlattı. Hızını alamayan Ulaştırma ve Altyapı eski Bakanı Adil Karaismailoğlu da Bozan’a önce tokat, sonra da yumruk attı.
Olay artık bir kan davasına dönüştü kısacası. Bunun tek bir gerekçesi olabilir. Birincisi uzun zamandan beri kamuoyundan ve Saray’dan uzak kalan Karaismailoğlu’nun yeniden kendini gösterme çabası. İkincisi de toplumsal eleştirileri şiddetle baskılama. Bana göre, ikinci söylem daha etkili. Uzaklardan gördüğüm kadarıyla ülkede ciddi bir ekonomik kriz mevcut. İnsanlar ciddi bir geçim sarmalının içine girmiş durumda. Bunlara çözüm üretemeyen iktidar da, bu tür sorunları şiddetle çözmeye çalışıyor. Maalesef geçim sorunu baş gösterdiğinde, şiddet sarmalı da bir çözüm olmayacaktır.

MECLİS’TE HUZUR SAĞLANAMIYORSA…
TBMM’nde yaşanan bir şiddet sarmalının sokaklara taşmama durumu olabilir mi? Artık Türkiye’nin her bir noktasından kadın cinayeti, komşu katliamı, imama saldırma, trafikte magandalık gibi onlarca konu basına düşüyor. Bunun sebebi işte burası.
TBMM sorun üretme yeri değildir. Tam aksine sorunların istişare ile çözüme kavuşturulma mekanıdır.
Karaismailoğlu’na alkışla destek olan AK Parti milletvekilleri keşke, sokağın sorunlarına da aynı oranda duyarlılık gösterseydiler. Hatta nasıl bir mazoşist yaklaşımsa, gün boyu milletin vekilleri şiddeti öven mesajlarla sosyal medyayı işgal ettiler. Üzülerek söylemem gerekirse, Meclis’inde huzur olmayan bir ülkenin sokağı da huzurlu olmaz. Bu gerekçelerden dolayı da her gün bir mahalleden kavga ve şiddet sesleri geliyor. Şayet milletvekilleri bu kavgayı önlemek istiyorlarsa, önce kendileri farklı seslere tolerans göstermesini öğrenmeli.
MECLİS, 84 MİLYON YURTTAŞIN MECLİSİ
Belki Adil Karaismailoğlu farkında değildir. Ama buradan hatırlatmam gerekiyor. O yumruğu ya da tokadı DEM Parti milletvekiline atmadı. Ali Bozan’a oy veren Kürt vatandaşlarımıza attı.
O Meclis sadece iktidar partisinin değil. Aynı zamanda sağcısının, solcusunun, Kürdün, Türkün, Lazın ve 84 milyon yurttaşın. İnsanların görüşlerini beğenmeyebilirsin. Ancak onlara saygı göstermesini bilmelisin. Bakanlık ve üst düzey bürokratlık yapmış bir siyasetçi olarak sizin yapmanız gereken, kavga etmek olmamalı. Tam aksine, iddialara üslubunuzla yanıt vermenizdir. Ancak şunu bilmelisiniz ki, bir grup partizan sizin gurunuzu sosyal medyada okşamış olabilirsiniz. Ancak attığınız tokatla, siyasetin geleceğine büyük bir darbe vurdunuz.
























