(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Bu köşeden defalarca dini yaşamın sosyal hayata yansımalarına ilişkin bazı yazılar kaleme aldım. Özellikle son dönemde Türkiye’de ekranlara gelen dizi ve filmlerin, toplumun örf ve adetlerini kesinlikle yansıtmadığına dikkat çektim. Tam aksine söz konusu yayınların, ergenlik dönemindeki gençler başta olmak üzere ataerkil aile yapılarında ciddi dejenerasyonlara neden olduğuna dikkat çektim. Çünkü eserlerde ensest aile ilişkileri ve gayri meşru yaşam tarzını özendirici onlarca örnek, seyircinin gözünün içine sokuluyor adeta. Belli bir zaman sonra da kendini dindar ve muhafazalar addeden ailelerde de çatırdamalar öne çıkmaya başlıyor. Bu noktada Türkiye’yi son 20 yıldır yöneten Ak Parti iktidarının alacağı onlarca örnek var ne yazık ki. Çünkü iktidar dindar bir toplum yetiştirme salikiyle başladığı bir yolculukta istenmeyen bir durağa geldi ne yazık ki.
Neden bahsettiğimi anlamışsınızdır umarım. Birkaç gün önce sosyal medyada tur atarken bir görüntü önüme düştü. İnanır mısınız izledikten sonra, o ifadeyi kullanan genç için üzüldüm. Sosyal medya fenomeni Hasan Can Kaya’nın programına katılan genç bir bayan, konuşmasına “bunları yayınlamayın” diye başlıyor önce. Bazen değil, sürekli bir insan hatasını ve günahını bile sır gibi tutmalı. Kendi özünde bekletmeli onu. En yakın dostu bildiği kişilere bile aktarmaktan imtina etmeli. Neden mi? Bir gün insan hatasından ve günahından nedamet edip, pişmanlık duyarak af kapısına sığınabilir. Bundan dolayı da dikkatli olmakta fayda var. Gelelim genç kızımıza… Başörtüsü takan ve kendini muhafazakar olarak tanıtan kızımız, “Gece kulüpleri var ya, başımı açıyorum orada” ifadelerini kullanıyor bir anda. Sanki çok normal gibi. Bugün Türkiye’de ya da başka bir ülkede kimse kimsenin nerede eğlendiğini sorgulama salahiyetine sahip değil. Bu noktada da özgürlüğünü sonuna kadar kullanabilir. Ancak başörtüsü takan bir bayanın, gece kulüplerine girerken çıkarması ve bunu ailesinden gizli yapması da bir nevi ahlaki bazı sorunları beraberinde getiriyor. Söz konusu hanımefendinin başörtüsü takıp takmama özgürlüğü var. Ancak dini bir anlamı olan bir kavramı eğlence kültürüne meze etmesi asla kabul edilemez. İşin en ilginç yanı ise, bayanın ailesinin de bu sahte dünyadan haberdar olması. Özellikle kızın annesinin “Aç ama sonra kapat” şeklindeki yönlendirmesi de dinin içinin ne kadar boşaltıldığının bir başka göstergesi. Aslında sosyal medyada düşen genç bayan bu alanda yalnız değil ne yazık ki. Son dönemde sadece aile baskısı ya da toplumsal bir çevre arayışından dolayı, bazı bayanlar tesettürü tercih ediyor. Ancak tesettür kavramımın sadece giyimle sınırlı kaldığı, içinin boşaltıldığının da altını çizmem gerekiyor.
“BAŞÖRTÜSÜ BİRİLERİ İÇİN TAKILMAZ!”
Genç kızımızı gördükten sonra aklıma AK Parti’nin 20 yıla yakındır inşa etmeye çalıştığı gençlik geldi. Dindar bir gençlik düşüncesi nereye evirildi. Artık özellikle de gençlik dine hem mesafeli hem de dini kavramları hayatından silmiş durumda. Bunun oluşmasında hem siyasetin yanlışları hem de yanlış yönlendirmeler var. Çünkü genç nesil sabahtan akşama kadar sosyal medyada dünya ile entegre durumda. Geleceği okumaya başlayan bir genç neslin, olumsuz örnekler karşısında tavır almasını da anlaşılır bulmak gerekiyor. Bundan dolayı da siyasilerin dini kavramları kullanırken daha hassas olmaları gerekiyor. Bu açıdan genç kızın mesajlarını mutlaka, AK Parti Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta okumuştur. Usta, 28 Şubat 1997 sürecinin öne çıkan figürlerinden yalnızca birisi. Başörtüsüyle okumak istediği için eğitim hakkı elinden alınmış, o da eğitimi yurtdışında tamamlamak zorunda kalmıştı. Bir gazeteye verdiği mülakatta ne demişti Sayın Usta: “Bir gün önce okulumuza girerken bir gün sonra girememeye başladık. Yasak başladığında tıp fakültesi 5. sınıftaydım ve başarılı bir öğrenciydim. Sorunun ne olduğunu anlayamıyorduk. Başörtüsünü birileri için değil Allah için taktığım için mücadele ettim. Bu mücadele beni ve arkadaşlarımı güçlendirdi.” Bu cümlelerde can alıcı bir nokta var: “Başörtüsünü birileri için değil Allah için taktığım için mücadele ettim.” İşte yukarıda örneğini verdiğimin genç kızımız bunu anlamalı. Başörtüsü ya da tesettür kavramı birileri için değil, bedene güzel yakıştığı için değil, yalnızca inancı için takılmalı. Onun dışında bir eğlence kültürüne alet edilmesi hiç normal karşılanmamalı.
Burada siyasilere büyük görevler düşüyor. Başta da AK Parti Milletvekili Sayın Leyla Şahin Usta’ya. Dini kavramları ve muhafazakarlığı anlatmak için mücadele vermeli. 28 Şubat’ta nasıl bir mücadele içine girmişse, bugün de içi boşaltılmış muhafazakarlığın doğrularını göstermek için yeniden sahaya çıkması gerekiyor. Artık gençlerin hayatında din kavramı maalesef azalmaya başladı. Gençler dini ve dinin getirdiği kuralları sorgulamaya çalışıyor. Kötü örneklerde buna kapı aralıyor ne yazık ki.
PARA İLE İNANÇ ARASINDA SIKIŞAN BİR YAŞAM
Aslında sadece gençlerin değil, yetişkinlerin hayatında da değişen bir şey yok. Özellikle son dönemde iktidara yakın işadamı, bürokrat vs gibi kişilerin ailelerinde de benzer yaklaşımlar görülmüyor değil. İktidarın nimetlerinden faydalanmak maksadıyla, kadınlar tesettüre giriyor. Yeni benimsenmeye başlanan sosyal yapı içerisinde gerek bireysel gerekse toplumsal alanda yaşanan farklılaşmaların en dikkat çekici olanlarından biri, genellikle hayatını dinî kurallar çerçevesinde sürdürmeye özen gösteren bireylerin yaşantılarında ortaya çıkıyor. Bu anlamda değişen toplumsal yapı, Türk toplumunda muhafazakar olarak nitelendirilen dindar kesimin, dindarlık ile modernitenin getirdiği şartlarla büyük ölçüde örtüşen, yeni bir yaşam tarzı geliştirmelerine neden oldu. Bu yeni yaşam biçimi özellikle, bireylerin gündelik hayat içerisinde gerçekleştirdikleri serbest zaman faaliyetlerinde görünür hale geldi. Dolayısıyla da serbest zamanı, tüketimden ayrı düşünmek olanaksız. Nitekim muhafazakar kesimin yaşam biçimindeki değişimi anlayabilmek amacıyla, maddi manevi tüketimin yapılabildiği serbest zamanlar, başörtülü kadınların hayatlarında da ciddi değişimlere neden oldu. Hem seküler hayata duyulan ilgi, hem de mahalle baskısından kaçma düşüncesiyle, muhafazalar da kendine yeni ortamlar arama gayreti içine girdi. Bu da haliyle iki farklı kişilik portresini ortaya koyuyor. Bir yandan nimetlerinden istifade ettiği muhafazalar dini mahalle. Diğer yanda da enerjisini boşalttığı bir eğlence kültürü.
Bu açıdan artık siyasi iktidarlar dindar gençler yetiştirmekten ziyade ahlaklı bir nesil üzerinde çalışmalı. Çünkü muhafazakarlar da sekülerler de bu toplumun bir parçası. Hem de ayrım gözetilmeksizin bir bütünlük arz ediyor. Bu açıdan iki mahalle de birbirine gerekli saygıyı gösterdiği müddetçe yaşam daha ahlaklı bir düzlemde devam edecektir. Aksi durumda mahalle baskısından çekinen gençler de, kendine iki farklı bir yaşam oluşturmaya devam edecektir. Bu da haliyle ruh dünyasıyla yaşamı arasında çelişki yaşayan bir gençliğin oluşmasına neden olacaktır.
Acaba AK Parti Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, sosyal medyadaki genç kızın itirafından sonra ne düşünmüştür? 28 Şubat sürecinde başörtüsü için verdiği mücadelenin geldiği noktadan dolayı nasıl bir üzüntü duymuştur? Çok merak ediyorum.























