(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Futbol severler hafta sonunda İstanbul’da Beşiktaş ile Trabzonspor arasında bir derbi maçı izledi. Derbi ifadesi artık futbol için tamamen bir deyimden ibaret. Fazlası ne yazık ki yok. Çünkü maçın kazanılması ya da kaybedilmesinin iki takım açısından da hiçbir anlamı yok. Hem Beşiktaş hem de Trabzonspor 5 haftadır bir türlü dikiş tutturamıyor. Özellikle Abdullah Avcı ile yeni bir döneme merhaba diyen Bordo Mavili takım, 5 haftadır puana hasret. Taraftarlar Avcı ve yönetimi istifaya davet ediyor. Ancak hocanın istifa gündeminde bile yok. Nedeni çok açık maalesef. Avcı’nın tazminatı çok yüksek. Sözleşmesi de iki yıllık. Ertuğrul Doğan yönetimindeki Trabzonspor hocaya kapıyı gösterdiğinde kasasında 40 milyon lira tazminat ödeyecek. Bundan dolayı da Doğan, “Hocanın arkasındayız” diyerek destek mesajı veriyor. Ama benden söylemesi koltuğunun altını oyuyor. Bir mağlubiyet halinde hocaya asla sahip çıkamaz. Kaldı ki, Avcı’nın Beşiktaş ile yaşadığı hukuksal bir süreç vardı. Hoca sözleşmeden önce kovulduğu için Siyah Beyazlı takım ciddi tazminat ödedi. Şimdi aynı akıbeti yaşamamak için Ertuğrul Doğan, yoğurdu üfleyerek yiyor. Ama nereye kadar? Bekleyip göreceğiz.
Aslında asıl konuma geleyim. Hafta sonu bütün sporseverler futbol izleyeceklerini zannetti. Ancak herkes havasını aldı. İki takımda ligden koptuğu için sadece skor vardı. Onun dışında ne ortada bir yıldız oyuncu vardı ne de kaliteli bir oyun. Sahada tek bir gerçek vardı. O da Video Yardımcı Hakem (VAR) dedikleri teknik bir sistemdi. Bu sistem sahalarda yaşanan hakem hatalarını minimuma indirmek için getirildi. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her ülkesinde ve uluslararası bütün turnuvalarda hakemlerin en büyük yardımcısı. Saha dışından maçları izleyen 4 hakem, merkez hakemin yanlış gördüğü ya da göremediği pozisyonlarda ona yardımcı oluyor. Ama ne yazık ki, her ülkede başarılı ve adil bir şekilde uygulanan sistem üç yıldır Türkiye’de işlemiyor. Sebebi de belli. Belli ki bir art niyet var. Hafta sonunda oynanan Beşiktaş Trabzonspor arasındaki maçta bunu bir kez daha gördük. Beşiktaş’ın golü öncesinde orta hakem Arda Kardeşler, konuk takımın net bir penaltısını vermedi. Pozisyonun devamında da ev sahibi takım golünü attı. Ve konuk takımın gardı düştü. Söz konusu pozisyonda ne orta hakem inceleme gereği duydu, ne de VAR hakemleri onu izlemeye davet etti. Neticede Trabzonsporlu oyuncuların aklı orada kaldığı için sahadan silindi gittiler.
Asıl gürültü maç sonunda çıktı. Bütün eski hakemler ve futbol yorumcuları Arda Kardeşler’e geçersiz not verdi. Söz konusu pozisyonun penaltı olduğu açıkça vurgulandı. Ancak maçın tekrarı olmadığı için Trabzonspor’un hem 3 puanı gitti, hem de milyonları. Futbol severlerin de aklına gelmiyor değil! “VAR” var mı “YOK” mu diye? Ama bilinen bir gerçek var ki, VAR sadece güçlüler için var. Kısacası maçın sadece sahada oynanarak kazanılmadığı, hafta sonunda bir kez daha bize gösterildi. Bunu da milyonların gözünün içine baka baka yaptılar. Umarım art niyet yoktur! Eğer ki varsa, vay ki Türk futbolunun haline.
Gelelim son noktaya. Diyorum ya, futbol tek başına futbol değil. Bu artık bir ekonomik dünya. Dünyanın farklı ülkelerinde bir endüstri haline geldi. Hem takımlar, hem şehir hem de futbolcular bundan kazanç sağlıyor. Ancak bizde artık endüstri kısmı çok geride kaldı. Tamamen birileri futbolu kendi çıkarları doğrultusunda yönetiyor. Kimsenin de sesinin çıkmasına izin vermiyor. İşte burada ünlü futbol hocası Jorge Jesus’un bir sözü hafızalarda yer ediniyor. Jesus, 17 Mart 2023’te Fenerbahçe’nin ü UEFA Avrupa Ligi Son 16 Turu rövanşında sahasında karşılaştığı Sevilla’ya elenmesinden dolayı önemli açıklamalarda bulunmuştu. O dönem Fenerbahçe Teknik Direktörlüğü yapan Jorge Jesus, Türkiye liginde sportif bir gerçeklik olmadığını ve maçların sahada değil masada kazanıldığını dile getirmişti. Ünlü hoca konuşmasının devamında şunları kaydetmişti: “Bu ligin sportif anlamda saha içerisinde gerçekliği yok. Ben maçların sahada kazanılması gerektiğini düşünüyorum. İlk 4 takımın play-off oynaması gerekiyordu. Maçların sahada kazanılması gerekiyor, masada değil.”
Portekizli hocanın birkaç ayda gördüğü bir gerçeği, Türk futbol adamlarının görmemesi mümkün olabilir mi? Maalesef hayır. Çünkü endüstriden herkes besleniyor. Buna karşı çıkanın kimliğine bakılmaksızın da futbol hayatı, hocalık deneyimi ya da menajerliği bitiriliyor. Bundan dolayı da sistemde kalmak isteyenler de üç maymunu oynamayı tercih ediyor. Bilet satın alarak maça gidenler ya da dekoder alıp maçı evi izleyenler de, önceden hazırlanmış tiyatroyu izleyip ah vah ediyor.
Ah bir de gerçekleri görseler.
İşte o zaman bakın…
Maçlara giden bir taraftar kalır mı?























