(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Türkiye’de yaşanan skandallara her gün yenileri ekleniyor. Özellikle futbol dünyasında yaşandığı iddia edilen kara para aklama ve bahis mevzuları, yeşil sahalarda yaşanan haklı mücadeleye gölge düşürüyor. Geçtiğimiz aylarda sosyal mecrada etkin olan ve bazı takımlara sponsorluk yapan bir şirkete el konulmasının ardından, şimdi de, yasa dışı bahis soruşturması kapsamında Papara’ya operasyon düzenlendi. Şirketin sahibi Ahmed Faruk Karslı’nın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Papara şirketine ise TMSF tarafından kayyum atandı. Aynı zamanda Türkiye’nin tanınmış hukukçuları arasında yer alan Prof. Dr. Abdurrahim Karslı’nın oğlu da olan Ahmed Faruk Karslı, Boğaz’da aldığı yalı ve Trabzonspor stadının isim sponsorluğuyla gündem olmuştu.
Trabzonspor Kulübü, Ağustos 2023’te stadyumunun isim hakkı için Papara Elektronik Para A.Ş.’yle sponsorluk anlaşması yapmıştı. 5 yıl karşılığında yapılan anlaşma karşılığında, Bordo-mavililer, toplam 1 milyar 416 milyon lira kazanacaktı. Yanlış duymadığınız, sadece dijital işlem yapan bir şirket, Türkiye’nin göz bebeği bir takımına milyarlarca TL para vermeyi taahhüt etmişti. İşin en trajik ve hukuksal sorun oluşturması beklenen yanıysa, Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, ilk taksit ödemelerinin alınmasından sonra, takımının Bankalar Birliği’ne olan borcunun tamamını kapatmıştı. Paranın kaynağının sorulması halinde de, soran kişiler, “Kötü niyetli” olarak adlandırılmıştı. O zaman bu işinin hukuku yanının Bordo Mavili takımı bağlamaması düşünülemez. Öncelikle Başkan Doğan’a sormak gerekiyor. Bu şirketle 5 yıllık karşılığında, yaklaşık 1.5 milyar liralık anlaşma yapmadan önce, adli ve kolluk birimlerinden hiçbir bilgi talep ettin mi? Şirketin takımınız üzerinden kara para aklayıp aklamayacağını sordunuz mu? Bu aşamadan sonra bu operasyon takımın başkanını al aşağı eder. Bunun önüne geçmek için takımın, elindeki bütün bilgi ve belgeleri kamuoyuna paylaşması gerekiyor. Aksi durumda Bordo Mavili takımın başı çok ağrıyacak gibi duruyor.
Ben bir gazeteci olarak olayın ahlaki ve hukuki tarafı eleştirmek istiyorum. İki taraf arasında yapılan sponsorluk anlaşması, son dönemde şirket hakkında yürütülen operasyonların gölgesinde ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Trabzonspor’un finansal sürdürülebilirlik adına sponsorlarla iş birliği yapması anlaşılabilir bir stratejidir. Ancak bu anlaşmaların etik, güvenilirlik ve kurumsal imaj açısından da değerlendirilmesi gerekmez mi? Ve siz karşı tarafla milyarlarca liralık anlaşmaya imza atmışsınız, sorgulama yapmadan imza attık diyorsanız vay Trabzonspor’un haline. Bu açıdan Papara ile yapılan iş birliği beraberinde büyük soru işaretleri barındırıyor. Böyle bir dönemde, Trabzonspor gibi tarihi ve köklü bir kulübün, Papara ile iş birliğine devam etmesi ya da yeni bir anlaşma yapması, sadece markasına değil, taraftarlarının kulübe duyduğu güvene de zarar verme riski taşıyor ne yazık ki. Artık karşınızda basit bir şirket yok. Devletin MASAK, MİT, Emniyet ve Savcılık gibi resmi kurumları, kazanılan paranın kara para ve bahis olduğuna hüküm vermiş. Demek ki, iddialar o kadar ciddi ki, Papara’ya bağlı 8 şirkete de kayyım atandı.
YÖNETİM, ANLAŞMA ÖNCESİNDE BİLGİLENDİRME ALDI MI?
Şimdi Trabzonspor Başkanı’na ve hukuk birimine sormak gerekiyor. Atanan kayyım heyeti, önceki 1.5 milyar liralık anlaşmayı muhtemel iptal edecek. O zaman gelecek paraya göre yapılan transferler ve ödemeler ne olacak? Bu yeni döneme göre; yeni bir strateji belirlendi mi? Birkaç gündür gördüğüm kadarıyla Bordo Mavili takımın anlaşmayı iptal ettiğine dair hiçbir emare yok. Kaldı ki, TMSF’nin suçtan elde edilen geliri, Türkiye’nin göz bebeği bir takımına yeniden aktarması, skandalı katmerli hale getirir. Hukuki olarak baktığımda, Trabzonspor Başkanı’nın şüpheli olmasa dahi, tanık olarak bir dosyaya mutlaka dahil olacaktır. Çünkü şirketin en fazla kara para ve bahis akladığı takım olarak, Trabzonspor ön plana çıkıyor. Şunun altını çizmem gerekiyor. Ben savcılığın iddiası üzerinden ortaya stratejik bir tablo çiziyorum. Trabzonspor yönetimi de hafta sonuna kadar mutlaka çıkarmalı.
Ben, Papara ile anlaşma yapıldığı dönemde de, bu anlaşmayı eleştiren bir yazı kaleme almıştım. Çünkü sadece dijital yayın yapan bir bankanın, bu kadar kapsamlı bir sponsorluğunda şüphe aramamak biraz safdillik olur ne yazık ki. Çünkü, Papara ile yapılan bu iş birliği, tam tersine, soru işaretleriyle dolu bir zemine dayanıyor. Trabzonspor yönetiminin bu anlaşmaya neden ve nasıl onay verdiği, kamuoyuna açık, net ve şeffaf bir şekilde açıklamalıdır. Kulüp, kısa vadeli maddi kazanımlar uğruna, uzun vadede hem kurumsal kimliğine hem de taraftar bağlılığına zarar verecek riskli adımlar atmaktan çekinmelidir. Bunun için yapması gereken Papara ile yapılan stat anlaşması öncelikle tek taraflı fesih edilmelidir. Şirket tarafından, takıma gönderilen ve kara para ve bahis olduğu iddia edilen paralar da, TMSF’ye ya da Merkez Bankası’na geri ödenmelidir.
TÜRK TAKIMLARININ TRANSFERLERİ KISKAÇ ALTINDA
Ne yazık ki, FIFA raporlarında bile, hem Avrupa’da hem de Türkiye’de bazı yüksek değerli transferlerin şeffaflıktan uzak olduğu belirtiliyor Türkiye’de özellikle bazı kulüplerin mali şeffaflıktan uzak yönetim biçimleri, finansal denetimsizlik ve denetimlerin sınırlılığı bu endişeleri derinleştiriyor. Bu kapsamda bir kulüp yöneticisi, kendi cebinden ya da sponsor aracılığıyla transfer yapamaz. Yapılmasına da göz yumamaz. Yapılan her türlü harcamanın mali bir karşılığının olması gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde tanınan bir avukatın, “Osimhen kalacaksa, cebimden 2.5 milyon euro vermeye hazırım” dediğini düşündüğünüzde olayın vahameti daha net ortaya çıkıyor. Bu açıklama üzerine MASAK uzmanları mutlaka avukatın kazancını ve vergi ödemesini kontrol etmeli.
Sonuç olarak şunu söylemem gerekiyor. Papara’nın Türk futboluna yatırım yapması, takımlara sponsor olması, ilk bakışta yerli bir markanın spora destek olması açısından olumlu karşılanabilir. Fakat, dijital finansın taşıdığı riskler ve futbol kulüplerinin mali yapısındaki denetimsizlik göz önüne alındığında, bu iş birlikleri eleştirel bir gözle değerlendirilmeli. Kamuoyunun ve düzenleyici kurumların daha dikkatli ve şeffaf bir yaklaşım talep etmesi, yalnızca futbolun değil, sektörünün de sağlıklı büyümesi için gerekli olduğunu düşünüyorum. Yukarıda izah ettiğim hususlar dikkate alınarak, Bordo Mavili takım cuma gününe kadar adli birimlerle mutlaka irtibata geçmeli. Ardından şeffaflık örneği göstererek, bütün bilgi ve belgeler ışığında anlaşmayı tek taraflı fesih etmelidir. Umarım, kulüp yönetimi diğer seçeneği seçmez!





















