(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Türkiye’de futbolun artık yeşil sahalardan ibaret olmadığını tüm kamuoyu görmüş oldu. Sadece Türk futbol severler mi? Tabii ki hayır! Dünya medyası da önceki gün Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan 1 dakikalık oyundan sonra, gerçekle karşılaştı. Artık yeşil çimler başkanların, partilerin ya da işadamlarının egolarını tatmin ettiği, çevreye racon kestiği bir arenaya dönüştü. Buna kim ya da kimler sebep oldu bunun araştırılması gerekiyor. Ama bir gerçek var ki, artık taraflı tarafsız kimse Türk futbolunu konuşmak istemiyor. Neden mi? Artık taraftarlar dahi, maçlara müdahale edildiğini, hakemlerin önceden ayarlandığını, hatta maçlar üzerinden bahis oynandığını düşünüyor. Bu gerekçelerden dolayı da Türk futbolu artık şaibeli görüyor.
Bu olaylar buraya nasıl geldi? Bir yetkili de bunun izahını yapmak istemiyor. Çünkü işine gelmiyor. 3 Temmuz olayından sonra artık futbola siyaset bulaştı. Aslında eskiden de vardı. Ancak bu tarihten sonra başta Fenerbahçe olmak üzere bazı takımlar birbirine adeta kanlı bıçaklı hale getirildi. Bunun sorumlusu kesinlikle taraftarlar değil. Ama takım başkanları ve yöneticiler bilinçli olarak taraftarları da bu oyuna dahil ettiler. Artık Türkiye’nin güzide takımı Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor taraftarları aynı yerde bulunamıyor. Başkanların hırçın açıklamalarından sonra adeta birbiriyle kanlı bıçaklı hale getirildi. Önümüzdeki günlerde umarım istenmeyen saha olayları yaşanmaz. Çünkü Galatasaray ile Fenerbahçe arasında liderlik yarışı son haftaya kadar devam edecek. Şayet küçük bir adaletsizlik yaşanırsa, olayların önünü kimse alamaz benden uyarması.
SİYASETİN BULAŞTIĞI BİR FUTBOL…
Takımlar bu hale nasıl getirildi, yukarıda izah etmeye çalıştım. Siyaset bir yere temas ettiyse, orada hiçbir zaman gül yeşermez. Aylar yıllar içerisinde kurumlar ve yöneticiler güdük ve zayıf hale getirilir. Başkanlar hiçbir zaman sorumluluk alıp cesur kararlar alamaz. Her sıkıştığında da, gözünü siyasilere çevirir. Şimdi Türkiye’de bu yaşanıyor. Artık Türkiye Futbol Federasyonu’na ve yöneticilerine kimse güvenmiyor. Adaletli olmadığını düşünüyor kulüp başkanları. Bu birkaç kulüple sınırlı da değil ne yazık ki. Bugün gördük ki, TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi takımlar nezdinde silinmiş durumda. Sayın Büyükekşi iyi bir işadamı olabilir. Ancak iyi bir futbol yöneticisi değil ne yazık ki. Göreve geldiği andan itibaren yaşadığı sorunlardan dolayı artık yara aldı. Başkanın artık daha fazla beklemeden futbolun önünü açması gerekiyor. Bir TFF Başkanı olarak iki defa Süper Kupa maçını organize edemedi. Bu başarısızlık bile ona yeter de artar. Ona düşen şapkasını önüne alıp, görevden el çekmesi. Kimsenin gözüne de bakmasına gerek yok. İşte o zaman kendi değerini artırır. Aksi durumda Temmuz ayındaki seçimli genel kurula kadar görevde kalırsa, oluşacak her şaibeden olumsuz etkilenecektir.
Dünyada istifa mekanizması diye bir kavram var. Bir başarısızlıkta bakan, başkan ya da bir yönetici kamuoyundan affını isteyip el çekiyor. Ancak biz yıllardan beri bu olaya hasret kaldık. Başarı ne kadar doğalsa, başarısızlık da o kadar doğal olmalı. Seçimle gelen bir başkan, hedefe oturduğunda, arkasına dönmeden koltuğundan da inmesini bilmeli. Bugün TFF Başkanı Büyükekşi, bütün kulüplerin hedefi olmuş durumda. Belli ki, siyasiler temmuz ayına kadar beklemesini istiyor olabilir. Ancak Büyükekşi gibi işadamı kimliği ile tanınan bir kişi, artık çare aramadan çekilmesini bilmeli. Çünkü koltuğunda kaldığı her gün, onun hanesine eksi olarak yazılacak.






















