(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
A Milli takımın, İspanya’ya Konya’da 6-0 gibi farklı bir skorla yenilmesi, ülkede şok etkisi yarattı. Çünkü oynanan futboldan ziyade, takımın hiçbir teknik incelemeden geçmemesiyse ayrı bir soru işareti olarak kendini gösterdi. Dünyanın en iyi takımları arasında yer alan ve kadrosunda onlarca yıldızı barındıran İspanya’ya karşı, teknik ekibin çalışma yapmamasına bir türlü anlam veremedim. Ve şunu dün gece bir kez daha gördük ki, Türk futbolu ile Avrupa futbolu arasında yarım asırlık bir fark var. Her ne kadar A Milli Takımda, Kenan, Arda Güler ve Hakan Çalhanoğlu gibi Avrupa devlerinde top oynayan yıldızlar olsa, genel tabloda yıldızlar arada kaynayıp gidiyor. İspanya ise yıldızlarının yanı sıra, teknik olarak rakibi iyi çalışmış olması, skor avantajında etkili oldu.
Türk Milli takımını hiç bu kadar çaresiz görmedim. Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. Bu maçta 6 gol yemesinden dolayı Uğurcan Çakır’ın hedef alınmasını kabul edemem. Bu maçın kaybedilmesinin bir numaralı sorumlusu teknik kadrodur. Çünkü öncelikle sakatlıktan yeni çıkmış ve takımlarında yedek bekleyen bazı isimleri ilk 11 tahtasına yazması büyük hataydı. Bunun neticesini zaten ilk 20 dakikada fazlasıyla gördük. Hem de takımın ileri ucundaki iki yıldızıyla, adeta koridoru yolgeçen hanına çevirdi. Haliyle formda oyunculardan ziyade, İstanbul takımlarında oynayan oyuncuların seçilmesi, bunun en büyük sebebi bana göre. Zaten Gürcistan maçı öncesinde yaşanan takım içi sorunlar ve sahada Barış Alper’in gereksiz kart görmesi de, bugün ki hezimetin nedenlerinden biri olarak sayılabilir. Zaten Gürcistan maçı, şans kaza 5-10 dakika daha uzatılmış olsaydı, orada da benzer bir hezimetin gelmesi an meselesiydi. Deplasmanda kazanmamız aslında bizi biraz şımarttı anlaşılan. Umarım İspanya tokadı, aklımızı başımıza getirir.
SAHADA BİR PLANSIZLIK VARDI
Bana göre; 6-0’lık İspanya mağlubiyeti, sadece sahadaki skor tabelasına yazılan bir hezimet değil. Aynı zamanda teknik kadronun plansızlığının ve çaresizliğinin net bir göstergesi. Futbolun bu seviyesinde böylesine ağır yenilgiler yalnızca oyuncu kalitesiyle açıklanmamalı. Oyun planı olmayan, rakibe göre hazırlık yapmayan ve sahada hiçbir reaksiyon gösteremeyen bir milli takım izledik dün gece. Milli takım oyuncuların sahada ne yaptığını anlayan hiçbir spor yorumcusu yoktu adeta. Real Madrid’de oynayan Arda Güler ile İnter’de top koşturan Hakan Çalhanoğlu’nun bireysel olarak hiçbir şut çekememeleri de bazı soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Benim futbol bilgime göre; teknik ekip, oyuncu tercihinden taktik anlayışa kadar ciddi sorgulamalarla karşı karşıya. Sahaya çıkan 11’in birbirine uyumu gözetilmeden seçildiği, maç içerisinde yapılan hamlelerin de oyuna hiçbir katkı sağlamadığı aşikardı. Üstelik skor 3-0 olduktan sonra bile takımın direncini artıracak, rakibin baskısını kıracak herhangi bir stratejiye başvurulmadı. Bu noktada sorumluluk tamamen kenar yönetimin omuzlarında olmalıydı. Lamine Yamal gibi bir dünya yıldızı bir kenarı koridor gibi kullanırken, teknik kadro izlemekle yetindi. Ayrıca defans oyunsunun yetersiz görüntü vermesiyse ayrı bir soru işareti olarak kayıtlara geçmeli.
FATURA TEKNİK KADROYA KESİLMELİ
Ne yazık ki, A Milli takım seviyesinde bu tür mağlubiyetlerin kabul edilebilir bir bahanesi yoktur. Olmamalı da… Oyuncular ne kadar yetenekli olursa olsun, onları yönlendiren teknik akıl zayıfsa, sahada ortaya çıkan tablo da böyledir. Bu yüzden bugün tartışılması gereken, İspanya’nın güçlü oyunu değil; bizim kenar yönetimimizin bu seviyeye hazırlıksız çıkmasıdır. Bu hezimetten sonra TFF, umarım teknik kadroyu yeniden gözden geçirir. Mesele Montella’nın Türk vatandaşı olması değil. Sahada oyunculara iyi bir oyun oynatmasıdır. Dün gördük ki, Montella ve ekibi, hak eden oyunculardan ziyade, referansı olan büyük takımların oyunculara yer verdi. Haliyle mağlubiyetin faturası da Uğurcan Çakır’a değil, Teknik Direktör Montella’ya kesilmelidir.






















