(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Para haberleriyle pek ilgilenmem, itiraf etmeliyim ki rakamlardan hazzetmem, ekonomi haberlerinden anlamam. Doların inişli çıkışlı hareketliliğine aklım ermez.
Ama uzak durmak da bir yere kadar. Bir noktadan sonra kıyısından köşesinden bakmak gerekiyor. En azından soru sormak… Haa, bakınız soru sormayı iyi bilirim. Satır aralarındaki açıkları yakalarım.
Zaten bu ülkede ‘soru sormak’ milli spor gibi. Cevap vermesi gerekenler bile soru soruyor… Soruya soruyla cevap vermek de sadece sokaktaki insanın değil siyasetçinin de hasleti.
Sözü kısaca ‘Fatih Terim fonu’ diye bilinen olaya getirmek istiyorum. Fon haberleri pehlivan tefrikalarını geçti. Hergün fonun bir yönü manşetlerde. Gündemden düşecek gibi değil.
Ayrıntılar, itiraflar, telefon kayıtları, suçlamalar, ithamlar, gizli görüntüler ve para fotoğrafları…
Olayın adını nasıl koymak lazım? Bir ‘dolandırıcılık hikayesi’ olduğu kesin… Fazla fazla kazandıracağı vaadiyle toplanan ve geri ödenemeyen paralar var işin içinde. Türk parası da değil rakamlara bakıyorum hep ‘dolar’…
Sanırsınız ki ‘dolar’ milli para. Türk Lirası o kadar hızlı eriyor ki en alttan en üste kadar herkesin değer ölçüsü; ‘döviz’. Ne yazık ki bir ülke gerçeği bu. Parasını dolarda tutanları hor görmek veya suçlamak mümkün değil.
Döviz bürolarının önünde hep sıra var. Neden? Eline üç beş kuruş geçen parasının değerini korumak istiyor çünkü. Neyse bu ayrı mevzu.
Bu topraklarda her zaman dolandırıcılık öyküleri, yolsuzluk haberleri ilgi çeker, çok okunur, çoz izlenir. Hele bir de buna magazin unsuru eklenirse konu en ücra yerlerdeki kahve köşelerine kadar iner, konuşulur, tartışılır. Zenginin malı züğürdün çenesini fena halde yorar.
Bir banka müdiresinin kendi inisiyatifiyle oluşturduğu fonda magazin unsurlar gani. Başta müdire hanım var. Bir spor kulübiyle içli dışlı… Sponsor görüşmelerinde başlayan ilişki fona kadan uzanmış. Ardan Turan, Emre Belezoğlu, Ayhan Akman, Semih Kaya gibi ünlü futbolcular var. Yabancılar bile var.
Mesela Muslera…
Bir de toplum yolsuzluk haberlerine aç. Çok uzun süredir yolsuzluk, usulsüzlük, ekonomik istismarlar haber olmaktan çıktı. Ne medyanın, ne de yargının konusu olmakta. İşlerin çok temiz yürüdüğünden mi? Değil elbette.
Fonun etrafında dönen dolaplar bir yandan bütün bu ihtiyaçlara cevap verirken diğer yandan da toplumsal bir talebe karşılık geliyor. Onun için gündemden düşmüyor.
İlk soru şu: Adını ‘Fatih Terim’den’ almasına rağmen ünlü futbol adamının soruşturma da niye adı geçmiyor? Oysa görünen, özellikle futbolcuları fona çeken Fatih Terim ismi. Bir futbolcunun hocasını çekim merkezi olarak görmesi doğal. Söz konusu para olunca da mı? Bir bakıma evet. Onlar için Terim ismi bir güvence adeta. Banka Müdiresi de farkında ki Terim isminin üzerinden yürütüyor işlerini.
Günlerdir sorulan bir soru bu: Dosyada Fatih Terim neden yok? Şu ana kadar makul, ikna edici bir cevap verilmedi.
Avukatları açıklama yaptı. Cevap yerine ‘Terim ismi neden olsun ki…’ şeklinde bir soru. Dedim ya bu ülkede soruya soruyla cevap verilir; ‘Neden soruyorsun ki’. Terim’in isminin haberlerde geçmemesi için de devreye girdiği iddialar arasında.
Terim’in adı soruşturmada yok ama aldığı yara ağır. Futbol hayatının bir daha açılmamak üzere kapandığını söylemek mümkün. Bundan sonra hocalık yapması çok zor. Belki kulüp bulabilir. Ama Milli Takım asla. Fon haberlerinin iki fotoğraf var ki… Yıllarca zihinlerden silinmeyecek. Biri Banka Müdiresinin bir arabanın içinde makyajsız yüzünde şişlikler olan görüntüsü… Tehdit edildiği, darbedildiği iddiaları ne kadar doğru bilmem. Fakat psikolojik çöküntü yaşadığı kesin. Görüntüsü de sesi de o çöküntünün izlerini taşıyor.
Diğer fotoğraf da Müdire Hanım adına para toplayan arkadaşının dolar balyaları arasındaki gülümseyen yüzü… Bir hatıra fotoğrafı değil bu. O fotoğraf para toplamak için kullanılmış. Bayağı da etkili olmuş. Para parayı çekmiş.
Bir soru daha… Bankada müdürlük yapacak seviyeye kadar yükselen birinin bu çarkın döndürelemez olduğunu farketmemesi mümkün mü? Bir yerde patlayacağı kesin. Örnekleri çok. Saadet zinciri sonsuza kadar uzanmaz. Bir yerde kopar. Taşıma suyla değirmen döner mi?
Paranın büyüsü müdür, yoksa başka hesaplar mıdır aklı başında insanların bu döngüye nasıl girdiklerini anlayabilmiş değilim. Para toplayan da para veren de işin yürümeyeceğini bilir. O kadarcık ekonomi bilgisine ve zekaya sahiptir.
İşin içinde başka iş mi var acaba? Müdire Hanım’ın şöyle bir açıklamısını gördüm bir yerde: ‘Artık sürecin nerede sona ereceğinin derdinde değildim. Anı kurtarmaya çalışıyordum. O kadar kendimi kaybetmiştim ki açığı kapatmaya çalışıyordum. Plan yapacak vaktim ve enerjim yoktu. Eğer bir planım olsaydı Arda Turan’dan aldığım parayla kaçardım, kimse de beni bulamazdı. Hep sarmalın içindeydim’.
Sazan sarmalı mı?
Görünen o… Daha işin başında bu bir sarmal değil miydi? Bu sarmala kendisi mi girdi yoksa birileri mi çekti?
Keşke göz göre göre neden böyle bir sarmala girdiğini izah edebilse… Belki mahkeme sürecinde.
Fonun mağduru kim? Paralarını kaptıranlar mı? Bir yönüyle evet. ‘Kolay kazancın’ altında bir bit yeniği olabileceğini düşünmeleri ve buna göre davranmaları gerekirdi elbette?
Konuyu soruşturan bir anket sonucu gördüm. Ankete katılanların yüzde 45,9’u ‘Dolandırılma konusundan futbolcuların kendisi sorumludur’ cevabını vermiş.
Müdire hanımı suçlu görenlerin oranı yüzde 23’lerde… İlginç sonuçlar. Ben de futbolcuları sorumlu tutan grubun içindeyim. Bu rakamların sokaktaki insanın düşünçesini yansıttığı kanaatindeyim.
Para kazanma hırsını, doların karşı konamaz büyüsünü anlıyorum ama piyasayı az çok bilen, ekonominin çarklarından iyi kötü haberdar olanların, bu sarmala kendilerini bu kadar kolay kaptırmalarına aklım ermiyor. ‘Oh olsun’ demiyorum.
Bu hikaye başka türlü bitmezdi ki…
Peki hiç mi kazanan yok?
Erken uyanan Fatih Terim’in parasını kurtardığı anlaşılıyor. Kâr etti mi? Belli değil. Şimdilik görünen o ki fiyakası çizilse de hem parasını kurtardı, hem paçasını…
Yaşı tutanlar bilir, 1980 sonrası banker faciası yaşanmıştı… En ünlüsü de Banker Kasettelli’ydi. Kastelli Cüneyt Arkın gibi ünlü artistlerin reklamlarıyla halktan büyük paralar toplamıştı. Banker olayı fon gibi patladı. 12 Eylül darbesinin hükmünü sürdürdüğü bir dönemdi. Askerlerin paralarını kurtardığı sıradan vatandaşların ise bir bardak soğuk su içtiği söylenir.
Fon hikayesinde parasına para katanlar var mı diye düşünürken Müdire Hanımın avukatının açıklamasını okudum. Diyor ki avukat: ‘Para Seçil Erzan’da değil. Seçil’in 5 kuruşu yok. Tutuklandıktan 3 gün sonra tefeciler el koydu annesinin evine, kadını sokağa attılar. Annesi iki kez beyin ameliyatı geçirdi. Altı bezleniyor. Köydeki teyzesi bakıyor kendisine… Paralar, ismi geçen kişilerin eşlerinin kollarında, faiz hesaplarında, evlerinde, arabalarında, kasalarında, çocuklarının üniversite tahsillerinde. Para alanlar konuşsun biraz…’.
Avukat haklı… Fon haberleri hep mağdurlar üzerinden yürüyor kazananlar ise gözden kaçıyor. Keşke herkes konuşsa…






















