(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
CHP Lideri Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’la bir araya geldi. Üçlü zirve yaklaşık 2 saat sürdü. Kravatsız fotoğraflar medyaya servis edildi ve ‘Birlikteyiz… Hep birlikte olacağız… Hep beraber kazanacağız… Türkiye kazanacak…’ denildi. Verilen mesaj ‘sorunun aşıldığı’ yönündeydi. Acaba öyle miydi? Yavaş ikna mı edilmişti?
Neden 3’lü zirve? Özel, ön seçime ilişkin itirazları ve çekinceleri olan Mansur Yavaş’la tek başına görüşemez miydi? İmamoğlu’nun ‘potansiyel cumhurbaşkanı adayı’ dışında başka özelliği var mıydı? Parti yönetiminde yoktu. CHP üzerinde ağırlığı olduğu aşikar. Özel’in ’emanetçi’ olduğunun tescili miydi? Aslında bu fotoğraf da sorunlu.
Ön seçime her itiraz eden belediye başkanı veya parti yöneticisiyle ‘özel görüşme mi?’ yapılacaktı? Mansur Yavaş’ın sıradan bir isim olmadığı açık. Gözünü cumhurbaşkanı adaylığına dikmiş olması ‘özel biri’ anlamına gelir mi? Bu fotoğrafın başlı başına problemli duruma işaret ettiği yanlış mı? Sorunu gidermenin başka yolu yok muydu?
İktidar çevreleri ve gazetecilerinin Özel’in yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun oturduğu üçlü fotoğrafı gündeme getirmesi haksız mıydı? Kılıçdaroğlu bilmem kaç kez o fotoğrafı çektirdi de ne oldu, bir netice verdi mi? Madem ülkenin gerçek gündemi ekonomi ve halkın yoksulluğu, o fotoğrafı tartışmanın odağı haline getirmenin anlamı var mı? O fotoğrafı tartışmanın ve tartıştırmanın ne gibi siyasi sonuçları olabilir?
O fotoğraf ve mesajında yer almayan kulis kısa sürede kamuoyuna yansıdı. Mansur Yavaş’ın itirazları giderilemedi. Ön seçim konusunda ikna edilemedi. Yavaş ‘ön seçime katılmayacak.’ Bu durumda 3’lü zirvenin başarılı olduğu söylenebilir mi? Ayrıca Yavaş’ın illa da ikna edilmesi gerekmiyor. Bir Belediye Başkanı’nın parti politikalarının tümüne iştirak etmesi şart mıdır? Ve bir Belediye Başkanı’nın parti ön seçim konusunda karar vermişse kamuoyu önünde buna karşı çıkması doğru mudur? Bir Belediye Başkanı itiraz etti diye parti kararından döner mi?
Neresinden bakarsanız bakın sorun…
Ben CHP’nin ‘ön seçim manevrasını’ doğru buluyorum. Ekrem İmamoğlu’na karşı yargı kuşatmasını aşmanın bir yoluydu. AK Parti iktidarı, Erdoğan’a rakip gördüğü İmamoğlu’nu geriletmek ve önünü kesmek için ‘bütün yolları’ deniyor. Esenyurt’tan başlayan Beşiktaş’la devam eden yargı operasyonlarının hedefi İmamoğlu’ydu. Sonrasında direkt İmamoğlu’nun kendisine yöneldi. Yeni soruşturmalar açıldı. Jet hızıyla iddianameler yazıldı. Erdoğan’ın söylediği ‘heybedeki büyük turp’ İmamoğlu’ndan başkası değildi.
İmamoğlu, sandıkta Erdoğan’ı yenecek bir isim… İstanbul’da, Belediye Başkanlığı seçiminde tam 3 kez, Erdoğan’a karşı kazandı. Şüphesiz, Belediye Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı seçimi aynı şey değil, doğru… Fakat İmamoğlu’nun yıldızı giderek parladı. Siyaset dışı müdahaleler şansını daha da arttırdı. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ‘Devlet bazılarını seve seve, bazılarını döve döve büyütür’ derdi. İmamoğlu, ‘döve döve’ büyüyenlerden… Tıpkı Erdoğan gibi…
Erdoğan’ın bu gerçeği görememesi veya görmek istememesini anlamak ya da anlayabilmek mümkün değil. İmamoğlu’nun önünün kesildiği bir ortamda CHP’nin adayı kim olursa – ki Mansur Yavaş en şanslı isim – rüzgarı arkasına alarak gider. İmamoğlu’nun kıl payı 13 bin farkla kazandığı seçimin iptal edilmesi kime yaradı? İmamoğlu ezdi geçti, Binali Yıldırım’a 800 bin fark attı. Benzer senaryoyu tekrarlamanın farklı sonuçlar doğuracağını mı umuyor acaba AK Parti?
Mansur Yavaş’ın içine sinmese bile CHP’nin ‘ön seçim’ politikasına karşı bayrak açması siyaseten doğru değil. Yavaş, CHP’nin adayı olabilirse kazanma şansı var. İYİ Parti veya tek başına aday olmaya kalkarsa sandıktan çıkma ihtimali sıfıra yakın. Yavaş için en doğru ve sağlıklı politika ‘sabırla beklemek’ olmalı. ‘Gün ola harman ola…’ gibi ‘İmamoğlu’nun önünün kesilmesi’ üzerine siyaset yapması şansını azalttığı gibi etik açıdan da yanlış olur.
Yavaş, kulvar dışına çıktı mı? Bunu söylemek için henüz erken. Fakat AK Parti ve Erdoğan’a CHP’nin ‘zayıf karnını’ göstermiş oldu. Sadece siyasi değil, tüm mücadelelerde rakibinin zayıf tarafını bilmek ‘avantaj’ sağlar. AK Parti, medyasını da arkasına alarak CHP’nin ‘zayıf karnına’ çalışacak. Vurmaya başladılar bile. Buna zemin hazırlayan da Yavaş oldu. Hem kendisine hem de CHP’ye zarar verdi.
Adayı, gerek ön seçim gerekse Genel Merkez belirlesin, Yavaş’ın İmamoğlu karşısında şansı yok. Bu gerçeği kabullenmesi ve buna göre duruş sergilemesi lazım.























