(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Önce Bülent Arınç ‘Turizm Bakanı sorumlu…’ dedi. Ardından Şamil Tayyar konuştu: ‘Bakan Ersoy AK Parti için taşınması zor ağır bir yük…’ Her iki isim de kamuoyunun hissiyatına tercüman oldu. Vicdanlarının sesine kulak verdi. Doğrusu da buydu. Yitip giden 78 canın bir bedeli olmalıydı.
AK Parti içinde Arınç ve Tayyar gibi düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Fakat ‘kırılan kol yen içinde kalır’ düşüncesinden kendilerini kurtaramıyorlar. Partilerinin zarar görmemesi ve tabii kendi pozisyonlarının sarsılmaması için susmayı, vicdanlarının sesini bastırmayı tercih ediyorlar.
AK Parti daha doğrusu Erdoğan ‘istifa müessesesine’ yeni bir yaklaşım getirdi. Bakanların, parti yöneticilerinin kendi inisiyatif ve iradeleriyle istifa etmeleri neredeyse mümkün değil. Görevden almak, koltuktan uzaklaştırmak tamamen Erdoğan’ın yani liderin inisiyatifinde.
Çok çok kişi ancak ‘affını isteyebilir’. Berat Albayrak başta olmak üzere birçok örnekte görüldüğü gibi… Affı kabul edip etmemek de tamamen Erdoğan’ın iradesine bağlı. Her gitmek isteyene de kapıyı göstermez Erdoğan. Siyasi getirisi ve götürüsüne bakar, değerlendirir ve kararını ona göre verir.
Erdoğan, muhalefetin veya kamuoyunun talebiyle gerçekleşecek istifaları doğru bulmuyor. Partiyi ve kendisini daha fazla yıpratacağını düşünüyor. Necip Fazıl’ın mısrasına yansıyan ‘Surda gedik açtırmamak…’ Erdoğan’da ‘politik bir tutum’ oldu. O gediğin daha da büyüme potansiyeli var.
Bu demek değil ki, Erdoğan, ‘gözünden düşeni’ sonuna kadar koltuğunda oturtur… Hayır, tutmaz onu orada, not eder, vaktini ve meselenin soğumasını bekler, sonra harekete geçer. O zaman da bakan veya parti yöneticisini görevden uzaklaştırma sebebi neredeyse unutulmaya yüz tutar.
Erdoğan’ın ‘istifa politikası’ doğru mu? Hayır… Siyasetçi hangi makamda olursa olsun hata yapar, yanlışa sapar… Eğer koltuğunu korumaya devam ederse hem kendini yıpratır, hem mensubu olduğu hükümeti ve partiyi. ‘Yıpranmış, örselenmiş’ bir bakanın performansı da düşer. Batı veya Avrupa’nın istifayı zorunlu kılan siyasi etiği çok daha sağlıklı.
Türkiye Turizm Bakanı’nı tartışırken Balkanlar’da bir olay yaşandı. Sırbistan Başbakanı Vucevic Novi Sad şehrinde tren istasyonunda 15 kişinin öldüğü kazayı gerekçe göstererek istifa etti. Şehrin Belediye Başkanı da görevini bıraktı. ‘Bir tren kazasıyla başbakanın ne alakası var?’ demedi, diyemedi. ‘Toplumsal duyarlılık’ istifayı zorunlu kıldı.
Bu topraklarda istifa müessesesinin işlememesinin tek sorumlusu, politikacılar veya yöneticiler değil, toplumun duyarsızlığı aynı zamandı. Eğer halktan bu yönde güçlü ve istekli bir talep gelirse siyaset kurumuna buna cevap vermekten başka seçenek kalmaz.
AK Parti cenahı ‘otel yangınında’ sorumluluğu üstüne almaktan kaçındı. Faturayı bütünüyle CHP’li Bolu Belediyesi’ne kesti. Gözaltı ve tutuklamalar Belediye ve otel yöneticileriyle sınırlı kaldı. Oklar Turizm Bakanlığı’nı göstermesine rağmen iktidar hiç oralı olmadı. Varsa yoksa Bolu Belediyesi…
Arınç ve Tayyar’ın sesi Erdoğan’a zor ulaşır. Fakat Bahçeli fısıldasa duyar. MHP Lideri bırakın fısıldamayı, yüksek sesle konuştu. Partisinin grup toplantısında göz yaşlarını tutamadı. Nice zaman sonra ‘Bahçeli’nin ağladığı’ görüldü. Yaşamını kaybeden çocukların isimlerini tek tek saydı.
Bahçeli sözü ‘sorumlulara’ getirdi ve lafını hiç eğip bükmeden herkesin anlayacağı şekilde konuştu; ‘İlgili bakanlığın hiçbir şey olmamış gibi hareket ederek özeleştiriden imtina etmesini doğru bulmadığımızı açıklamak mecburiyetindeyim…’. Kısaca Turizm Bakanı ‘sorumlu’ dedi.
Bu mesaj kime? Kamuoyu ve Erdoğan’a… Bahçeli’nin hedefe koyduğu isimlerin AK Parti’de tutunmakta zorlandıklarını söylemeliyim. Bülent Arınç ve Ahmet Davutoğlu gibi özgül ağırlığı da olan isimler örnek verilebilir. Bahçeli her ikisini de iktidarın uzağına gönderebildi.
Erdoğan’ın Bahçeli’ye kulak verdiğinin ispatı bu. ‘Kelle istediğinde bile…’ talebi karşılıksız bırakmıyor. Şimdi Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Bahçeli’nin hedefinde… Artık bundan sonra zor iflah olur. Koltuğunu bir süre daha koruyabilir fakat ‘geri sayımın’ başladığını söyleyebiliriz.





















