(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
‘Yer müthiş sarsıntıyla sarsıldığı… İnsan şaşkın şaşkın ‘Ne oluyor buna!’ dediği zaman…’
Önce küçük bir sarsıntı haberi düştü sosyal medyaya, şiddeti düşük 3 küsür, 4’e yakın. Bunu söylemek kolay… Bir de yaşayana sor. 3 küsur da 4 de insanı titretir. Çok geçmeden ‘Silivri ve 6.2’ kelimelerinin geçtiği mesajları görünce ‘eyvah’ dedim. Asıl ‘eyvahı’ Silivri ile İstanbul’dan Balıkesir ve İzmir’e kadar geniş bölge çekti ve korkuyla kendisini dışarı attı.
Anadolu fay hatlarının üzerinde bir coğrafya… 99 yılındaki Marmara sarsıntısı ve yıkımından sonra hemen herkes ‘deprem gerçeğini’ hisseti ve kabullendi. Öncesinde de büyük depremler var, binler hatta on binlerce cana mal olan… Marmara hem ülkenin kalbi hem da iletişim çağının depremiydi. Çok derin izler bıraktı. Ve gözler İstanbul’a çevrildi…
Jeologlar ve bilim insanları İstanbul’u büyük bir depremin beklediğini haykırdı durdu. 7’nin üzerinde bir depremin eli kulağındaydı. Prof. Naci Görür sık sık ekranlarda çığlık çığlığa ‘gerekli hazırlığı’ yapın diye konuşuyordu. Diğer uzmanların da görüşü benzerdi. Geliyor gelmekte olan… Ne yazık ki yetkili ve etkili isimlerin bu çığlıklara kulak verdiği söylenemez.
MARAŞ DEPREMİ…
İstanbul derken iki yıl önce deprem Anadolu’ya vurdu. Kahramanmaraş merkezli sarsıntı en az 10 ili etkiledi. Hatay, Adıyaman gibi şehirler büyük yıkıntı yaşadı. Belki Anadolu’nun bugüne kadar gördüğü en büyük ve yıkıcı depremlerden biriydi bu. Peş peşe iki büyük depremdi yaşanan. Neredeyse taş üstünde taş kalmadı. Fay hatlarının üzerine veya hemen yanına kurulan şehirler, dikilen yüksek binalar yerle yeksan oldu.
Can kaybı çok fazlaydı. 53 bin diyen resmi rakamlar doğru muydu? Halk şüpheyle yaklaştı. Görgü tanıkları bu rakamın çok daha yüksek olduğunu sık sık tekrarladı. Marmara depreminde de devletin rakamları inandırıcı bulunmadı. Ankara, 6 Şubat depremine hazırlıklı mı yakalandı? Hayır, özellikle ilk 3 gün acemilikler sergilendi. AK Parti iktidarı aksini söylese ve bu yöndeki eleştirelere sert ve ağır karşılık verse de devletin, her zaman olduğu gibi geç kaldığı bir gerçekti.
SİLİVRİ’DEN GELEN MESAJ…
6 Şubat’ın yaraları sarılmamışken… Evleri yıkılan vatandaşlar yeni konutlarına tanışmamışken… Ülke insanı depremin travmasını üzerinden atmamışken… Bu kez deprem Silivri’den ses yükseltti. Silivri sık aralıklarla sarsılan bir yer. Sadece hapishanesi değil, fay hattı da hareketli. Bu kadar şiddetli ve büyüğü ilk kez yaşandı. 6,2 yıkıma neden olmaz ama çok korkutur ve deprem gerçeğini unutanların yüzüne çarpar. Çarptı da… Prof. Ahmet Ercan’ın şu cümlesi dikkat çekiciydi; ‘Burada büyük gerginlik boşalmıştır. Aşağı yukarı Hiroşima’ya atılan atom bombasına yakın bir gerginlik boşalması olmuştur’. ‘Atom bombası’ kıyaslamasını duyunca irkildim, hiç de hafife alınacak bir sarsıntı değilmiş.
İstanbul ülkenin kalbi, diğer şehirlere benzemez… Deprem daha fazla ve daha derinden hissedilir. Binalarda yıkım yok, can kaybı yok. Camdan atlayan yaralılar var. ‘Tehlike geçti, hadi eve girelim’ diyebilir misiniz? Uzmanlar, binaları kontrol edin, kolonlara, duvarlara bakın diye uyarı üzerine uyarı yapıyor. 6,2’lik Silivri depremi yıkmadan bir mesaj verdi aslında.
Neydi bu mesaj? Arkadan daha büyüğü gelecek, kendinizi hazırlayın… Şehirlerinizi, evlerinizi ve meydanlarınızı o güne göre yeniden dizayn edin. Bırakın rantı, parayı, malı mülkü… Canınızı ve canları düşünün. Malı mülk bina dediğin nedir, bir depreme bakar… Maraş’ta, Hatay’da görmediniz mi? Ne oldu o tapular, rantlar, paralar..? Bir işe yaradı mı? Ne oldu o müteahhitler? Ve bina sahipleri…? Hayrını gördü mü?
DEPREM GERÇEĞİ
Umarım ülkeyi yönetenler, yerel ve genel iktidar sahipleri ‘Silivri 6,2’ mesajını alır. Seferberlik ruhuyla başta İstanbul olmak üzere bölge illerini beklenen büyük depreme hazır hale getirir. Deprem öldürmez, çürük bina öldürür, tedbirsizlik öldürür… Yaşanarak ispatlanmadı mı? Çok daha büyük şiddetli depremler Asya ve Amerika kıtasında hafif hasarla geçiştirilerken doğuda, Türkiye, İran gibi ülkelerde orta şiddetli depremler bile hem maldan hem candan çok şeyler alıp götürmüyor mu?
Deprem coğrafya gerçeği ise buna göre yaşamaktan başka çare var mı? Fay hattını başka yere taşıyamazsınız ama şehirleri ve binaları bu gerçeği dikkate alarak inşa edersiniz. Deprem ‘tedbir ve hazırlık’ diye son uyarısını yaptı. Başka ikaz olur mu? Bilmiyorum. Hadi uzmanları dinlemediniz bari buna kulak veriniz. Siz diyorum ama hepimiz. Sorumluluk herkesin… Yönetenler kadar sokaktaki vatandaşın da yapması gereken ödevleri var.
‘Silivri 6,2’nin başka mesajı yok mu? Olmaz olur mu? Vaktiyle Yeni Asya’nın sahibi Mehmet Kutlular ‘Deprem ilahi ikazdır’ dedi de başına gelmeyen kalmadı. Günlerce hapis de yattı. Evet, öyledir bir uyarıdır, ikazdır. Zamanın aliminden bir cümle; ‘Zelzele gibi vâkıalar şu hadisât-ı kevniye, tesadüf oyuncağı değildir… Çok zâhirî musîbetler var ki, ilâhî birer ihtar, birer ikazdır…’ İnanırsınız, inanmazsın o sizin bileceğiniz iş. Ama böyle düşünenlere de ters gözle bakma hakkınız yok.
Sadece şehirlere, binalara değil herkesin kendine de çeki düzen verme zamanı gelmedi mi? Bunca musibet sadece doğa ve afet kelimeleriyle açıklanabilir mi? Bereket ve huzur Anadolu coğrafyasını neden terk etti? Düşünmek, fikr etmek gerekmez mi? İnananlar için söylüyorum bunu… ‘Hemen herkes, her açıdan maddi ve manevi kendisine bir bakmalı’ diyorum. ‘Silivri 6,2’ çok şeyler söylüyor lisanı haliyle… Siz de farkında değil misiniz?
























