(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Doğu Perinçek hemen her akşam ekranlarda… Ona medyanın ilgisi herhalde bir siyasi partinin lideri olmasından dolayı değil. Çünkü Vatan Partisi’nin varlığı ile yokluğu arasında bir fark yok. Son seçimlerdeki oy oranına baktım; yüzde 0,09 oy almış Türkiye genelinde.
Kazandığı belediye başkanlığı var mı? Yok. Bir tane bile olsa bayram yapardı Perinçek.
Birkaç yerde muhtarlık kazandığı için ‘sevindirik’ olmuştu.
İl ve ilçelerde kendisini hissettirecek oy oranı ara ki bulasın. Yüzde 1’i gördüğü seçim bölgesinden yoksun. Sadece son seçimde mi? Değil, yıllardır böyle, ben bildim bileli sandık Perinçek için ‘kabustan’ ibaret. Yani ‘yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer’ de yok. Hep hüsran hep hüsran…
Vatan Partisi bir siyasi teşekkül olarak niye var? Hiçbir seçimde iddiası olmayacaksa böyle bir partiye gerek var mı?
İl ve ilçe teşkilatları dikkate alındığında hatırı sayılır masraf çıkar ortaya. Gündeme gelmek, mesaj vermek için mi? Vakıf, dernek veya düşünce kuruluşu olarak da mesaj vermek mümkün. Perinçek siyasi bir aileden geliyor.
“MİSYON” PARTİSİ
Babası Sadık Perinçek, Demirel’in AP’sinde yıllarca milletvekilliği yaptı. Oğul Perinçek ise ‘solun bir fraksiyonu’ olmasının ötesine geçemedi. Yeri geldi solu böldü, yeri geldi ortalığı karıştırdı. Perinçek’in bir ‘misyonu’ var elbette. Vatan Partisi de büyük olasılıkla o ‘misyon’ için tabelasını açık tutuyor.
Sayısal olarak bir gücü ve etkisi yoksa da, siyasi olarak o misyon nispetinde ağırlığı var. Buna özgül ağırlık da diyebilirsiniz.
Şu an Perinçek, AK Parti iktidarının bileşenlerinden biri. Erdoğan’ın politikalarını desteklemekten geri durmuyor. Ekranlarda sık sık boy göstermesinin sebebi de iktidarla kurduğu bu ilişki olsa gerek. Eğer AK Parti’nin vizesi veya yeşil ışığı olmasa Perinçek kendi kanalından başka ekran yüzü göremez. Bu kadar lafı kamuoyunda tartışılan ‘son açıklamaları’ üzerine yaptım.
Perinçek dedi ki: “Meydan okuyorum… Şimdi bu demokrasi budalalığını, sandık budalalığını bırakalım… CHP yüzde 90 oy alsa da iktidara gelemez. Polis de izin vermez, asker de…” Söylediklerinin özü bu. Gerekçesi ise CHP’nin DEM ile ilişkisi… Acaba bir sürç-i lisan mı? Hayır, ertesi günü daha sert ve vurgulu söyledi. İktidara gelmesi halinde CHP’nin Türkiye’yi böleceğini söyledi.
PERİNÇEK CİDDİYE ALINIR MI?
Bu sözleri dikkate ve ciddiye almak lazım mı?
Perinçek’in devletin çeşitli birimlerinde örgütlendiği biliniyor. Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin emekli olduktan sonra Perinçek’in yayın gruplarında çalıştı. Perinçek’in oyu ‘küçük’ ama devlet içi ilişkileri ve trafiği hiç de ‘küçük’ değil. Söyledikleri onun için ses getirdi, konuşuldu, tartışıldı. Yoksa üzerinde durulmaz, gülünür geçilirdi.
Ben çok ciddiye alınması taraftarı değilim. Ama yine de ‘not düşmek’ lazım. Zaten bu yazıyı da onun için yazıyorum.
Bekaa Vadisi’nde Apo’ya çiçekler sunan Perinçek’in sırf DEM’le ilişkisi nedeniyle CHP’ye iktidar kapılarının kapandığını söylemesi bir kenara not edilmeyi hak ediyor. Devlet de bir karşılığı olduğu kanaatinde değilim. Kaldı ki ‘hangi devlet?’ diye de sormak gerekir. Çünkü bugün ortaya çıkan devlet tablosu tanımlanmaya ve izaha muhtaç.
Bir zamanlar ‘milli görüş’ siyasetçilerine devlet kapalıydı. Öncülüğünü de yine Perinçek yapıyordu. ‘Devrim kanunları uygulansın’ çıkışları 28 Şubat’ın ayak sesleriydi. Devran döndü. Perinçek, Erdoğan’ın müttefiği oldu. ‘Biz ona değil, o bize yaklaştı’ dese de aynı fotoğraf karesinde buluşmaları ve el sıkışmaları bir gerçekliği ifade ediyor. Devletin askeri ve bürokrasisi hatta medyasıyla milli görüş ve türevi siyasi partilere iktidar yolunu kapattıkları, önlerinde setler ördükleri, bariyerler koydukları doğru…
Peki Perinçek’in mesajı kime? Sokağa değil herhalde. Yine devletin içine bakmak lazım. Oralarda karşılık bulur mu? Ya da oralar mı konuşturdu Perinçek’i… Yani sahibinin sesi mi? Belki, biraz… Bir odaktan ziyade fraksiyonun düşüncesi olabilir. ‘Erdoğan’dan CHP’ye DEM’den ayrıl’ mesajı olamaz mı? Aaa bak bu ilginç. Mantıklı da görünüyor.
Yoksa fazla mı ciddiye alıyoruz?























