(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
CHP Lideri Özgür Özel’e ‘yumruk atılması’ kesinlikle basit ve sıradan bir olay değil. Tepkilerle, kınamalarla geçiştirilemez. Sabıkalı saldırganın ‘sinirlerime hakim olamadım’ ifadesi bana hiç inandırıcı gelmedi. Dahası var; ‘Spontane olarak sağ elim kalktı ve vurdum’ ne demek? Utanması Özel geldi elime çarpı diyecek. Cevaplanması gereken çok soru işareti var. İlk dikkat çeken Özel’in ‘güvenlik zaafı’.
Makam arabasının ‘kapalı garaja’ alınmaması ve uzunca mesafeyi yürümek zorunda bırakılması size de garip gelmiyor mu? Bu durum trafik ve araç yoğunluğu ile açıklanamaz. Özel, sıradan bir isim mi? Ana muhalefet partisinin lideri… Devletin koruması altında. Garajda onun aracına yer bulunamaması düşünülemez bile. Ortada çok ciddi sorun ve izaha muhtaç bir hal olduğu muhakkak. Olay baştan sona garipliklerle dolu…
Her türlü tehlike ve riski barından bir isim protokolün bulunduğu yerde elini kolunu sallayarak nasıl dolaştı? Özel’in korumalarının gözünü dört açması gerekmiyor muydu? Ya saldırganın elinde bıçak gibi, silah gibi başka bir şey olsaydı? Nerede güvenlik? Bir lidere yaklaşmak bu kadar basit olmamalı. Siyasetçi halkın arasına karışmak isteyebilir fakat korumalar bunun da önlemini alacak. ‘Yumruk bir mesaj mı?’ diye sorulur? Bugün yumruk atan yarın başka şey atabilir.
Maalesef siyasi iklim her türlü gelişme ve sürprize davetiye çıkaracak kadar sert ve ağır. İktidar ve muhalefet partileri arasında ‘söz düellolarının dozu’ çok yüksek. Toplum gerilim yüklü… Sanki silahsız iç savaş yaşanıyor. Kutuplaşma had safhada… Muhalefet etmek ‘düşmanlık ve ihanet’ olarak algılanıyor. Siyasetçiler ortamı sakinleştirmek yerine daha da kızıştıracak söz ve tavır içinde.
Çok gerilere gitmeye gerek yok. İsmet İnönü’yü hatırlayan oldu. Süleyman Demirel’in yumruklanması anımsandı. Kemal Kılıçdaroğlu Çubuk’ta bir kaç yıl önce linç ediliyordu. Bir şehit cenazesinde başına gelmeyen kalmadı. Yumruklandı. Siyaset topyekün tavır koyacağı yerde ‘yumruk atan adamı’ sahiplendi. Evine ziyarete gidenler çıktı. Yargı hak ettiği cezayı vermedi. Oysa bir lidere atılan yumruk sadece onun şahsına değil siyasete ve demokrasiye vurulmuş darbe değil midir?
Özel’den bir gün önce Alparslan Türkeş’in kızı İYİ Parti milletvekili Ayyüce Türkeş babasının mezarı başında saldırıya uğradı. Şöförü ve koruması tard edildi. Ayyüce Türkeş mezarın başında ablukaya alındı. Polisin güvenlik koridoruyla çıkmak zorunda kaldı. Ve hiçbir saldırgan göz altına alınmadı. Nedir şimdi bu? Devlet bir milletvekilinin saldırıya uğramasına bu kadar kayıtsız kalabilir mi? Babasının mezarında babasının izinden gittiğini söyleyenlerin hışmına uğramak aklın alabileceği bir şey değil. Olağan şüpheli durumunda olan kişi ve kurumlardan herhangi bir açıklama yok.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Özel’in yumruklanmasını kınarken kullandığı ifade de garip… Şu cümleye bakar mısınız; ‘Sırrı Süreyya Önder için İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen veda ve vefa törenine katılan, müteakiben de fiziki saldırıya uğrayan bir siyasi kurumun yöneticisine öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum…’
‘Bir siyasi kurum’ ne demek? Yok mu adı? CHP diyemeyen bir üslup… Peki ‘yöneticisi’ kelimesine ne demeli? Siyasi olarak muarızınız olabilir fakat bu böyle bir dil kullanmanızı gerektirmez. CHP bir siyasi kurum mudur? Kurucusunun Atatürk olduğu parti değil mi? Öcalan için ‘kurucu önder’ diyen Bahçeli’nin CHP’den ‘siyasi kurum’, Özel’den ‘yönetici’ diye söz etmesi anlaşılabilir bir şey değil. İzaha muhtaç…
Acaba Bahçeli’den habersiz biri tarafından mı yazıldı bu metin? İçimden atamadığım bir ‘şüphe’ var. Bahçeli, zaman zaman sertleşse de böyle bir saldırı karşısında bu dili kullanmaz. Gerçi Kılıçdaroğlu’nun yumruklanmasına da benzer tepkiyi göstermişti. Yine de beynimi kemiren şüpheyi atamıyorum. Eğer o metni gerçekten Bahçeli kaleme aldıysa, vay memleketin haline… Öcalan’a gösterilen sempatinin CHP ve Özel’den esirgenmesi tarihin hafızasına not edilir. Edildi de…
Özel’e atılan o yumruk kuşkusuz siyasete ve demokrasiye vuruldu. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar sözcülerinin ‘geçmiş olsun’ telefonları ve tavır koyması önemli. Kılıçdaroğlu olayındaki hata tekrarlanmadı.
Tesadüf, basit ve sıradan bir saldırıya benzemediğine göre… Olayın çok yönlü araştırılması lazım. İYİ Parti Lideri Musavat Dervişoğlu’nun ‘Geçmişlerine bakıldığında kullanmaya elverişli aparatlar olduklarına şahitlik ediyoruz’ tespiti önemli…
Saldırgan birilerinin aparatı ise bunu ortaya çıkarmak devletin ilgili birimlerine düşer. Aparat olabilir mi? Niye olmasın… Benim burnuma hiç de iyi kokular gelmiyor. Aparat olarak böyle tipler seçiliyor… Daha önceki olaylarda görüldüğü gibi. Pek umutlu değilim ama umarım aydınlatılır.























