(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Erdoğan’ın Özgür Özel’le görüşmesi mi Bahçeli’nin daha çok canını sıkar yoksa Ayşe Ateş’le mi? MHP Lideri’ne bir seçenek sunulsa cevabı herhalde ‘hiçbiri’ olurdu. Bahçeli her siyasi gelişmeden nem kapar ve ‘Acaba bana tuzak mı kuruluyor’ diye panik yapar. 2002 erken seçim kartını, gazetecilerin yazıları üzerine ‘Eyvah MHP’siz hükümet kuruluyor’ paniğiyle kullandı.
O erken seçim ki Türkiye’nin kaderini değiştirdi. MHP’nin de içinde bulunduğu iktidar partileri için en kötü zamandı. Kemal Derviş’in reçetesi sonuçlarını henüz göstermemiş, ekonomik krizin yaraları sarılamamıştı. Buna karşın yeni kurulan AK Parti için ise bir erken seçim bulunmaz fırsat adeta hint kumaşıydı. Sonuç malum; AK Parti tek başına iktidar, MHP’li hükümet partileri baraj altı…
Bahçeli’nin grupta Erdoğan’ın görüşme trafiğini değerlendirirken ‘İstediği kişiyle görüşebilir’ sözünün hiç de gerçeği yansıtmadığını herkes biliyor. Erdoğan’ın hem CHP’ye giderek Özel’le 1.5 saat görüşmesinin, hem de Saray’a Ayşe Ateş’i davet ederek adalet çığlığına kulak vermesinin bir ucu MHP’ye dokunuyor. Bahçeli bunu bilmez mi? Tehlikenin farkında olmaz mı? Yılların siyasetçisi… Siyasetin kurdu.
Siyasetin Erdoğan’ın görüşmelerine kilitlendiği sırada elinde dosya olan bir yüzük paylaştı. Yüzükte ‘Bana Allah yeter’ yazıyordu. Bunu herkes Erdoğan’a mesaj olarak okudu. Kesinlikle subliminal bir mesaj. Bir kırgınlığın ifadesi. Bahçeli’nin yüzüğü görüşmeler kadar ‘ses getirdi’. ‘Ne oluyor’ sorusu yüksek sesle sorulmaya başlandı.
Sadece yüzük mü? Bahçeli grupta iktidar politikalarını hiç olmadığı kadar sert ve açık biçimde eleştirdi. Sözlerinin adresi Erdoğan’ın politikalarıydı. Suriyeleri mültecileri Türkiye’den gönderip sınırlara daha iyi sahip çıkmaya ve Avrupa Birliği ile geri kabul anlaşmasını iptale çağırdı. Yüzük o konuşmanın üzerine geldi. Adeta Bahçeli’nin açıklamalarını taçlandırdı.
AK Parti ile MHP arasında esen soğuk rüzgarlar yeni değil. 31 Mart seçimlerinden sonra daha belirgin hale geldi. Bahçeli, Mehmet Şimşek’e verdi veriştirdi. Ferdi Tayfur’un şarkısı üzerinden Erdoğan’a mesaj gönderdi. Ardından da Erdoğan, Bahçeli’yi evinde ziyaret etti. Ziyaret ‘Gönlünü aldığı ve buzların eridiği’ şeklinde yorumlandı. Bu kez mesajın öznesi ‘yüzük’. Kimin aklına gelirdi ki bir yüzük siyasi gerilimin konusu olacak. Başka örneği yok herhalde.
Daha önceki krizlerde olduğu gibi sahneye yine Semih Yalçın çıktı. Yalçın ‘Tamamen tesadüf. Bahçeli yüzüğü sever. Grup günlerinde de takar’ dedi. Hadi canım sen de… O yüzüğü daha önceki grup toplantılarında niye göstermedi? Herhalde yüzüğün reklamını yapmıyor? Bir siyasi lider parmağındaki yüzüğü neden cümle aleme gösterme gereği duysun ki… Çocukların bayramlıklarını sergilemeleri gibi. Yalçın’ın açıklaması hiç inandırıcı değil. Bırakın inandırıcı ve ikna edici olmayı ‘milletin aklıyla adeta alay ediyor’.
MHP’nin ‘mehter marşı’ politikasından da gına geldi. Bir adım ileri, iki adım geri… Önce sitem dolu mesaj, sonra ‘tesadüf’… Şarkıda olduğu gibi. MHP ya herkesin yanlış sadece kendilerinin doğru anladığı subliminal mesajlardan vazgeçmeli ya da mesajlarının arkasında durmalı. Erdoğan ve AK Parti farkında değil mi gerçeğin? Yalçın’ın açıklaması çocukca ama bu haliyle siyasi tarihe de geçecek. ‘Yüzüklü mesaj’ kolay unutulmayacak.
AK Parti’nin ‘tamamen tesadüf’ açıklamasına inanacağını hiç sanmıyorum. Haydi yüzük ‘tamamen tesadüf’ peki Bahçeli’nin grupta AK Parti iktidarını eleştiren açıklamaları ne olacak? İki ortak arasında ‘hiçbir şey olmasa bile bir şeyler olduğu’ kesin. Yüzükten sonra bakalım sıra neye gelecek?
























