(The Turkish Post) – H. AGAH KALENDER
Barabbas’ın hikâyesini duymuşluğum vardı ama ayrıntısına ve künhüne yeni vakıf oldum. Bir arkadaş sosyal medyada dolaşıma giren rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün yıllar önce bir televizyon programında anlattıklarını gönderdi. Meğer ne derin bir hikâyesi ve günümüze bakan yönleri varmış. Hemen çeşitli kaynaklardan araştırmaya başladım. Önüme ne çıktıysa okudum. Öğrendiklerimi sizinle paylaşmak için de klavyenin başına oturdum.
İlk olarak ‘Barabbas’ adıyla kahramanımızın hayatını anlatan filmi izledim. Çok eski tarihli bir film, 1961 Amerikan-İtalyan ortak yapımı. Niye bugüne kadar izlemediğime hayıflandım. Fırsat buldukça tarihi ve kült filmleri izlemeye çalışırım. Film sitelerinde adeta arkeolojik kazı yapar, tarihi ne kadar eski olursa olsun nitelikli ve mesajı olan bir film bulursam mutlaka izlerim.

Barabbas rolünü oynayan aktör kim biliyor musunuz? Tanıdık biri, Anthony Quinn… ‘Çağrı’ filminde Hz. Hamza’yı, daha sonra Libya’nın efsane kahramanı Ömer Muhtar’ı oynayan aktör. Quinn büyük oyuncu, reklamda bile oynasa izlenir. Oyunculuğuna hayran olduğum isimlerin başında gelir. Hayat hikâyesini anlattığı ‘Tek Kişilik Tango’ kitabını ‘su içer gibi’ okumuştum. Bir Quinn filmini nasıl ıskalamışım? İşte buna hayıflandım.
Filmde anlatılan ‘Barabbas’ hikâyesi ne kadar gerçeğe uygun kestirmek zor. Çünkü kaynaklarda Barabbas’ın yaşamıyla ilgili çelişkili bilgiler söz konusu. Film zaten bir romandan uyarlama… Nobel Ödüllü yazar Pär Lagerkvist’in 1950’de yayınlanan kitabı senaryolaştırılmış. Uyarlama tamamen hayal mahsulü değil, Yeni Ahit’teki hikâyeden esinlenmiş.
Filmde büyük ölçekli setler ve dönemin ruhuna uygun tasarlanmış kostümlerle dikkat çekici. 1961’in şartları dikkate alındığında mekân ve arka fonlar çok etkileyici. Roma İmparatorluğu’nun ihtişamını ve dönemin atmosferini başarılı şekilde yansıtmakta. Sadece tarihi bir drama olmanın ötesinde, izleyiciyi derin düşüncelere sevk eden felsefi ve manevi mesajlar sunduğu söylenebilir.

Barabbas kimdir?
Bu soruya cevap vermeye çalışacağım ama önce film hakkında bilgilerimi paylaşmak istiyorum. Filmde Barabbas’ın serbest bırakılmasının ardından yaşadığı olaylar konu edilmekte. Barabbas, özgürlüğünü kazandıktan sonra hayatına devam etmeye çalışırken, İsa’nın öğretileri ve hayatta kalma mücadelesi arasında sıkışıp kalır.
İnancını sorgular, hayatının anlamını arar ve sonunda kendi yolunu bulmaya çalışır. Film, Barabbas’ın bu süreçte yaşadığı içsel değişimi ve manevi yolculuğunu gözler önüne serer.
İnanç ile inkâr arasında sarkaç gibi sallanan Barabbas filmin sonunda Hz. İsa’ın öğretisine iman eder. Çarmıha gerilir ve gün doğarken son sözleri “Kendimi bırakıyorum… Senin kollarına…” olur.
1953 tarihle İsveç yapımı ‘Barabbas’ diye başka bir film daha var. Ben Quinn’in oyunculuğunu gördükten sonra diğer filmi izleyemedim. Açıkçası Quinn’e “ihanet etmek” istemedim.
Peki Barabbas kimdir? Barabbas toplumu nedir?
Barabbas’ın adı Yeni Ahit ve 4 İncil’de de geçer. Roma’nın egemenliği altındaki Kudüs’te soygun, cinayet, tecavüz gibi adi suçlar işler ve zindana atılır. Bazı kaynaklar Barabbas’ın “Roma’ya karşı ayaklanan bir grubun lideri” olduğunu yazar. Matta İncil’inde Barabbas “kötü şöhretli bir mahkûm” olarak anılır. Zindan arkadaşı ise Hz. İsa’dır. Yahudiler için önemli olan Fish Bayramı’nda o günün şerefine bir mahkûm affedilir. Roma Valisi de bu geleneği aynen sürdürür.
Hz. İsa’nın suçu Roma’ya ihanettir. Öğretisi sebebiyle hem Yahudilerin hem de Roma’nın öfkesini çeker. Yahudilerin ihbarıyla tutuklanmış bir inanç ve siyasi suçludur. Fish Bayramı’nda Vali Pontius Pilatus zindana gider, iki kişiyi belirler ve halk bu iki kişiden birini seçmesi için çağrıda bulunur. O iki kişi Pilatus’un suçsuzluğuna inandığı Hz. İsa ve işledikleri suçlarla halkın ölüme terk edeceğini düşündüğü Barabbas’tır. Film de bu sahneyle başlar.

Sadukiler adı verilen Yahudi grubun Hz. İsa’ya çok zulmettiğini ve tuzaklar kurduğunu yazıyor tarih. Neden mi? Din adamlarındaki mal edinme hırsı çok fazlaydı. Rüşvet ve faiz gibi haksız yollarla halkın malını yiyorlardı. Hz. İsa’nın şu sözü onları çileden çıkarmaya yeter: “Yediklerinizi ve evlerinizde biriktirdiklerinizi size haber veririm.” Kur’an’da geçen bir ayet bu. Halkı acımasızca sömürenlerin yaşamlarını, gizli servetlerini biliyor ve yüzlerine söylemekten geri durmuyordu.
Hz. İsa’nın suçu “halkı isyana teşvik ve devlete isyan”dır.
Önce yargılandı, mahkemeye çıkarıldı. Mahkemeye Roma Valisi Pilatus başkanlık etti. Sanhedrin adı verilen mahkeme 71 üyeliydi ve din adamlarının ciddi ağırlığı vardı. Matta İncil’inde eşi Procula’nın, Pilatus’a, “O doğru adama dokunma. Dün gece rüyamda O’nun yüzünden çok sıkıntı çektim” dediği yer alır. Ne var ki kocası uyarıya kulaklarını tıkar. Yargılamadan çekilerek din adamlarına, “Ben İsa’nın kanını almam! Siz ne yaparsanız yapın” der. Ne yapacakları bellidir; ölüm…
Matta İncili’ne göre Pilatus, kalabalığa, “Hangisini serbest bırakmamı istersiniz, Barabbas’ı mı, yoksa Mesih denilen İsa’yı mı?” diye sorar. Topluluk din adamlarının telkinleri sonucu İsa’nın değil, adi suçlu Barabbas’ın serbest bırakılmasını ister.
Vicdanı rahat değildir Pilatus’un ve bir kez daha sorar: “Bu ikisinden hangisini sizin için salıvereyim?” Ve kalabalık hep bir ağızdan bağırır: “Barabbas’ı…”
“O zaman Mesih denilen İsa’yı ne yapayım?” diye sorar bu sefer. “Direğe gerilsin!” diye bağırır kalabalık. Pilatus, “Neden?” diye seslenir, “Bu adam ne kötülük etti? Ölümü hak edecek bir suçunu görmedim; dayak attırdıktan sonra onu serbest bırakacağım…’ diye konuşur, fakat kalabalığı ikna edemez.

Olayı Fish Bayramı’yla ilişkilendirmeden tamamen Vali Pilatus’un inisiyatifi olarak aktaran kaynaklar da mevcut. Pilatus’un, kalabalığın ısrarına boyun eğmesi edebiyata da konu oldu. Mihail Bulgakov’un “Usta ve Margarita” kitabında Pilatus, Hz. İsa’nın bir deli olduğunu düşünen ve bu yüzden idam edilmemesi gerektiğine inanan bir karakter olarak yer aldı.
Barabbas’ın hikayesi “ibretlik bir olay.” Dini metinlerde yer almasının temel nedeni de budur.
Bir topluluğun ne kadar kolay yönlendirildiği ve hataya ne kadar kolay düştüğünü bundan daya iyi anlatan başka tarihi öykü bulmak zordur. Hz. İsa dururken Barabbas’ları, kötülükleri yeğleyen toplumlar literatüre “kötülük toplumu” olarak geçti. Bugün bile halktan herhangi bir ülke de bir siyasi suçlu ile adi suçlu arasında seçim yapması istense acaba sonuç farklı olur mu?
İnanç ve siyasi suçlular özellikle yönetimlerin içeride tutmak istediği mahkûmların başında gelir. İnfaz düzenlemelerinde, af kanunlarında bunun izlerini bulmak mümkün.
İslam dünyasına bu gözle bakıldığında manzaranın felaket olduğu ortaya çıkar. Yöneticiler iktidarlarına tehdit ve tehlike olarak gördüklerini ya hapishaneye gönderir ya da sürgüne… Tarih boyunca sultanlar muhalif gördükleri kesimlere “biat ve zulüm” kıskacı arasında bırakmıştır.

Hikâyenin de ‘bam teli’ burası. Benim de yazı konusu olarak seçmemin nedeni bu. Öykü bitmedi… Devamı var.. Barabbas, dışarı çıktıktan sonra yine suç işler ve zindana düşer. Fısıh geleneğine göre bir kere seçilen ve özgür bırakılan bir suçlu, bir sonraki sene seçilmez. Filmde Barabbas’ın hikâyesi farklı devam ediyor. Maden ocaklarında çalışmaya zorlanan Barabbas, İsa’nın havarileriyle karşılaşır. Ve onların söylediklerinden etkilenir.
Kaynaklara göre Vali Pilatus geleneğin dışına çıkarak halkının tercihini sınamak için onu tekrar oylamaya sunar ve halk yine Barabbas’ın lehine oy verir ve onu seçer. Barabbas yine özgür kalır. Barabbas’ın ikinci bir özgürlük hakkı yoktur aslında. Valinin onu tekrar aday göstermesi, halkın ilk seçimdeki hatasını düzeltmesi için bir fırsat sunduğu şeklinde yorumlayanlar vardır.
Bu hikâyeden hareketle iyiler, dürüstler ve namusluları değil de kötüleri, hırsızları, katilleri, zalimleri tercih eden topluluklar “Barabbas toplumu” diye adlandırılır. Ve tarih boyunca her coğrafyada Barabbas toplumlarına rastlanmıştır. “İyileri cezalandıran kötüleri ödüllendiren” kavimler için Kur’an “kötülük toplumu” ifadesini kullanır.
Lût kavmi bunlardan biridir. Yaşar Nuri Öztürk’ün anlattığına göre Lût kavmi o çirkin fiilinden dolayı değil, varlıklarıyla kendilerini rahatsız eden, özgürce günah işlemekten çekindikleri “dürüst ve iyi insanları” cezalandırdığı için helak oldu. Kur’an’ın ifadesiyle kavmi Hz. Lût’a şöyle der: “Çıkarın şunları şehrinizden, yurdunuzdan… Bunlar temizlik ve dürüstlükte aşırı derecede titizlik gösteren insanlar…” Tipik bir Barabbas toplumu… Kötülük toplumu…
Barabbasları tercih eden ve kötülükler ve zulüm karşısında tepki vermeyen toplumlar Kur’an’a göre Allah’ın lânetini beklemeli… Tıpkı Lût kavmi gibi…
Hikayesi çelişkilerle dolu olsa da mesajın özü aynı… Barabbas’ın öyküsünden alınacak çok ibret ve ders var. Çeşitli kaynaklardan derlediğim yazıyı okuduktan sonra Barabbas filmini izleminizi öneririm.
1961 yapımı Barabbas filminin fragmanı:























