(The Turkish Post) – EKİN TANYEL
Türkiye’nin 2026-2028 yıllarını kapsayan, yeni Orta Vadeli Programı açıklandı. Hedefler makul, belli rakamlar iddialı… ancak bu hedeflere giden yol hâlâ puslu.
OVP’yi okurken insanın içinde iki duygu birden oluşuyor: Umut ve tereddüt. Bir yanda “AR-GE ve yenilikçilik kapasitesini geliştireceğiz” diyen bir devlet; diğer yanda bu kapasitenin nasıl geliştirileceğine dair muğlak bir plan.
Vizyon Doğru, Yol Belirsiz
Program “yeşil ve dijital ekonomiye geçiş hızlanacak” diyor. Bu, Türkiye’nin geleceği için olması gereken bir hedef. Ama geçişin nasıl olacağı, hangi sektörlerin öncelikli olacağı ve hangi kaynakların kullanılacağı belli değil. Mesela yaşadığımız ciddi boyutlardaki su problemine dair bir “Su ve atık su sektörü” tanımı yapılarak mesele çok daha ciddi ve analitik şekilde ele alınacak mı?
Sadece teknolojiye değil, sanayinin mekânsal planlamasına da vurgu yapılmış: “Planlı sanayi alanları genişletilecek.”
İyi hoş ama hangi bölgelerde, hangi sektörlere yönelik yatırımlar planlanıyor? Fabrikadan teknoloji bahçesine geçiş sözü güzel ama o bahçeye hangi tohumun ekileceği hâlâ net değil.
İhracatta Romanın Ortasında
OVP ihracatın yapısının değiştirileceğini, pazar çeşitliliğinin artırılacağını söylüyor.
Ama bu çeşitliliğin ne kadarının Latin Amerika’dan, ne kadarının Uzak Doğu’dan geleceği; hangi ürünlerin öne çıkarılacağı belli değil. Bu, romanın ortasında “kahramanımız cesurca yola çıktı” demeye benziyor; fakat nereye gittiğini, yolda kimlerle karşılaşacağını bilmiyoruz.
Sayılar Belirgin, Kaynaklar Belirsiz
Hedefler gerçekten cesur:
Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payı %50’ye çıkarılacak.
Yazılım ihracatı iki katına çıkarılacak.
Teknoloji ürün ihracatı 10,3 milyar dolardan 176 milyar dolara fırlayacak.
Unutmamak gerekir ki, kaynaklar hazır olmadan hedefler iddialı olduğunda sonucun hüsran olması kaçınılmaz.
Tablolaştırınca tablo daha da çarpıcı görünüyor:

Ama bu hedeflerin altına “bu parayı nereden bulacağız, hangi insan kaynağıyla yapacağız, hangi teşviklerle destekleyeceğiz” soruları yazılmamış.
Bu vizyonun hayata geçmesi için somut adımlar atılması şart:
Stratejik sektörlerde AR-GE kümelenmeleri güçlendirilmeli.
İnovatif ihracat projeleri ek teşviklerle desteklenmeli. İhracat ürünleşmeli…
KOBİ’ler ortak üretim hatlarıyla ölçek ekonomisine taşınmalı.
Nitelikli insan kaynağı yetiştirmek için üniversite-sanayi işbirliği ciddi şekilde güçlendirilmeli.
Son Söz: Rakamlar Yetmez
OVP bu haliyle umut verici ama daha çok bir “niyet mektubu” gibi duruyor. Zira bulunduğumuz şartlardan biraz da kopuk temennilerle dolu… Daha ziyade mali verilerin hedeflendiği bir iş planı – fizibiliteyi çağrıştırıyor. Meselenin kalkınma boyutu ve gerekli aksiyonlar biraz arafta kalıyor.
Rakamlar, niyetler ve vizyon tamam. Fakat uygulama planı, bütçe kaynakları ve performans ölçüm mekanizması eksik. Türkiye bu programı gerçek bir kalkınma motoruna dönüştürmek istiyorsa, bu hedeflerin altını doldurmak zorunda.
Aksi halde bu rakamlar, üç yıl sonra açıklanacak yeni OVP’nin sayfalarında bir kez daha “revize edilmiş” olarak karşımıza çıkmaya mahkum.























