(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’nin bir zamanlar ihracat ve üretim gücüyle övünen beyaz eşya sektörü, bugün ciddi bir krizin eşiğinde. Satışlar düşüyor, üretim yavaşlıyor, kârlar buharlaşıyor. Sektörün devleri bile zarar açıklarken, bayiler ayakta kalmakta zorlanıyor.
TÜKETİCİ ALIM GÜCÜNÜ KAYBETTİ, SEKTÖR ÇARKI DÖNMÜYOR
Yüksek faiz oranları, daralan kredi imkanları ve sürekli artan yaşam maliyetleri, vatandaşın dayanıklı tüketim mallarına olan talebini neredeyse durma noktasına getirdi.
2025’in ilk yarısında beyaz eşya satışları geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %8, yılın ilk çeyreğinde ise %15 azaldı. Şubat ayında düşüş oranı %18’e ulaştı.
Artık ne zam yapmaya ne de stok eritmeye çare kalmış durumda. Tüketici krediye ulaşamıyor, bayi ürün satamıyor, üretici stok fazlasıyla baş başa kalıyor.
VESTEL’İN ZARARI SEKTÖRÜN NABZINI GÖSTERİYOR
Türkiye’nin en büyük üreticilerinden Vestel, 2025’in ilk çeyreğinde 5 milyar TL zarar açıkladı. Vestel Beyaz Eşya’nın da 1 milyar TL civarında zararı var. Bu tablo, yalnızca bir şirketin bilanço problemi değil; sektör genelinde yaşanan yapısal tıkanıklığın açık göstergesi.
Üretim maliyetleri artarken, satış gelirleri geriliyor. Şirketler iç talepteki daralmayı ihracatla telafi etmeye çalışıyor ama dış pazarlarda da durum farklı değil. Avrupa’daki talep zayıf, ihracat %5–7 oranında gerilemiş durumda.
BAYİLERDE SESSİZLİK: MAAŞLAR GECİKİYOR, MAĞAZALAR KAPANIYOR
Birçok bayide tablo daha da karanlık. Küçük işletmeler, artan kira, personel ve enerji giderleri altında eziliyor. Bazı Bosch ve Profilo bayilerinin el değiştirdiği, hatta kepenk indirdiği iddia ediliyor. Personel maaşlarını ödemekte zorlanan çok sayıda bayi, mağaza sayısını azaltarak ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak sektördeki genel durgunluk, bu çabaları da boşa çıkarıyor.
YÖNETİM SESSİZ, SEKTÖR KAN KAYBEDİYOR
Sektör temsilcileri alarm zillerinin çaldığını açıkça dile getiriyor, ancak hükümet cephesinde somut bir adım henüz yok. Beyaz eşya gibi istihdam yaratan, ihracat sağlayan bir sektörde bile bu kadar ciddi bir daralma yaşanırken, ekonomi yönetiminin sessizliği dikkat çekiyor.
Artan vergiler, yüksek finansman maliyetleri ve alım gücündeki çöküş, sektörün omzuna binen yükü ağırlaştırıyor. Ne üretici nefes alabiliyor ne tüketici alışveriş yapabiliyor.
SESSİZ BİR ÇÖKÜŞ
Beyaz eşya sektörü, Türkiye ekonomisinin küçülen aynası hâline geldi.
Bir dönem “yerli üretimin gururu” olarak sunulan markalar bugün zarar açıklıyor; bayiler ise hayatta kalmaya çalışıyor.
Ekonomik politikalar tüketici güvenini yeniden inşa edemez ve finansal baskı azaltılmazsa, beyaz eşya sektörü sessizce kan kaybetmeye devam edecek.























