(The Turkish Post) – AYŞEM NARLI
Türkiye’de ekranlara her gün yeni diziler geliyor. Ama söz konusu yapımların temel bir problemi dikkatlerden kaçmıyor. Neredeyse tek bir merkezden çıkmış gibi bütün diziler, aynı senaryolarla izleyiciyle buluşuyor. Yapımların ortak özelliği olarak da; aldatma, aile içi ensest evlilikler, şiddet ve mafyatik tipler içermesi ön planda yer alıyor. Haliyle buna cinsellik içeren derin dekolteli ve yırtmaçlı kıyafetleri de eklediğinizde reytinglerde artış dikkatlerden kaçmıyor. Ancak kadın bedeninin metalaştırılmadığı ve dizi oyuncularının bedeninin şuh bir şekilde sergilenmediği yapımlarda ise reyting dip yapıyor. Birkaç bölümden sonra da ekranlardan silinip gidiyor. Bundan dolayı da bütün yapımcılar, ekranlarda dikkat çekici kadın oyuncuları tercih ediyor. Kısacası kadın bedenini reytinglerine alet ediyor. Toplum ve kadın örgütleriyse bu tutarsızlıklara tek kelime açıklama yapma ihtiyacı hissetmiyor. Kadın bedeni bir nevi “modernlik” adı altında gizlenmeye çalışılıyor.
Türkiye’de televizyon ekranı artık yalnızca bir hikâye anlatma mecrası değil. Aynı zamanda şiddetin estetize edildiği, mafyatik ilişkilerin sıradanlaştırıldığı ve en tehlikelisi, kadının bedeninin bir “ilgi tutma aparatına” dönüştürüldüğü bir vitrin hâline gelmiş durumda. Özellikle son yıllarda prime-time dediğimiz, izlenme oranının en yüksek olduğu zaman dilimi, işgal eden yapımlar, dramatik derinlikten çok görsel uyarım üzerinden izleyici sadakati üretmeye çalışıyor. Bu uyarımın üç temel sacayağı var: silah, güç ve kadın bedeni.
KADIN ROLÜYLE DEĞİL, BEDENİYLE ÖNE ÇIKARILIYOR
Dizilerdeki temel sahnelerde, kurşunlar konuşurken, hemen ardından gelen ağır çekim bir kadın bedeni kadraja giriyor. Kamera, çatışmanın yıkıcılığını değil; kadının kalçalarını, dudaklarını, bakışlarını takip ediyor. Bu ne yazık ki, Türk dizilerinde tesadüf değil. Bu yapımcıların bilinçli bir kurgu tercihi. Şiddetin yarattığı adrenalin ile cinselleştirilmiş kadın imgesinin yarattığı arzunun aynı dramaturjik potada eritilmesi anlamına geliyor. Bu yöntemle izleyiciyi ekrana kilitlemenin en ilkel ama en etkili yollarından biri olarak kadın bedeni ön plana çıkarılıyor.
Ne var ki burada temsil edilen kadın bir karakter değil, bir işlev aslında. Hikâyeyi taşıyan özne değil; hikâyeye “çekicilik” katan bir nesne ürünü olarak kullanılıyor. Derin yırtmaçlı ve dekolteli kadın figürleri, mafya liderinin sevgilisi, intikam peşindeki adamın eski eşi ya da tehdit altındaki “güzel kadın” klişesi olarak öne çıkıyor. Tüm bu temsillerde kadın, ya korunması gereken bir mülk ya da uğruna savaşılacak bir ganimet olarak konumlandırılıyor. Böylece erkek karakterin öfkesine ahlaki bir gerekçe, şiddetine ise dramatik bir meşruiyet sağlıyor.
Bu anlatı evreninde kadın ya mağdurdur ya da baştan çıkaran bir figür olarak değerlendiriliyor. Yapımlarda kadın figürü, ya susar ya da cezalandırılır. Güçlü olduğu nadir anlarda bile, gücü çoğu zaman bedensel cazibesiyle ilişkilendirilir. Zekâsı, emeği, politik ya da mesleki varlığı değil; bakışlarının “etkileyiciliği” öne çıkarılır. Ve bu estetikleştirilmiş edilgenlik, milyonlarca izleyiciye her akşam yeniden servis edilir. Sorulması gereken soru şudur: Şiddetin ve kadın bedeninin bu şekilde yan yana getirilmesi, neyi normalleştiriyor? Hangi toplumsal algıyı yeniden üretiyor? Kadının varlığını yalnızca erkek anlatısının dramatik katalizörü olarak konumlandıran bu dil, gündelik hayatta karşılığı olan bir tahakküm biçimini meşrulaştırmıyor mu?
Televizyon izleyiciye bir aynadır derler. Ama unutulmamalı ki, aynı zamanda bir projektördür. Neyi nasıl gösterdiğiniz, yalnızca yansıtmakla kalmaz; yeniden kurar, yeniden üretir. Bugün ekranlarda gördüğümüz şey, yalnızca kurgu değil; toplumsal cinsiyet rejiminin prime-time’daki temsili hâlidir maalesef. Reyting savaşlarının ortasında kaybolan bu etik sorumluluğu yeniden hatırlamak zorundayız. Çünkü kadını hikâyenin öznesi olmaktan çıkarıp görsel bir “etki unsuru”na indirgeyen her anlatı, yalnızca estetik bir tercih değil; politik bir tercihtir. Ve bu tercih, en çok da görünmez kılınanları yaralar.






















