(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Türkiye’de orta seviye bir eğitime sahip olanlar da Anayasa’nın bazı şamil hükümlerini bilirler.
En azından bir yargılama aşamasında kendilerine dayanak olacağını düşünürler. Çünkü, yargının karşısına çıkmayacağına dair hiç kimsenin bir garantisi yoktur. Bu açıdan eskiden yolu adliyelere düşen herkes Anayasa kitapçılığını cebinde taşırdı. Artık internetin ülke sathında yayılmasıyla birlikte buna fazla ihtiyaç kalmadı. İhtiyaç halinde Google hemen vatandaşların yardımına koşuyor. Amacım bunu detaylıca yazmak ya da anlatmak değil tabii ki. Ancak önemli bir konuyu detaylandırmak maksadıyla, bu girizgahı yapmak gerekti.
Anayasa’nın 24. maddesi, “Din ve vicdan hürriyeti”ni ele alır. İlgili maddede, herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunun altı çizilir.
Devamında da, “Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.” diyerek noktayı koyar. Anayasa herkesi bağlar. Görevine bakılmaksızın kimse, “Beni bağlamaz” diyemez. Çünkü bağlayıcı özelliği vardır. Özellikle de etkin ve yetkin durumda bulunanları.
Ne yazık ki, Türkiye’de son dönemde hukukun ve Anayasa’nın “sencesi” ya da “bencesi” diye bir tabir türedi. Kanun herkese farklı işliyor.
Bundan dolayı da yargıya olan güven çok düşük seviyelerde. Bunu yeniden yukarılara çekmek için de yargıya herkesin yeniden güven aşılaması gerekiyor. İşte Türkiye’de yaşanan ciddi bir sorun dün yeniden ortaya çıktı. Özel Harekat Daire Başkanı Süleyman Karadeniz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 15 Temmuz nedeniyle yaptığı ziyaret sırasında elini öptü. Belki kapalı kapılar ardında bu görüntü yaşanmış olsaydı, fazla bir değeri olmayacaktı. Ancak kamuoyunun gözü önünde olduğu için de ciddi bir infial yaşandı. Bana göre de doğru ve yerinde bir tepkiydi.
Emniyet Müdürü’nün MHP lideri Bahçeli’ye duyduğu sevgi, saygı ve hürmeti tabii ki doğal karşılamak gerekiyor. Ancak üzerinizde kamusal bir üniforma taşıyorsanız bunu asla yapamazsınız.
Çünkü siz sadece MHP tabanının polisi değilsiniz. Sizler 85 milyonu temsil ediyorsunuz. Bundan dolayı da bu görüntü ciddi sorunları beraberinde getirdi, getirmeye de devam edecek. Şayet yarından itibaren Özel Harekat Dairesi Başkanı Karadeniz hakkında, EGM ve İçişleri Bakanlığı görevden alma ve emekliye sevk işlemi yapmazsa, önümüzdeki günlerde bunun farklı görüntüleri karşılaşırsa da, tek kelime açıklama yapmamalıdır.
BAŞKA BİR MÜDÜR DE CHP LİDERİNİN ELİNİ ÖPERSE
Sayın Emniyet Müdürü Karadeniz’i tanımam. Ancak hukuki olarak değerlendirmem gerekirse, yaptığı bir kere etik açıdan doğru değildir. İkincisi temsil ettiği misyon ve kurumu açıkça aşağılamıştır.
Temsil ettiği kurum, insanların siyasi görüşü, inancı ve mezhebi konusunda asla eğilmez. Karadeniz’in, misyonunun dışında ve sivil bir durumda Sayın Bahçeli ile karşılaştığında elini öpmesinde hiçbir beis görmüyorum. Ama üniforma ile yaptığı hareket EGM teşkilatı açısından bir utanç olarak kayıtlara geçmiştir. Diyorum ya, yarın bir başka emniyet mensubu bir tarikat liderinin ya da başka bir siyasi parti liderinin elini öperse ne yapacaksınız? Örneğin yarın CHP lideri Özgür Özel, aynı teşkilattan bir başkasına elini öptürdüğünde EGM ve İçişleri Bakanlığı nasıl bir tepki verecek? Bunun planlamasını acilen yapmalı?
Toplumun bazı kesimleri Özel Harekat Dairesi Başkanı Süleyman Karadeniz’in Bahçeli’nin elini öpmesini kutsuyor da olabilir. Bana göre devlet kutsanmaz.
Devlette önemli olan insandır. Bürokratlar sadece görevlerini yerine getirirler. Kanunun dışına çıkamazlar. Mevzuatta hareket planlaması açık şekilde çizilmiştir. Tabii ki her bir bürokratın kendine ait dini inancı, siyasi görüşü ve yaklaşım tarzı olmalıdır. Bunlar bir devlet için de zenginliktir. Ancak kanunun çizdiği sınırlar dışında bunu birilerine göstermek istercesine hareket etmek, alenen suçtur. Sayın Emniyet Müdürü yarından tezi yok kendisine bir talep gelmeden emeklilik dilekçesini acilen doldurmalıdır. Artık duruşunu alenen ifşa etmiştir.

CHP ESKİ GENEL BAŞKANI’NI KARŞILAYAN PAŞA SORUŞTURMA GEÇİRMİŞTİ
Gelelim asıl meseleye. Toplumumuzda hafıza sorunları olduğu açıktır. Dün, bizim geçmişte kalmıştır hep. Geleceğin planlaması da pek yapılmaz. Ancak geçmiş, bir toplum için hafızadır. Büyüme ve ilerleme oradan alınan bilgi ve tecrübelerle sağlanır. Aksi durumda içi boş bir kütükten öte bir anlam taşımaz insan.
Bu görüntüyü izlediğimde aklıma 7 Haziran 2017 geldi bir anda. CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu tarihte referandum kampanyası sırasında Balıkesir’de Bandırma 6’ncı Ana Jet Üssü Komutanlığı’nda askeri törenle karşılanmıştı. Üs komutanı Tuğgeneral Ahmet Biçer, ana muhalefetin liderini resmi bir şekilde karşılamış ve bir bürokrat olarak saygıda kusur etmemişti. Ancak Milli Savunma Bakanlığı, Biçer hakkında soruşturma başlattı. Hakkındaki soruşturmayı bizzat Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı yürütmüştü. Ve hazırladığı raporu Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’a sunmuştu.
Raporda, Kılıçdaroğlu’nun tören mangasıyla karşılanmasında kasıt olmadığı ancak kusur bulunduğu değerlendirilmişti. Tuğgeneral Biçer’e de en hafif disiplin cezası olan ”uyarı” cezası verilmişti. Dikkatinizi çekerim Tuğgeneral Biçer, Sayın Kılıçdaroğlu’nun elini öpmemişti. Sadece bir saygı gereği resmi bir tören düzenlemişti. Ancak Sayın Karadeniz, bırakın resmi tören düzenlemeyi, Bahçeli’nin elini defalarca öperek bağlılığını ortaya koydu.
İşte bu fotoğraf bile tuzun koktuğunun en net göstergesi. Birkaç gün içinde bekleyip göreceğiz. İçişleri Bakanlığı olayı kapatıp yoluna devam mı edecek, yoksa tuzun daha fazla kokmasının önüne mi geçecek? Aksi durumda önlem alınmazsa, daha pek çok bürokratın şeyhin, tarikat liderinin ve siyasi parti liderlerinin elini öpmesine şahit olacağız.























