ASLI GÜNEY
(The Turkish Post) – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın adını son dönemde sıkça duymaya başladık. Mayıs 2023’te göreve gelen Yerlikaya, bakanlıkta adeta bir enkazla karşılaşmıştı. İçişleri Bakanı’nın kendisinden önceki bakanlık koltuğunda oturan Süleyman Soylu’dan sitayişle bahsettiğinden herkesin haberi var. Çünkü basına yansıyan iddialar en azından bu yönde. Yerlikaya, birkaç ay sonra bir yılını dolduracak. Ancak görev yaptığı dönem itibariyle değerlendirildiğinde, başarılı bir süreç geçirdiği aşikar. Bir yandan Fetö soruşturmaları, bir yandan PKK/KCK ve diğer yandan da organize suç gruplarına yapılan operasyonlar Yerlikaya’nın adının duyulmasında etkili oldu. Ancak Yerlikaya, bir önceki bakan arkadaşı gibi kamuoyu önüne fazla çıkmamayı tercih etti. Bunun yerine sosyal medya hesabından sadece paylaşım yaparak, kamuoyunu bilgilendirme amacı güttü. Bence de en doğru adım buydu. Bu sayede muhalefet partileri nezdinde de bir itibar suikastına uğramadı.
Uzun yıllar ülkede bulunmuş ve hukukla iştigal etmiş biri olarak ben Türkiye’de atılan her adımı hukuki olarak değerlendirmek istiyorum. Hiçbir siyasi partinin görüşünü ortaya koymadan sadece hukuk penceresinden olayları değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu mu, Ali Yerlikaya mı derseniz cevabım her daim Yerlikaya’dan yana olacaktır. Özellikle İçişleri Bakanlığı koltuğu, hukukun ince elenip sık dokunduğu bir kurum olarak öne çıkıyor. Burada yapılan soruşturmalar, kovuşturmalar ve adli işlemler her zaman CMK ve TCK’nın ilgili maddeleri kapsamında olmak zorunda. “Siz gözaltı işlemlerini yapın, hukuk arkadan gelir” demek başlı başına hukuk bilmezlikten öte anlam ifade etmez. Bu açıdan önden hukuk gelmeli, soruşturma ve gözaltılar onu takip etmeli. Sayın Yerlikaya’nın geldiği ilk günden itibaren bu düşüncede olması da önemli. Umarım son gününe kadar da, eski çizgisinden taviz vermez.
Ancak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı önümüzdeki günlerde zorlu bir süreç bekliyor. Kendisinin de bunun farkında olduğundan şüphem yok. Çünkü İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği ile de sık sık temas halinde olduğu iddiaları var. Söz konusu ihlaller ve meslekten ihraçlar, Soylu döneminde olmasına rağmen, ihlalleri gidermek de ona düşecek. Meselenin özünü T24 Yazarı Tolga Şardan birkaç gün önce kaleme aldı. Şardan, Ankara’nın en saygın gazetecileri arasında. Haberini teyit ettirmeden, birkaç kapıyı aşındırmadan yazmayacak kadar da itidalli bir gazeteci. Şardan, “Fetö soruşturmaları” sonrasında adı sık sık gündeme gelen ‘Garson’ kod adlı gizli tanığın ifadesiyle ilgili önemli bir skandalı daha ortaya çıkardı. Şardan’ın iddialarına göre; Emniyet Müdürü Ömer Zeren, kendisiyle ilgili terfi kararına gerekçe olan Garson fişlemeleri üzerinde oymana yapıldığını öne sürdü. Zeren, Garson’dan çıkan kendisine ait veri ile daha önce açtığı idari dava çerçevesinde Emniyet Genel Müdürlüğü’nden mahkemeye gönderilen veriler arasında fark olduğunu ve evrakta sahtecilik suçu işlendiğini iddia etti. Zeren, halen Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Başkanı olarak görev yapan Ahmet Acar’ın söz konusu süreçte payının olduğunu kaydetti.
Bir hukukçu olarak şunu dile getirmem gerekiyor. Söz konusu iddia, çok ciddi ve vahim ötesinde. Hukukun olduğu bir ülkede evrakta ve delilde sahtecilik aleni bir suç. TCK’nın 204.maddesine göre, “Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü bulunuyor. Bu iddia doğruysa işlem yapanların hepsinin tutuklanması gerekiyor. Çünkü Garson adlı gizli tanığın ifadesi sonrasında emniyet teşkilatında, aralarında emniyet müdürü, amir, komiser ve polisin de bulunduğu 5 bin kişi ihraç edildi.
GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DOĞRULADI
Gelelim iddianın son noktasına… Yine Şardan’ın iddialarına göre; İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Zeren’in ortaya attığı iddiayla ilgili Emniyet İstihbarat Başkanlığı ile KOM Başkanlığın’dan sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu’dan bilgi aldı. Çorumlu, Yerlikaya’ya iddiada gündeme getirilen evrakta sahtecilik konusunu doğruladı. Çorumlu, bu görüşmeyi detaylı biçimde yakın çevresine de aktardı. Çorumlu, emniyet teşkilatında basit bir figür değil, anlaşılacağı üzere. Şardan, Çorumlu’nun KOM Dairesi Başkanlığı’nda da bir dönem aktif görev yaptığını kaydediyor.
Şimdi Ali Yerlikaya ve ekibi ne yapacak? Çorumlu iddiayı açıkça kabul etmiş. Personel Dairesi Başkanlığı ve KOM Dairesi Başkanlığı, listede olmamasına rağmen, kaç masum emniyet personelini listeye ekledi. Çünkü Garson ile ilgili bilgileri MİT ayrıntılı şekliyle çözmüş, KOM Dairesi Başkanlığı’na sunmuştu. Bakan Yerlikaya’nın çok fazla bekleme süresi yok. Hukuk erken hareket etmeyi gerektiriyor. Garson’un iddialarından dolayı binlerce polis, işsizliğe mahkum edilmişti. Şimdi hukukun işleme konma vakti. Bakan Yerlikaya, acilen bir ekip görevlendirip, sonradan listeye dahil edilen bütün emniyet personelini tespit ettirmeli. Belki de “FETÖ” ile irtibatı olmayan yüzlerce polis, arkadaşlarının kurbanı olmuştu. Bununla da kalınmamalı. Buna neden olanlar da en ağır şekilde maddi ve manevi olarak cezalandırılmalı.
























